Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
iStock
SİYASET

Zorba ve Gönüllü Mağdur

19 Oca 2023

"İnsan, bir damla kan ve bin endişe" demişti Şirazlı Sadi. Gücün rahminde biten binde bir endişe; sahip oldukça şehveti kışkırtan tuzlu arzuları doğurur kimi zaman. Gücü arzulamak belki bir fıtrat meselesidir; ancak var oluşu güç ile temellendirmek arzuların sınırlarına sığmaz; hırsın kapılarına dayanır. İç dünyanın kirli odalarında barınan hırsın kapısı, her vurulduğunda biraz daha aşınır. O odanın en kirli yanı şüphesiz bir kez atılan adımı dahi bir bataklık misali içine çekmesi ve dönülmez bir yol oluşudur.

2 Bardak
Bu duyguyu tanımayan insan pek azdır, hepimiz iç dünyamızın kirli kapılarının eşiklerinde sürünür; en iyi ihtimalle tokmakları biraz yoklayıp kaçarız. Kimileri o odaları ev beller, kimileri odalarda ne olduğunu mütemadiyen merak eder. Bu gizem, o odaların daimi misafirlerine çirkin bir karizma katar.

O çirkin karizmatikler, diktatör devlet liderlerinin ta kendileridir. Güç arzusuna bulanan yapışkan ruhları ile hükmün merkezine tutunup bir daha bırakmazlar.

Demem o ki, güç odalarında konaklayanlar güç budalası olurlar. Güç budalaları ise, nefret edilen ancak içten içe hayranlık duyulması muhtemel despot liderlerdir.

Onları ayakta tutan, mağdurların onlara duyduğu bu mazoşist iyimserliktir. Çünkü hiçbir bireysel güç, kitlesel güç karşısında bir başına imparatorluk sürdüremez. Her liderin canı bir devrimliktir.

Ne var ki bu devrim için kolektif bilinç yaratmak, mağdur halkın celladını sevmesinden çok daha zordur. Mağdurlar, hayatlarında kadere bağlı nabızları hariç her şeyi alıkoyan diktatörleri, kaybettiklerinden daha çok severler. Kaybettiklerini kazanmaktansa, ellerinde kalanı da ona vermeye can atarlar.

iStock
Peki tüm bu liderler, bunu neye borçlu? Hepsinde şeytan tüyü mü var? Yoksa o odalarda barınmak insan üstü bir cesaretin göstergesi mi? Sahiden, kötüler sevgiyi nasıl kazanır?

Bu sorunun cevabını, siyasi zorbalığın tarihine göz kırpan Netflix belgeseli "Zorba Nasıl Olunur?" yapımından esinlenerek arayacağız.

20 ve 21. yüzyıllarda zuhur eden ve dünya tarihinde derin yaralar açan, hatta neredeyse dünya sosyolojisinin bugünkü vaziyetinin sorumlularından olan bazı despotları, belgeselin üzerinde durduğu yaklaşımlar ile ele alalım. Böylece hem daha sistematik, hem daha anlaşılır olacaktır.

“Mutlak güç. Hadi ama, istediğinizi biliyorsunuz. Sadece nasıl ulaşacağınızı bilmiyorsunuz. Ama ben biliyorum. Bunun için bir el kitabı var. Tarihin en korkunç zorbalarının akıl almaz güç elde etmek için kullandıkları taktikler bütünü...” cümleleri ile başlayan belgesel Adolf Hitler, Saddam Hüseyin, İdi Amin, Muammer Kaddafi, Kim Jong Un ve Josef Stalin zorbalıkları üzerinde şekilleniyor. Zorbalık yöntemleri ise oldukça can sıkıcı...

https://img-s1.onedio.com/id-575150cd077736b6537c1993/rev-0/w-620/f-jpg/s-535f18b47ffb1d756dbf80fe9cffce057323d0ad.jpg

ÖFKE İLE YÖNET


Göbek adı propaganda olan Hitler'in yarattığı korku iklimi, sevgi olmasa da hayranlık; hayranlık olmasa da itaat ve gönüllü mağduriyet yaratımında şüphesiz etkiliydi. Çünkü Hitler için yalnızca bir katil demek asla yeterli değil. O bir katil üreticisi. Nihayetinde Yahudi halkının büyük bir kısmını kendi elleri ile katletmedi. Bilakis, dönemin aşırı sağcı ve Hitler sevdalıları bu soykırımı 'büyük bir keyif' ile yaptılar.

Hitler, güç odasının öfke penceresinden baktı bu hayata... En basit metaforla, onu destekleyenlerin çoğu o pencereden Hitler'i selamlayanlar oldular.

iStock

HER AN HER YERDE


Diktatör denince ilk akla gelen isimlerden Saddam Hüseyin, yanlıların desteğini deyim yerindeyse 'sübliminal' ile kazandı. O her an her yerdeydi. Zaman, her şeyi normalleştirmeye; kanıksamaya yahut yitirmeye yarıyordu ve Saddam profesyonel bir şekilde zamanın bu fonksiyonundan yararlandı.

Bakmak, görmek, bakmamaya çabalamak, daha çok görmek, gördüğünü bile fark etmemek... Süreç böyle ilerliyordu. İnsanlar, sürekli gördükleri şeyler ile bağ kurmaya çok daha meyilli. Öte yandan, zorbalık da gördükçe ve zamanla niteliğini yitiren; kanıksanan bir şey olunca Saddam'ın kendini kabullendirmesi çok da zor olmadı. Yetmez gibi, En acımasız stratejilerden biri sadakat kozunu da kullandı...

https://play-lh.googleusercontent.com/SdHHtir-bEvswgSsKh9f90YcxNUYe4Y-RRsFE10DTnqKiGpV6WZhO38oa9MZFnSbYqbK

SUÇ DEVŞİRME


İdi Amin, sinsi bir diktatördü. Gaddar yüzünü gizlemeyi başardı. Bu gerçeklerin üzerini örtmekte yeterli olmasa da halkın gözüne perde çekmek konusunda gayet yeterliydi. Bununla kalsa belki Amin'in diğer diktatörlerden daha insaflı olduğu düşünülebilirdi. Ne var ki bununla kalmamıştı. Onun ikinci kozu, günah keçisi seçmekti. Bir insana ve bir topluma yapılabilecek en korkunç yöntemlerden biriydi.

https://www.yaryayinlari.com/u/yaryayinlari/img/c/0/0/0068-1657932554.png

TEMİZ BİR SAYFA (!)


Josef Stalin, tarihi yeniden inşa etti. Onun en büyük silahı anti demokratik tavrıydı. Elinde olsa muhaliflerinin dillerini koparırdı. Sansüre yeni bir boyut kazandırdı. Birçok komünist, özgürlüğü bir tehdit olarak kabul ediyordu ancak aşırı sağcıların da onlardan farkı olduğunu savunmak nerdeyse imkansızdı.

https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AP_18138390025869.jpg

BEYİN YIKAMA


Tarikatlardan alışkın olduğumuz, etkili ve hastalıklı bir silah; gençliğin beynini yıkamak... Tam da Muammer Kaddafi'ye yakışacak bir zorbalık türü değil mi? Çoğu zaman radikal dincilerin başvurduğu ve toplum dinamiklerini derinden sarsan bir yaptırım. Yarattığı hasarları insanca onarmak imkansıza yakın...

https://img-s1.onedio.com/id-55646a61648fd45c3efe18fc/rev-0/w-620/f-jpg/s-763211ce8ec3aa43abbe8ab923fc549c8b4260ac.jpg

İZOLASYON VE KITLIK


Kıtlık deyince akla ilk gelen isim Mao elbet. Ancak bu yöntemi, Kim Jong Un özelinde ele alacağız. Dünyadan izole ve katı bir yönetim anlayışının hüküm sürdüğü topraklarında insanları açlıkla terbiye ediyor. Daha ilkel bir yöntem mümkün mü?

Şüphesiz Kim Jong Un, güç odasına acımasızlık temelli kat çıkan diktatörlerden biri!
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?