Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Yabancı, Tanıdık ve Kusurlu: Fleabag
KÜLTÜR/SANAT

Yabancı, Tanıdık ve Kusurlu: Fleabag

Bu dizide kural yok, 4. duvar yok, bir başarı hikâyesi yok. Aksine kaybetme ve kaybolma hikâyesi var. Son zamanlarda adını sıklıkla duyduğumuz Phoebe Waller-Bridge’in enfes kara komedisi Fleabag’i mercek altına alıyoruz bugün. Kumandalar hazırsa başlıyoruz.

Editör :Nazlı Doğan
Yayın Tarihi :22 Eyl 2022
Süre :3 Bardak

Fleabag, 2016 yapımı 2 sezonluk bir mini dizi. Phoebe Waller-Bridge’in yazdığı ve başrolünü oynadığı dizi çok sayıda ödül aldı. Phoebe’nin bir sanat eseri yaratma güdüsüyle çalıştığı çok belli. Bu yüzden olsa gerek dizi başarıdan başarıya koştu yıllarca. Bazı kavramların üzerine gittiğini, üzerine çok düşündüğünü, karakteri yaratmak ve oynamak için büyük bir çaba harcadığını görmek zor değil. Tutarsızlıklarıyla, içine düştüğü büyük sorunlarıyla kaybolmuş bir ana karakterin etrafında toplanan bu dizi, yaratıcısının başarısı ile şahlanıyor. Hem bir oyuncu olarak hem de bir yazar olarak ne kadar doğru ve kuvvetli kanallardan beslendiğini söylemek yanlış olmaz.

Dizinin ilk tanıtımını yaptıktan sonra hızla 4. duvar meselesine gelmek istiyorum. Çünkü daha ilk sahneden Phoebe Waller-Bridge gözlerimizin içine bakarak konuşmaya başlıyor ve 4. duvarı en baştan yıkıyor. Bu arada belirtmek gerekir ki Phoebe’nin dizide bir ismi yok. Bu da elbette boşuna değil. Ana karakteri evrenselleştirmek için yapılmış çok doğru bir hamle. Herkesin yaşadığı acıları bu karakterin perspektifinden anlatıyor. Diziye ismini veren “fleabag” kavramı ise Phoebe’nin oynadığı karakter ile direkt olarak özdeşleşiyor zaten. Kirli, adi ve ucuz anlamlarını taşıyor fleabag ve bu karakterle nefis örtüşüyor.
Hızlıca gelmek istediğim 4.duvar meselesine nasıl da hemen gelemediğimi fark ediyorum. Çünkü dizide bahsedilecek öyle çok şey var ki!

4. Duvar Meselesi
 
Tiyatro sahnesinde teknik olarak toplamda 3 duvar olur, bu 3 duvar oyuncuların etrafında çerçevelenir. Oyuncularsa seyirci yokmuş gibi, seyirci ile temas etmeden gerçekçi bir yapıda oyun oynadıklarında hayali bir 4. duvar eklenir oyuna. Yani tiyatrocular buna böyle der. Bu duvar seyirci ile oyuncu arasındadır, 4. duvar seyirciyi karşı tarafa konumlandırırken hareketsiz de kılar. Elbette seyircinin zihnini değil, oyuncu ile temasını hareketsiz kılar. Temelde tiyatro ile doğan bir kavram olduğu için bu kanaldan girdiysem de bu kavram sinema için de kullanılıyor tahmin edersiniz ki.
Fleabag’de ana karakterin iç konuşmalarını bizimle yapması 4. duvarı yıkan bir tavır. İlk sahnenin açılışı bizimle yani seyirciyle diyaloğa geçmesiyle başlıyor. Sonra da bu bağ hiç kopmuyor hatta git gide kuvvetleniyor. Madem ilk sahneden girdik, oradan devam edelim. Romanlarda ilk bölümler, filmlerde ise ilk sahneler hikâyenin kalbiyle direkt olarak bağlantılı kurgulanır genellikle. Bu da eserin meselesini, duygusunu en baştan yakalamamıza sebep olur.

Fleabag de lafı hiç dolandırmadan meselenin tam göbeğine getiriyor bizleri. Cüretkâr, filtresiz bir girişle ana karakterin seks bağımlılığını, kusurlarını gösteriveriyor bir çırpıda. Yatak odasına kadar sokuyor, bir yandan sevişen karakter bir yandan da bizimle konuşuyor. Sahiciliğinin yanına yabancılaştırmayı ekliyor, bizi tuhaf bir durumun içerisine sokuyor. Tanıyoruz, gülümsüyoruz ve şaşırıyoruz. Daha ilk sahneden cüreti ve müthiş İngiliz komedisi karakteristiğiyle yoğruluveriyoruz.

Diziye Yabancı Olmak

 
Yabancılaştırma yine hem tiyatroda hem de sinemada karşımıza çıkan bir olgu. Seyirci ile izlediği şey arasına 3. bir durum sokarak durumu karmaşıklaştırır bu kavram. Fakat bu karmaşa aklınıza içinden çıkılamaz bir hal getirmesin. İyi anlamda bir karmaşadan bahsediyorum. Örneğin bu dizide siz tam hikâyeye kendinizi kaptırmış izlerken Phoebe’nin kameraya dönüp bazı detaylar vermesi ya da meselenin aslında öyle olmadığına dair işaretler çakması yabancılaşmamızı ve hikâyeye kendimizi kaptırmamızı engelleyen bir unsur olarak kullanılıyor. Bu da seyirciyi esere mesafeli ve sorgulayan şeklinde konumlandırıyor.
 

Feminist Bir İş

 
2 paragraf önce dizi karakterin kusurlarını gösteriyor derken neyi kastettiğimi açmak isterim. Çünkü Fleabag, bize alıştığımız gibi mükemmele yakın kadın karakterinin yaşamını anlatmıyor. Aksine yaralı, yaralarıyla baş edemeyen, bu yüzden de ağır psikolojik sorunlar yaşayan bir kadını anlatıyor. İşlemeyen bir kafeyi işletmeye çalışan, sürekli içen, sigara ve seks bağımlısı, aile ilişkileri kötü, en yakın arkadaşını yakın zamanda kaybetmiş bir kadın hikâyenin tam merkezinde duruyor. Hem de koca koca sorunlarıyla birlikte.
Kadını ele alış biçimi ve ana karakterin ilişkilerini yaşayış biçimiyle rahatlıkla söylenebilir ki bu dizi feminist temellere dayanıyor. Özünde insan olmayı tartışırken bir koluna da kadın olmayı takıyor.
Bunları anlatırken komediyi kullanması da ironiyi beraberinde getiriyor. Böylelikle bir seyirci olarak çevrelenmiş hissediyorsunuz. Ana karakter için kahroluyor ama onunla birlikte gülüyorsunuz. Duygular arası geçişin hızı sinirlerinizi bozuyor tam sinirler bozulmuşken bölüm bitiyor. Sonraki bölüm için ertesi günü bekleyemiyorsunuz.

 

Yazının buradan sonrası sürpriz bozan içerir.



Çok ama çok güçlü bir iş Fleabag. Suçluluk duygusunun belki de en güzel anlatımlarından. Ana karakterin seks düşkünlüğünün yeni olmadığını, yaşadığı yoksunluktan (annesini kaybettiği ve aslında aynı zamanda babasını da kaybettiği için) oluşan erkeklere ve sekse düşkünlüğünü gördüğümüz an aynı zamanda da çarpıcı bir gerçekle karşılaştırıyor bizi, en yakın arkadaşının ölümüne sebep olmasıyla. Suçluluk duygusu ile baş edemeyen karakterin hayatta kalma mücadelesi, hep yanlış seçimler yapması, acı çekme arzusu ve kendi yarasını sürekli olarak kanatması hayatla baş etme çabasından kaynaklanıyor şüphesiz ki. Yalnızlığı, ölümü, suçlu olmayı birbirine harmanlayarak çok etkili bir şekilde anlatıyor.

Çok fazla söyleyecek sözü olan bu dizi çok tadında bitirilmişse de tadı insanın damağında kalıyor açık konuşmak gerekirse. Kız kardeşlik müessesesini de çok iyi bilen ve işleyen, feminist bir tavrı olan, sevgililik ilişkilerini çok doğru bir noktadan sorgulayan bu enfes iş tekrar ve tekrar izlenebilecek nitelikte. O halde, iyi seyirler olsun hepimize!
 

Yukarı Kaydır