Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
SİYASET Tarih

Türkiye'nin Reçetesi: 6 Ok'un Anatomisi

30 Kas 2022

Cumhuriyet Halk Partisi'nin sembolü olarak bildiğimiz 'altı ok', Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Milleti'ne çizdiği yol haritasıdır. Her biri farklı manalar taşıyan bu okların hepsi aslında aynı ideale işaret etmektedir; İzinde yürüyenler ışığa boğulacaktır...

2 Bardak
Türkiye Cumhuriyeti, Fransız Devrimi’nin ışığında kurulmuş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatına kadar da Fransız Devrimi’nin ortaya koymuş olduğu Jakobenlik mantığıyla yönetilmiştir. Jakobenlik, temelinde halkın menfaatleri doğrultusunda karar alma amacı güden ancak halkın mevcut donanımı bunu anlamak adına yetersiz kalacağından halkı karar mekanizmasının dışında bırakan; bu durumu da “halka rağmen halk için” cümlesiyle özetleyen siyasi harekettir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de cumhuriyetin ilanından sonra takınmış olduğu tavır budur. Bizatihi kendisi de Fransız Devrimi’nden, İttihat ve Terakkiden, Nâmık Kemal’den etkilendiğini birçok kez ortaya koymuştur. Bu tavır Atatürk’ün cumhuriyetin ilanından sonra demokrasiyi tercih etmeyip Türkiye’yi bir süreliğine parti devlet olarak yönetme kararı almasını sağlamıştır. Gazi'nin kurucusu olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin daimi şiarı olan altı ok; bir ideal olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne armağandır.

CUMHURİYETÇİLİK


Cumhuriyet; Türk toplumuna altın tepside sunulan hürriyetin unvanıdır. Saltanatı ortadan kaldıran cumhuriyet, Türk milletini özgürleştirmiş; padişahın kulu olmaktan, ağanın marabası olmaktan, şeyhin dervişi olmaktan kurtarıp insanlaştırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının haklarını, eşitliğini ve özgürlüğünü temsil ve müdafaa eden bu siyasi yaklaşım; adaletin ve demokrasinin de teminatıdır. Bir halk otoritesidir. Özetle; kavramsal olarak cumhuriyeti savunmak, insan safında yer almaktır.

MİLLİYETÇİLİK


Atatürk milliyetçiliği; faşizm ve kafatasçı zihniyetin 'milli duygular' ile bağdaştırıldığı yerde kopmuş; bağımsız; ulusçuluk temelli ve bütünleştirici yeni bir ideal olarak ortaya çıkmıştır. Düşüncenin temelinde ırksal bir kibir değil; toprak milliyetçiliği yatmaktadır. Bu anlayışta hiçbir insan ırkına, konuştuğu dile ve mensup olduğu dine göre ayrıştırılmayıp; hukuk önünde eşit kabul edilmektedir.

HALKÇILIK


Türk milletini oluşturan zümreleri eşitlik çatısı altında birleştirmeyi hedefleyen ilkedir. Ekonomik ya da siyasi statüye bakılmaksızın her yurttaş yasalar karşısında eşit kabul edilir. Sosyal devlet anlayışının Anayasa'da yer bulmasında bu ilkenin yeri büyüktür. Demokrasi felsefesinin siyaseten özelleştirilmesidir. Büyük Önder Kemal Atatürk, halkçılığı şöyle özetlemiştir:

"Bugünkü varlığımızın asıl niteliği milletin genel eğilimlerini ispat etmiştir. O da halkçılıktır, halk hükümetidir, hükümetlerin halkın eline geçmesidir"

DEVLETÇİLİK


En geç çıkan ilkedir. 1929 bunalımı ardından birçok devletin başvurduğu bu yöntem Mustafa Kemal'in de aklına yatmış ve tarafından ilkeleştirilmiştir. Devletin halka hizmetle mükellef olduğu bilincini ve katılımcı yönetimini esas alır... Anarşizmin tam zıddıdır; bu anlayışta devlet ekonomiyi ve sosyal yaşamı belli oranda kontrol edebilir.

LAİKLİK


En basit tabirle din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Bu ayrım; hilafete ve saltanata karşı alınmış bir tavırdır. Bu tavır ise cumhuriyetin var olmasını sağlayan, halkın yaşam biçimini, devletin ise yönetilme biçimini değiştiren en keskin ilkedir. Dinin zaruri koyduğu yönetim biçimini değiştirerek, medeni kanunun işlemesi sağlanmıştır. Buna sebep olarak da yüzyıllardır dinin siyasallaştırılması öne sürülmüştür.

Tarih boyunca şeriat ve hilafet vasıtasıyla siyasallaşan din, hem özünü kaybetti; hem insan ile yönetimin dönemin şartları çerçevesinde karar almasının önüne geçti; hem de milliyetçilik ilkesinde ortaya konulan bütünleştirici tavra zeval getirdi. Laiklik ile bu problemler ortadan kaldırarak, tüm dinlere eşit mesafede yaklaşmayı temel ilke kabul etmiştir. Bu bağlamda laiklik; insan haklarını, demokrasiyi, iç barışı ve ulusal bütünlüğü sağlamanın en mühim yolu olarak kabul edilmiştir.

DEVRİMCİLİK


Türkiye Cumhuriyeti, Fransız Devrimi’nin ışığında, devrimci bir zihniyet tarafından kurulmuş bir devlettir. Devrimcilik ilkesi ile kurulan bu devlet laik, çağdaş ve bir ulus devlet hâlini almıştır. Çünkü; 1923 Cumhuriyet Devrimi’nin ardında esasen 1908 Hürriyet Devrimi yatmaktadır.
Cumhuriyet, hürriyet devriminin çabaları ile filizlenmiştir; fakat hürriyet devrimini ortaya koyan İttihat ve Terakki, meşrutiyete dayalı bir ulus devleti kurmanın yeterli olacağını düşünürken, Mustafa Kemal devrimci bir tavır takınarak bunun yeterli olmayacağını düşünmüş, cumhuriyetin kuruluşunun ardından birçok reformla halkı çağdaşlaştırmayı hedeflemiştir. Devrimcilik ilkesi de çağdaşlaşma, modernleşme ve gelişme sürecinin durmaksızın devam etmesini hedefleyen, yarınlara daha dinamik bir Türkiye bırakmak adına mücadele edilmesini oldukça ehemmiyetli gören bir ilkedir.
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?