Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Tabiat Ve Bağımlılık Üzerine: Sağlıklı Bağımlılık Mümkün Mü?
WELLNESS

Tabiat Ve Bağımlılık Üzerine: Sağlıklı Bağımlılık Mümkün Mü?

Eksik hissetmek üzerine kurulabilecek milyonlarca cümle var. Bu his üzerine kurulu milyonlarca hayat. İnsan üzerindeki etkisi asla azımsanacak gibi değil. Nihayetinde yaşam dediğimiz bir tamamlanma mücadelesi... Belki bu yüzden mutsuzluğun bir numaralı müsebbibi eksiklik hissi. Hepimiz bir nebze kanıksıyoruz bunu ama tabiatımız boyun eğmeyi reddediyor eksikliğe. Ruhumuzu yamalara bürüyoruz onu yatıştırmak için ancak nafile. Ruhu dizginleyecek bir şeyi keşfettiğimizde ise tüm benliğimizi adıyoruz ona. Kendimiz için var etmemiz gerektiğine inandığımız şeyler uğrunda kendimizi yok etmeye başlıyoruz. Bu noktada ilk filizi yeşeriyor bağımlılık illetinin. Peki bağımlılığı sağlıklı bir çizgiye çekmek mümkün mü?

Editör :Eda Şengül
Yayın Tarihi :22 Eyl 2022
Süre :5 Bardak
Bizi diğer türlerden ayıran şeyleri konuşmak konusunda çok iştahlıyız. Başka türlerin yoksunlukları ile varlığını cilalama hevesi, evrenin merkezinde olmaya koşullanma, Tanrı'nın özel üretimi olduğuna inanma gibi birçok çarpık biliş altında zavallılığımızı bastırıyoruz. Hepsi bir illüzyon. İşin doğrusu, hepimiz kendisi altında ezilen mahluklarız. Belki de zaman zaman bizi diğer türlerle birleştirenlere odaklanmalıyız. Örneğin duygulara... Böylece bu kadar yalnız ve eksik kalmayız tabiatta; tamamlanır ve kurtuluruz suni bağımlılıklarımızdan.

Bu bağımlılıkların tacını organik bağlılıklara teslim etmek, içinde çırpınıp durduğumuz eksiklik hissine nasıl iyi gelecek? Tabiat ve eksiklik arasında nasıl bir bağlantı var? Varlığımızı farklı türlerin duyguları ile yeniden tanıdığımızda ruhumuz nasıl dizginlenecek? Önce bu soruların cevapları ile başlayalım ve ardından sağlıklı bağımlılık ironisini mercek altına alalım.
Yaşam serüvenimiz, her birimize farklı özellikler biçer ve farklı yazgılar bahşeder. Bu özellikler, farklılıkları nedeni ile bir kıyasa dolayısıyla 'eksiklik' hissine öncülük eder. Bu his; daha iyi bir baba, güzel bir vücut, daha yüksek bir sosyal statü, daha iyi ders notları istemek gibi yüzeysel nedenlere sırtını dayayabilir. Kimi zaman ise nedensiz şekilde çöreklenir içimize. Bu yönüyle eksikliğin bir kolu yetersizlik hissi ile sentezlenir. Bu insan egosunda yara benzeri bir sızı ile vuku bulan derin bir boşluğun habercisidir. İnsanlar bu eksiklik hissi ile mücadele etmek hususunda zayıf düşebilir ve kolaya kaçabilir. Bu durumda başvurdukları çözüm yöntemleri, onların bağımlılık ağına hızla düşmesinde etken hal alır.

Madde bağımlılığı


Kötü bir anne/baba figürü sevgisizliğe işaret ederken; sevgiyi dışarıda arayan insanlar onları en kolay kabul edecek olanlara; kendileri gibi yaşamdan kaçmaya uğraşan ve kendilerine yaşamda bir yer aramaktansa; yersizlikle hayıflanmaya teslim olanlara, çabasız mutluluğu arzulayanlara teslim ederler eksikliklerini. Bu yanlış bir var oluş biçimidir. Çünkü varlığın zıddından; görünmezlikten ve yok sayılmaktan beslenir ve nihayetinde kendisini toplumdan büsbütün silmeyi başarır. Böylece sosyal yaşam ile bağları gitgide kaybolur. Sevgi daha ulaşılmaz, eksiklikler daha tamamlanamaz bir hal alır.
Bu ortamlarda insanlar, duygudaşlarına yaşam ile mücadele etmenin bir yolu olarak bilinç molası vermeyi tavsiye eder. Bir kereden bir şey olacağından adı gibi emin olanlar "Bir kereden bir şey olmaz" diyerek bağımlılık dünyasında ilk adımını atar. Bağımlılık bataklığı insanı ilk adımda içinde çekmek hususunda oldukça başarılıdır.

"Etkisi geçer, bağımlılığı kalır"

Eksikliklerin daha fazla derinleşmesi de tam bu noktada devreye girer. Bilinç yitimi gibi sonuçlar doğuran maddelerin etkisi geçici, bağımlılığı kalıcıdır. Birey, artık daha zararlı ve devamlı bir eksikliğin sahibi bulur kendisini. Sevgi arayışı, madde arayışı ile nihayete erer. 

Burada sağlıklı bir bağımlılıktan bahsetmek elbette mümkün değil.

Oyun bağımlılığı ve aidiyetsizlik


Öte yandan, yaşamın içine dahil olamayan ve sosyal becerileri zayıf kimseler; kendilerini gerçek yaşamdan soyutlar ve sanal bir yaşamın başrol kahramanlığına soyunurlar. Sanal bir arkadaş grubu, online bir oyun onlar için yemekten, içmekten, uykudan, hatta gerçek ve fiziksel sevgiden daha mühim bir hal alır. Esasında bu ağa düşerek tabiattan ve insan doğasının sosyallik elementinden vazgeçmiş bulunurlar.

Yine burada, sosyalleşmek için yeterince 'güzel' hissetmeme, hiçbir topluluğa ait hissedememe, çocukluktan gelen bir güven duygusu yoksunluğu ve insan fobisi rol oynayabilir.

İnsan bağımlılığı 


Tehlikeli bağımlılıklardan biri de canlılara duyulan bağımlılıktır. Çocuğu bağımlı derecede sevme, sevgiliyi bağımlı derecede sevme, anneye bağımlı oranda düşkünlük canlı bağımlılığının en sık görülen örneklerinden bazıları.

Burada bağımlılık, fedakarlıklarla karşısındaki insanı satın almak şeklinde kendisini gösterebilir. Anneye bağımlılık hususunda ise ekseriyetle bu tam tersi şekilde karşımıza çıkar. Annenin manipülatif sevgisi, demagojik yaklaşımı, deyim yerindeyse 'saçını süpürge' etmesi ve bunu çocuğuna doğrudan hissettirmesi duygusal şiddet kapsamında yer alır. Ancak ne anne ne de çocuk bunun farkındadır... Burada çocuk, annesine duyduğu borçluluk hissini çok sevgi ile bastırmaya çalışır. Ancak bu çok sevmenin ötesinde bağımlı bir hal alabilir. Anne ve çocuğun toksik ilişkisi, çocuğun da kendinden ödün vermeyi olumlaması ile sonuçlanabilir. Mükemmel kabul edilen anne figürü şüphesiz kendisine rol model olacaktır.

Çocuğa bağımlılık ise çocuğun sınırlarını katletmek ile sonuçlanır çoğu zaman. Çocuğu aileden soyutlanarak büsbütün dış dünyaya dönük 'aykırı' bir birey haline getirmeye ya da tam aksine birey olmaktan aciz, annesinin bağımlılığına karşılık bağımlı bir kişilik haline getirmeye neden olabilir bu yaklaşım.

Sevgili bağımlılığı ise, uç bir örnek gibi görünse de aşırıya kaçtığı durumda gazetelerin üçüncü sayfasında son buluyor kimi zaman. Kendini yetersiz hissetmenin bir sonucu olan kıskançlık duygusu, öz sevgi ile doldurulamayan eksikliğin dışa dönmesine ve yok ediciliğe evrilebilir. Dolayısıyla eksiklik en tehlikeli halini alabilir.

Peki tabiatta bunu baskılayacak ne var? 


Tabiat, sevginin bin bir haline bağrını açan; insana, insan eli ile yapılan her şeyin eksikliğine karşılık muazzam bir adalet ve denge sunan alemdir. Yazgının eksik sunduğu sanılan her şeyi tamamlamak bir tek tabiata teslimiyetten geçer. Bir çiçeği beslemek, dünyaya bir şey vermenin ve ona bir yerinden ait olmanın en kolay yoludur. Bir kedi sahiplenmek, sevginin güzellikle ölçülemeyeceğini öğrenmek için en iyi yöntemdir. Denizin özgürlüğüne kendinizi dahil ettiğinizde, üzerinizde ne kadar az şey varsa o kadar hafif ve mutlu olursunuz. Deniz mücevherleri sevmez ve sosyal statünüz anlamını bütünüyle yitirir. Meyveler tüm insanlar için aynı tattadır, hava herkes için aynı serinlikte. Başarı ise ders notları ile ölçülebilecek son şeydir. Yazgınız, sizin zekanızı ve başarınızı ortaya koyabileceğiniz en muhteşem şekilde hazırlanmıştır. 

Aile sevgisizliğinden kaynaklanan eksiklik bile tabiat ananın kollarında tamamlanabilir. Diğer türler üzerinde üstleşme çabamızı bir kenara koyar ve zekamızın duygularımızı yönetmediğimiz için bize bahşedildiğini kavrarsak onlara daha fazla yaklaşırız. Şunu iyi bilmeliyiz ki, bitki ve hayvanların duygularını yönetmek için bir zekaya ihtiyaçları yok. Duygularımızı bulandıran zekamız, aynı zamanda onları dizginlememiz için bize fazladan verilmiş bir mekanizmadır. Bizi hayvan ve bitkilerden üstün kılmak amacı ile değil...
Bu noktada, ebeveynlerimizin kendisini doğa ile nötrleyemediğini; hayvanlar kadar soft duygulara sahip olamadığını; insani ve zihinsel buhranlarının eksiklikleri ile mücadelelerini zorlaştırdığını kavramamız daha kolay olabilir. Çünkü onlar, önce hayvanlardan; sonra çocuklardan daha üstün olma duygusuna kapılmış; ve kendilerinden üstün olduğuna inandıkları insanların altında arada kalıp ezilmiş insanlar olabilir. Bu elbette bir suç değil. Aksine bu onları bağışlamanın tek bahanesi.

Özetle, tabiatın sevgisi ile yetinmeyi bilen; doğadan aldıklarına karşılık doğaya bir şeyler veren; zeka budalalığına kapılmadan sevmeyi bilen, kıskançlığı; öfkeyi ve en önemlisi üstünlük hissini alt etmeyi beceren insanlar eksik kalmazlar...

Sağlıklı bağımlılık mümkün değil


Bağımlılık, varlığı ile diğer türler üzerinde egomuzu tatmin ettiğimiz beynimizde oluşan bir hastalıktır. Yukarıda sözünü ettiğimiz nedenlerle ortaya çıkabilir. 

"Ben kontrol edebilirim. Herkes kullanıyor bir şey olmuyor. Madde, yaratıcılığı geliştirir, konsantrasyonu arttırır. Esrar alkolden daha zararsızdır. Bir kere kullanmaktan bir şey olmaz. Benim iradem güçlüdür. Sadece zayıf bireyler bağımlı olur, ben bağımlı olmam. Esrar bir ottur, zararlı değildir" gibi büsbütün aldatmaca olan ifadeler bağımlılığın bir hastalık olduğu gerçeğini değiştirmekte etkili değildir.
Ne var ki, bahsini ettiğimiz nedenlerin çok daha dışında nedenlerle de meydana gelebilir. Tabiat çözümü elbette tıbbi bir tedavi yöntemi değil. Bağımlılıklar, tıpkı tansiyon ve şeker hastalıkları gibi daima kontrol altında tutulmayı gerektiren rahatsızlıklardır. Ve farklı tedavi yöntemleri ile alt edilebilir. Ancak bu tedavi yöntemleri için mutlaka bir uzmana danışılması gerekir.

Öte yandan sağlıklı bağımlılık diye bir şey mümkün olamaz. İyi hissettiren her şey, iyi değildir. Öyle ki eksiklik hissi bile, bağımlılıktan daha tercih edilebilir bir histir.
Yukarı Kaydır