Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Sufizmin Aykırı Bir Kolu: Kalenderilik
SCOPE

Sufizmin Aykırı Bir Kolu: Kalenderilik

25 Kas 2022

Tasavvuf geleneği içerisinde sufizm, diğer inanışların prensip ve davranışlarıyla karşılaştırıldığında merkezi bir yerde durmamaktadır. Bireysel veya kolektif olarak kendi ruhlarına dönmeyi ve özlerini keşfetmeyi amaçlayan sufizm, bu anlamda belirli ibadet kuralları olan inanışlarla terminoloji noktasında ortaklaşsa da uygulama noktasında ayrışmaktaydı. Fakat sufizm de kendi içerisinde çeşitli tarikatlar barındırmakta ve bunlardan birisi aykırılığıyla toplumdan büyük tepkiler görmekteydi. Kalenderiler olarak adlandırılan bu kesimi tanıdığınızda, reddedişin boyutlarına şaşırmamak elde değil!

Coğrafi ve Dilsel Köken
 
İlk olarak 9. yüzyılda İran dolaylarında ortaya çıkan Kalenderilik akımı, coğrafyanın etkisiyle İran’daki Zerdüşt ve Orta Asya’daki Hindu ve Budist geleneklerinden beslenerek var olmuştur. İran’daki Melamilik akımının bir devamı olarak anılan Kalenderilik, etimolojik açıdan incelendiğinde, Türkçe’ye de kalantor olarak geçen Farsça kalantar’dan türediğini görüyoruz. Kalantar ise iri ve kaba kimse anlamına gelmektedir. Sanksritçe köküne bakıldığında ise kalandara sözcüğü nizam dışı anlamına gelmektedir. Dil kökenine paralel bir biçimde Kalenderiler, gerçekten de toplum kurallarına epey radikal bir biçimde karşı durmuşlar ve bu duruşu pratiğe dökmüşlerdir. Çünkü dünyevi olan her şey Allah’la bütünleşmenin önünde birer engel teşkil etmektedir.

Image via gzt.com
Çar Darb Geleneği
 
Tasavvuf literatüründe çar darb olarak adlandırılan gelenek, saç, sakal, bıyık ve kaşların tıraş edilmesini işaret etmektedir. Yaratılış hikayesine göre ilk insan Adem’in vücudunda kıl olmadığına, kılların ancak Adem cennetten kovulduğunda ve dünyaya sürgüne gönderildiği zaman çıktığı önermesine dayanan bu gelenek, bir rivayete göre de şu şekilde ortaya çıkmıştır: Seyyid Cemaleddin isimli Mısır müftülüğü yapmış bir derviş kendisine körkütük sevdalanan bir kadının aşkından kurtulabilmek için dua eder. Duası kabul olur ancak vücudundaki tüm kıllar dökülüverir. Çünkü bir yoruma göre Kalenderiler için insan suratı güneşe ve kıllar ise güneşin görülmesini engelleyen bulutlara benzemektedir. Allah’la yakınlaşmak ve aydınlanmak ise bedenen tüm kıllardan arınmak ve cinsellikten de uzak durmakla mümkündür.

Diğer Aykırılıklar
 
Dünya nimetlerinden el ayak çeken ve içinde bulunduğu tasavvuf geleneğini dünyevi değerlere fazla sarıldıkları için gerçekten Allah’la bütünleşmemekle suçlayan Kalenderiler, farklı şekillerde toplum normlarının dışına çıkıyorlardı. Birçoğu esrar ve şarap içen Kalenderiler’in kimi ya tamamen çıplak ya da yarı çıplak olarak halk arasında üçerli beşerli gruplar halinde dolanmalarıyla dikkat çekiyordu. Allah’la bütünleşmek uğruna kendilerini toplumdan bilinçli bir şekilde soyutlayan Kalenderiler arasında bazısı boyunlarına, bel ve bileklerine hatta penislerine demir halkalar takardı.

Image via Pinterest
Dünyevi değerlere tamah etmeyen Kalenderiler, elbette mal mülk sahibi olmayı birer zayıflık olarak görüyorlardı. Evleri olmayan Kalenderiler, çıplak bedenlerine sardıkları kurutulmuş hayvan postlarıyla sokaklarda sürekli bir devinim halinde dilenmekle kalmıyor, bu postların üzerlerinde ya da bunlara sarılı biçimde uyuyorlardı. Zenginliği tasavvuf geleneğinde nefs adı verilen kötücül benliğin bir özelliği olarak gören Kalenderiler, fakirliği yüceltiyor ve ellerinde birer asa ve kâse ile yalın ayak, köyleri ve kasabaları arşınlıyorlardı.

Anadolu ve İsyanlar
 
13. yüzyılda kitlesel halde Anadolu’ya gelen Kalenderilik akımının önde gelen kimi üyeleri, Osmanlı’da Yeniçeri Ocağı’nın kuruluşunda rol oynarken kimisi Bektaşilik olarak bilinen tasavvufi akımın ortaya çıkışında ve şekillenmesinde rol oynamıştır. Hatta Kalenderiler Fatih Sultan Mehmet zamanına değin Osmanlı bünyesinde çeşitli askeri operasyonların birer parçası olmuştur ve karşılığında örgütlenmelerini geliştirecek çeşitli imtiyazlar tanınmıştır. Fakat aykırı duruşlarını ve marjinal davranışlarını betimlediğimiz Kalenderiler, tahmin edileceği üzere gittikleri yerlerde karışıklıkların bir parçası olmuşlar ve hatta bazı büyük isyan hareketlerinde belirleyici rol oynamışlardır. Bunların arasında ise Şahkulu İsyanı, Bozuklu Celal Ayaklanması ve Kalender Şah ya da diğer adıyla Kalender Çelebi İsyanı öne çıkmaktadır.

Image via novasofya.com
Fatih Sultan Mehmet’le birlikte merkezi otorite tarafından büyük oranda hoş görülmeyen Kalenderiler, 16 ve 17. Yüzyıllarda kuruluşunda rol oynadığı Bektaşilik tarikatının içerisinde yukarıda saydığımız belirleyici aykırılıklarını terk ederek bir nevi daha uyumlu halde varlıklarını sürdürmüşlerdir.
 
Sonuç olarak Kalenderiler, kökten karşı çıkışlarıyla sufizmin içerisinde kesinlikle farklı bir yerde konumlanmaktadır. Hatta Kalenderiler’i anarşist tutumlarla bir arada gören değerlendirmeler dahi yapılmaktadır. Fakat biz sözü burada keselim ve ilgililerine aşağıdaki kaynağı önerelim.
 
Kaynakça
 
Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sufilik: Kalenderiler, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1999

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?