Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Su Tüketimi Üzerine
Unsplash
DOĞAL YAŞAM

Su Tüketimi Üzerine

Dünyamızın çok büyük bir kısmının su ile kaplı olduğunu biliyoruz. Ancak su kaynaklarının genel durumuna bakacak olursak büyük oranının tuzlu olduğunu ve tatlı su kaynaklarının ise tüm dünyada yalnızca %2.5 oranında olduğunu görürüz. Bu suyun da çok büyük bir kısmının buzullar ve kar kütlelerinde saklı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca yer altı suları ve yüzey suları da çeşitli ihtiyaçlarımızda kullandığımız ve içmek için tükettiğimiz sulara örnek verilebilir. Fakat bunların yanı sıra görüldüğü üzere tatlı su kaynaklarımız, tuzlu suya oranla gerçekten de az. Bu da su tüketiminin akıllıca yapılmasını, kaynakların korunmasını ve geri kazanılmasını gerekli kılıyor. Peki doğru su tüketimi nasıl yapılabilir?

Editör :Selin Borazan
Yayın Tarihi :18 Eyl 2022
Süre :2 Bardak

Su, şüphesiz ki tüm canlılar için vazgeçilmez bir nimet ve önemli bir yaşam kaynağı olarak ifade edilebilir. Yeterli miktarda ve kaliteli suya sahip olmak insanın temel ihtiyaçlarını giderebilmesi ve insanca yaşabilmesi bakımından büyük önem taşır. Bunun örneklerini tarihin tozlu sayfalarını karıştırdığımızda da görmemiz mümkün. Örneğin ilk yerleşim yerlerine baktığımızda insanların genellikle suya yakın bölgeleri tercih ettiklerini görürüz. Su olan bölgeye bir süre sonra yol yapılır, eğitim getirilir ve insanın ihtiyaç duyduğu diğer gereksinim alanları konumlandırılır. Dolayısıyla su, aynı zamanda medeniyetle de ilişkilendirebileceğimiz oldukça önemli bir ihtiyaç diyebiliriz. Yani su hem insanın yaşam kaynağı hem de kalkınmanın temel unsuru şeklinde yorumlanabilir. 

Suyun bu denli önemli olması, su kıtlığından kaynaklanabilecek problemlerin ne denli önemli ve büyük olduğunu da açıkça bir biçimde gösteriyor. Su kaynaklarımızdan yararlanmaya devam edebilmemiz konusunda iklim değişikliği ile mücadele, ekonomik anlamda büyüme, biyolojik çeşitliliğin kaybının önüne geçilmesi ve doğal kaynakların doğru biçimde kullanımı oldukça önemli faaliyetler olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca suyun tüketimi kentsel kullanım, üretim girişimleri ve tarım vs. gibi pek çok alanı da ilgilendiriyor. Ancak su kaynaklarımızın kısıtlı olması yalnızca suyu merkeze alarak girişimlerde bulunan firmaları ilgilendirmiyor. Hepimizin suya ihtiyacı var ve dolayısıyla su kıtlığı hepimizin ortak problemi olarak ifade edilebilir. Bu konuyu dünya bazında ele aldığımızda hükümetlerin ve büyük firmaların su tüketimi konusunda yaptığı atılımlardan da bahsetmek gerekir. Ancak unutulmaması gerekir ki değişim ancak risk unsurunu ortadan kaldırmak adına beraberce hareket etmekle sağlanabilir. 

Bu sebeple de geçen zamanla birlikte azalan su kaynaklarımızın ardından öylece bakıp kalmamak için harekete geçmek ve su tüketimi ile ilgili yapıcı adımlar atmakta fayda var. Bunun en önemli yolu ise suyun gereksiz bir biçimde kullanılmasının önüne geçmek yani su tasarrufu yapmak diyebiliriz. Peki bunu nasıl yapabiliriz? Bulaşıkları sudan geçirmeden makineye atmak, duşta geçirilen zamanı aza indirgemek, diş fırçalarken çeşmeyi kapalı tutmak veya çamaşırları olabildiğince biriktirerek makineye atmak gibi günlük rutinimize dahil edebileceğimiz basit tasarruf biçimlerini biliyoruz. Ancak tüm bunlardan daha fazlasını yapabilmek de mümkün. Örneğin çevre dostu yapıda geliştirilen pompalar sayesinde evsel atıklarınızı dönüştürebilir ve %50'ye yakın bir oranını yeniden kullanabilirsiniz. Bu sayede ise örneğin bahçenizi ve bitkilerinizi sulamanız mümkün. Böylece kaynakların gereksiz kullanımını önleme konusunda yapıcı bir adım atabilirsiniz. 

Ayrıca kullandığınız ürünün su ayak izini öğrenmeniz de önem taşır. Böylece tercihlerinizi daha çevreci olan seçimlerle değiştirmeniz mümkün hale gelir. Ayrıca su ayak izi kavramına dikkat çekilmesi su tasarrufu yapabilmek açısından farkındalık oluşmasına da katkı sağlar. Böylece bilmediğimiz ya da her gün yaptığımız ancak etkilerinin farkında dahi olmadığımız eylemler de bu şekilde bir mantık çerçevesine oturabilir. Dolayısıyla da su tüketimi; farkındalığımızın tasarrufa dönüşmesi ile önem kazanır ve kalıcı bir alışkanlık haline gelebilir. Bu da geleceğimizin en büyük tehlikelerinden biri olarak söyleyebileceğimiz su kıtlığının önüne geçilmesi konusunda oldukça önem taşır. 

Yukarı Kaydır