Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Sohaila Abdulali'nin Kaleminden: Tecavüzü Konuşmamız Lazım
KADIN KAFASI

Sohaila Abdulali'nin Kaleminden: Tecavüzü Konuşmamız Lazım

23 Kas 2022

Bundan birkaç yıl evvel, Hindistanlı yazar ve aktivist Soheila Abdulali 'Tecavüzü Konuşmamız Lazım' isimli bir kitap yayımladı. Kitap, tecavüzün ele alınış biçimi konusunda bambaşka bakış açıları sundu. Orada yazanlar, paylaşılanlar önemliydi, çünkü Abdulali bizzat kendisi, tecavüz hayatta kalanıydı..

.
Abdulali'nin çoğunlukla kendi hikayesini ve iç dünyasını döktüğü kitap, aynı zamanda dünyanın farklı yerlerinden bambaşka kadınların da hikayelerine yer veriyor. Kitabı, yalnızca bir kitap olmaktan çıkaran, ve okurken dahi damarlarınızı karıncalandıran, midenizi düğümleyen çirkin gerçekler var. Aktivist, tüm kitap boyunca adeta bas bas bağırıyor 'tecavüzü konuşmamız lazım' diye. Tecavüzü konuşmamız lazım, fakat toplumların istediği şekilde değil, gerçeğiyle konuşmamız lazım. Konu hassas, konu birilerini fazlasıyla incitebilir. Ama konu, aynı zamanda da susuldukça kanayan bir yara.

Abdulali, bu kitapta yalnızca hikayesini de paylaşmıyor, mevzu 'tecavüze uğramış' birisi olduğunda, toplumların neleri yanlış yaptığını da anlatıyor. Sayacaklarımızın birçoğunu, yaşadığımız coğrafyada ya gördük, ya duyduk, ya da okuduk. Bilerek, bilmeyerek dil ile, zaten açılmış bir yaranın üzerini daha da dağlamayalım diye, bir kez daha söyleyeceğiz biz.

'Mağdur' etiketini yapıştırmak

Tecavüzü yaşamış olmak yeterince travmatik bir durumken, bunu yaşayanın ömrü boyunca 'mağdur' etiketiyle dolaştırılması, onun iyileşmesini yalnızca erteleyecek. Ona 'mağdur' yerine 'hayatta kalan' demek, çok daha yerinde olacaktır. Çünkü, yaşadığı şeyden belki ruhsal olarak değil ama fiziksel olarak sağ çıkan ve iyileşmeye çalışan birisiyle iletişimdesiniz. O bir mağdur değil, zorun da zorunu yaşadı ve böyle hatırlanmak istemiyor.

Doğrudan suçlamak, ya da suçlanmış hissetmesini sağlayacak şekilde davranmak

Vücut ve ruh bütünlüğüne saldırıda bulunulan kişi kendisi iken, bunda bir payı varmış gibi hissettirilmesi daha da yaralayıcıdır. Eğer hiç kimsenin saldırıdan hoşnut olamayacağını düşünürsek, ona 'keşke öyle giyinmeseydin, keşke orda olmasaydın, keşke onunla evine kadar gitmeseydin' gibi cümleler kurmayın. Olayın gerçekleştiği yere kendi rızasıyla gitmiş olabilir. Hatta eylem başlangıçta tecavüz olmayıp, karşılıklı rıza çerçevesinde gerçekleşirken, işin rengi bir anda değişmiş, bir taraf fikrini değiştirip ayrılmak istemiş de olabilir. Hiçbir faktör, bunun o dakikadan sonra saldırı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Psikolojik olarak zaten hassas olan kişinin, bir de sizin suçlu hissettirmenize ihtiyacı yoktur.

 Hikayesini anlatmaya zorlamak

Hikaye onun. O anlatmak istemedikçe, onunla kalabilir. 'Anlat, rahatlarsın' diyerek anlatmaya zorlamak, travmasını tazelemektir. Çünkü aslında sessiz kalmak, onun bu travmayla başa çıkma tarzı olabilir. Çünkü, belki de anlattığında büyüyecek içindeki enkaz, yangını körüklenecek. Olay resmi kurumlara intikal ettiğinde yürütülen süreçte, hayatta kalan zaten hikayesini hatırlamak istemeyeceği tüm ayrıntılarla anlatmak zorunda kalıyor. Travmasını yeniden yeniden yaşıyor. O bahsetmek isteyene kadar, hikayesini dinlemek istediğinizi söylemeyin.

Tecavüzü küçümsemek, başka felaketlerle kıyaslamak

'En azından hayattasın' demek, ona kendini daha iyi hissettirmeyecek. Çünkü özellikle olay tazeyken o, yaşadığı durumu birçok başka kötü durumla değiş tokuş etmek isteyebilecek ruh halinde olabilir. Tecavüzü başka felaketlerle kıyaslayarak onun haline duacı olmasını istemek, adil değildir. Kişilerin başlarına gelmiş hiçbir kötülük, daha büyükleriyle kıyaslanarak, şükür çağrısı yapılmamalı. Bu son derece inciticidir.

Kişiye 'hayatı bitmiş' muamelesi yapmak

Abdulali'nin paylaştığı, insanın tüylerini diken diken eden bir ayrıntı daha var kitapta. Kendi ülkesi Hindistan'da tecavüze uğrayan kişi için 'yaşayan ölü' anlamına gelen bir niteleme yapılıyormuş. Hayatta kalmış ve kendinde o gücü bulduğunda iyileşmeye başlayacak birisine acıyarak, hayatı bitmiş gibi davranarak onu çok daha büyük bir ruhsal bunalıma sürüklersiniz.

Tecavüzü konuşmamız lazım... Evet. Ama yalnızca toplumun bize izin verdiği kısmını değil, tecavüzün çirkin ve politik yüzünü de konuşmamız lazım. Tecavüzün yalnızca kendisini değil, ardından gelen utandırmaları, intihar teşviklerini, şükür davetlerini ve üst örtmelerini de konuşmamız lazım. Susası olan sussun, ama birilerinin konuşması lazım.


 
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?