Sınırlar Dosyası: İnsan İlişkilerinde Kişisel Sınırları Belirlemenin Önemi
Pexels Ron Lach
İLİŞKİLER / CİNSELLİK

Sınırlar Dosyası: İnsan İlişkilerinde Kişisel Sınırları Belirlemenin Önemi

Sanırım birçoğumuz aile, iş, arkadaşlık, romantik ilişkilerde kişisel sınırları belirlemenin önemini biliyoruz. Fakat iş uygulamaya geldiğinde bunların ne olduğunu da nasıl koruyacağımızı da tam anlamıyla kestiremiyoruz. Örneğin en son ne zaman içinizden gelmediği halde bir arkadaşınızla buluştunuz? Bu bayramı ailenizle geçirmek istemediğinizi söyleyebildiniz mi yoksa acil bir işiniz mi çıktı? Bazen olası bir çatışmadan kaçınmak bazen de karşımızdakini üzmemek adına ufak bahanelerin zararsız olduğunu düşünüyoruz. Oysa ihtiyaçlarımızı dile getirmediğimiz her an başkaları uğruna kendimize ihanet ediyoruz. Hal böyle olunca ne kendimizle ne de başkalarıyla sahici ilişkiler kurabiliyoruz. Önce kendimiz sonra da diğerleriyle sağlıklı ilişkilere sahip olmak ise ancak kişisel sınırlarımızı belirlemekle mümkün. Gelin sınırlar dosyasının bu ilk yazısıyla kendimizin nerede bitip başkalarının nerede başladığını beraber keşfedelim.

Editör :Miray Gülsoy
Yayın Tarihi :30 Eki 2021
Süre :2.5 Bardak
Sınırlar

TDK tanımına göre sınır: “Komşu devletlerin, il, ilçe, mahalle, köy ya da kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.” anlamına geliyor. Yani herhangi bir şeyin başladığı ve bittiği yeri gösteren şeye sınır diyoruz. Söz konusu toprak gibi fiziksel sınırlar olduğunda bunları tanımlamak oldukça kolay. Örneğin komşunuzun evinin sınırları belirlidir ve herkes tarafından görülebilir. Ya da asansörde biri yanınıza çok yaklaştığında fiziksel sınırınıza girildiğini bilir ve geri çekilirsiniz. Fakat psikolojik sınırları belirlemek de görmek de bu kadar kolay olmayabiliyor. 

Pexels Ron Lach
Sınırlarımızı Nasıl Anlarız?

Her birimizin fiziksel olduğu gibi duygusal, kaynaksal, maddesel limitleri vardır. Örneğin arkadaşınız sizinle dertleşirken o an yeterli duygusal kaynağa sahip olmayabilir ve konuşmayı sürdürmek istemeyebilirsiniz. Veyahut sevgiliniz dışarıda yemek isterken, siz o günü evde geçirmek isteyebilirsiniz. Haliyle bu tür isteklerimizi belirleyebilmek için öncelikle kim olduğumuzu iyi bilmek gerekir: Ben nelerden hoşlanıyorum? Neler beni rahatsız eder? Yapabileceklerim ve yapamayacaklarım neler? Bunun ardından da ihtiyaçlarımızı ve kaynaklarımızı iyi anlamamız gerekir: Şuan neye ihtiyacım var? Bir başkası için bunu yapabilecek yeterli enerjiye sahip miyim? Kişisel sınırlarımız, kendimize soracağımız bu ve benzeri sorulara verdiğimiz yanıtlarda saklıdır. 
Herhangi bir şeyi yaparken bu şeyi neden yaptığımızı iyi anlamamız da sınırlarımızı belirlemek adına oldukça önemli. Bazen yaptığımız şeyler hakikaten sorumluluğumuzdur ve bunları sıkıcı da olsa istemesek de yapmamız gerekir. Örneğin iş yerinde “Ben ekip toplantılarına katılmayacağım.” deme şansınız yoktur. Fakat bazı şeyleri de sorumluluğumuz sanarız. Örneğin yorgun olduğunuz halde sevgiliniz istediği için yemeğe çıkmak gibi. Arkadaşınıza borç verirken, iş görüşmesine veya akrabalarınızla görüşmeye giderken, sevgilinizle gündelik bir telefon konuşmasını yapıp yapmamaya karar verirken, bunları, yapmak istediklerim, istemediklerim, zorunda olduklarım, zorunda hissettiğim için yaptıklarım, yapmasam da olur diyeceklerim diye ayırmak işinizi kolaylaştıracaktır. 

Pexels Ron Lach
Sınır Belirlemek Neden Bu Kadar Zor?

Çoğumuzun kendi sınırlarını tanımama veya başkalarının sınırlarını anlayamama sebebinin kökünde büyük ölçüde çocukluk dönemi yatıyor. Ailemiz tarafından yeterince iyi sınırlar konulmamış olması veya sınırlarımızın duygusal ya da fiziksel olarak ihlal edilmiş olması yetişkinlikte de işimizi zorlaştırıyor. Öte yandan büyüdüğümüz coğrafyanın kültürü gereği de sınırlarımız genellikle iç içe geçiyor. Evde, iş yerinde, farklı topluluklarda çoğu zaman “ben” yerine “biz” olarak hareket ediyoruz. Bu da farkında olmadan kendi istek, ihtiyaçlarımızı bir kenara bırakarak ortak his ve düşüncelere kapılmamıza sebep oluyor. 

Pexels Ron Lach
Dolayısıyla çoğu zaman kişisel sınırlarımızı belirtmek kafa tutmak, şımarıklık veya kabalık olarak yorumlanabiliyor. Sınırlarınızdan ötürü insanlar sizi eleştirebiliyor, sizinle kinayeli konuşabiliyor, size kırılabiliyor. Bu tür tepkiler (çoğu zaman istemeden de olsa) özünde bir tür psikolojik baskı. Duygu sömürüsü, vicdan azabı, suçluluk gibi duygulara katlanabilmek ise oldukça zor. Bu da sınır çizerken duygusal olarak dayanıklı olmamızı gerektiriyor. Biz de haliyle bazen bu zorlu duygulardan, olası çatışmalardan kaçınmak için bazen de karşı tarafın bizimle ilgili düşüncelerini zedelememek, onları kaybetmemek adına kendi sınırlarımızdan ödün verebiliyoruz. Oysa kendi ihtiyaçlarımızı gözettiğimiz için özür dilememize gerek yok. Günün sonunda sizi seven herhangi biri bunu yaptığınız için sizin adınıza mutlu olur değil mi? 

Pexels Ron Lach
Neden İhtiyacımız Var?

Her birimiz yaşamda sınırlı kaynaklara sahibiz. Öyle ki, bu duygusal ya da maddesel kaynaklar zaman zaman kendimize dahi yetmeyebiliyor. Dolayısıyla zamanımızı, sevgimizi, enerjimizi, paramızı kime, nasıl, ne kadar harcayacağımızı iyi seçmemiz gerekiyor. Bunun için de sınırlarımızı belirlememiz ve zor da olsa hayır demeyi öğrenmemiz şart. Sınır koymak tabii ki her şeye hayır demek anlamına gelmiyor. Yaşamın insanlar aracılığıyla önünüze getirdiği teklifler karşısında aslında basitçe şu soruyu sormak gerekiyor: “Bunu yapmayı istiyor muyum? İstemiyor muyum?” Öte yandan kendi sınırlarımızı iyi bilmediğimizde haliyle bir başkasının sınırlarını da hiç farkında olmadan ihlal edebiliyor veya bu sınırları saldırı olarak algılayıp kırılabiliyoruz. Dolayısıyla kendimiz için belirlediğimiz sınırlar, başkalarına saygı duymamızı kolaylaştırdığı gibi yaşamımızı da kolaylaştırıyor. 
Yıkan değil iyileştiren ilişkiler kurabilmemiz, yaşamdan doyum alabilmemiz için sınırlar oldukça önemli. Günün sonunda yaşamda her birimiz kendimizden sorumluyuz. Hızla akıp giden zamana kapılmamak için başkalarından önce kendi elimizden tutmamız gerekiyor. 
Yukarı Kaydır