Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
KADIN KAFASI

Şiddet Dilde Başlar: Atasözleri ve Deyimler

18 Oca 2023

Geçtiğimiz hafta dilimize yerleşmiş anti-feminist söylemleri konuşmuştuk. Bu hafta konuyu hem spesifikleştirmek hem de şiddet bağlamıyla okumak istiyorum. Yapılan bir araştırmaya göre atasözleri ve deyimler kadına yönelik şiddeti besliyor, içselleştirilmesini kolaylaştırıyor. Yazıya başlamadan şu hepimizin ezbere bildiği atasözlerinden biriyle başlamak isterim: Kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin. Buyurun yazının devamına.

Geçen hafta yayımlanan Dilimize Yerleşmiş Anti-Feminist Söylemler yazısına göz atmak isteyenler için link bırakıyorum.

Ülkemiz özelinde konuşmak gerekirse, her gün karşılaştığımız kadına yönelik şiddet haberlerini, taciz, tecavüz haberlerini, iş hayatındaki ötekileştirmeyi, ev yaşamındaki kimliksizleştirmeyi tek bir şemsiye altında toplayamasak da buna neden belki de yüzlerce dinamiği ortaya sermek gerekiyor. Kadına şiddeti meşrulaştıran, toplumsal cinsiyet kalıp yargılarıyla kadına bakışı biçimlendiren şeylerden bir tanesinin de çok masum gibi duran atasözleri ve deyimler olduğunu düşünmüş müydünüz?

Önce biraz şiddet meselesini sonra atasözleri ve deyimlerin bu şiddete nasıl hizmet ettiğini biraz konuşalım isterim. Artık şiddet deyince aklımıza yalnızca dayak gelmiyor, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet başlıkları hemen beliriyor akıllarda. Bu başlıkların altında da toplayabileceğimiz birçok alt başlık var elbette. Aşağılama, alay etme, küçük görme de birer şiddet biçimi mesela. Tam da bu noktada yapılan bir araştırmanın dehşetli sonucundan bahsetmek istiyorum. Şiddetin ne olduğu ve ne olmadığıyla ya da şöyle de ifade edilebilir; şiddetin ne olduğunu zannettikleriyle ilgili çok önemli bir araştırma.
Bu araştırmaya katılan evlenmiş kadınların yüzde 14’ü şöyle diyor: “Gerektiği zaman erkek karısını dövebilir
Yüzde 31’i: “Kadın istemese bile erkek istiyorsa cinsel ilişkiye girmek zorundadır, bu kadının görevidir”
Yüzde 18’i: “Erkek şiddet uyguluyorsa nedenin önemli bir kısmı kadındır” diyor.
Bu nedenler sorulduğundaysa: “Kadının cinsel ilişkiyi reddetmesi, kadının ev işlerini ve düzeni aksatması, kadının kocasını fazla kıskanması, kadının erkeğin sözünü dinlememesi” olarak yanıtlanıyor. Yani kadınlar bu “görevlerini” yapmadıkları durumda erkeğin onlara şiddet uygulaması müstahak olarak görülüyor.

Eril bakışın, ataerkil bakış açısının kadınlara nasıl iyi pompalandığının bir kanıtı niteliğinde bu çalışma. Kadınların “kadınlık görevlerini” aksatmasının bir bedeli olduğunu düşünen bir zihniyet. Burada şiddetin kanıksanması, erkeğin üstün cins olduğunun herkes tarafından kabul edilmesi gibi önemli detaylar var. İşte bu tehlikeli bakış açısına hizmet eden önemli unsurlardan biri de atasözleri ve deyimler, yani dil. Her şeyin dilde başladığının kanıtı niteliğinde bir çalışma bu.
TDK atasözü tanımını şöyle yapıyor: “Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.”
Bu açık tanıma göre atasözleri uzun gözlemlerden süzülmüş, denemelerden geçmiş durumlar sonucunda ortaya çıkıyor. Elbette toplumun bakış açısını içinde barındırıyor, âdetleri ortaya seriyor, gelenekselleşmiş yapıyı ayyuka çıkartıyor. İşte tam da bunu yaptığı için atasözleri ve deyimler cinsiyetçilik bağlamında önem kazanıyor.

Toplum Kadını Fiziksel Olarak Nasıl Görmek İstiyor?

 
Toplumun kadına yönelik olumsuz önyargısının izini atasözleri ve deyimlerin izinden giderek anlamaya çalışalım. Önce fiziksel olarak kadını nasıl olmasıgerektiğiyle ilgili oturttuğu noktayı gözlemleyelim;

Fıstık gibi
Huri gibi
Lokum gibi
Cadı gibi
Sülün gibi
Taş gibi
Bebek gibi
Bir içim su gibi
 
Bu deyimlerin hepsi bir kadının nasıl görünmesi ve görünmemesi gerektiğine işaret eden deyimler. Cadı gibi dışındaki tüm deyimler bir fanteziyi de içeriyorlar, fark etmişsinizdir. Aslında bir de metalaştırma durumu da söz konusu. Kadının nasıl görünmesi gerektiğine işaret eden bu deyimlerin altında şiddet yatıyor. Erkeklerin dış görünüşü bu kadar mevzu olmuyor. Güzel ve bakımlı olmak kadının görevi olarak addediliyor. Bu, erkeğin gözünden inşa edilmiş standart kadın kalıplarını doğururken kadını belli bir formun içine sokmaya çalışıyor. Bu da mutsuz kadınları, beğenilmeyen, arzulanmayan ya da beğenilmediğini düşünen kadınları doğuruyor.

Bir Kadın Nasıl Olmalı?

 
Kadını sosyal ve ekonomik yönüyle de kalıplara oturtmaya çalışmaktan geri durmuyor atasözleri ve deyimler. Cinsiyetçi bakış açısını besleyen ve eril zihniyeti net bir şekilde ortaya koyan sözlere bakalım şimdi de;

Yuvayı dişi kuş yapar.
Sinek kadar kocam olsun başımda dursun.
Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.
Evi ev eden avrattır.
Avrat var ev yapar avrat var ev yıkar.
Erkek getirmeyi, kadın yedirmeyi bilmeli.
Doğuran avrat Azrail’i yenmiş.
 
Bu atasözleri de bir çeşit şiddet içeriyor. Kadını kalıplara sokarak, toplumsal cinsiyet yargılarına göre şekillendiriyor. Kadın çocuk doğurmalı, evinin kadını olmalı, evi çekip çevirmeli, kocasına bakmalı, itaatkâr olmalı, yuvasına sahip çıkmalı ve daha onlarca mesaj gizli bu sözlerde. Erkeğin yerini ve kadının yerini açık bir şekilde belirtirken erkeği kadına üstün kılarak bir hükmetme halini doğuruyor. Haliyle bu da bir baskı ve şiddet biçimine dönüşüyor zamanla. Yani şiddetin kapısını sert bir tekme ile açıyor.

Son başlığımızda da şiddeti meşrulaştıran bazı atasözleri ve deyimleri sıralamak istiyorum. Bu atasözlerinde bariz tutum var, bu tutuma göre kadın ıslah edilmesi gereken, aşağılanan, ötekileştirilen bir varlık olmaktan öteye geçemiyor;
 
Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün.
Saçı uzun aklı kısa.
Avrat malı, kapı mandalı.
At ile avrat yiğidin bahtına.
Beş tavuğa bir horoz yeter.
Elinin hamuruyla erkek işine karışmak.
Kadının şamdanı altından olsa mumunu dikecek erkektir.
Pekmezi küpten, kadını kökten al.
Atta, avratta uğur vardır.
Tarlayı düz al, kadını kız al.
Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca erkek köpek ardına düşmez.

Hepinizin tüylerinin diken diken olduğuna eminim. Peki en başa dönersek neydi atasözü? Deneyim ve gözlemlerden süzülmüş, öğüt verici nitelikteki söz öbekleri, değil mi? Erkeği gözeten, kadını yok eden bu atasözü ve deyimlerin şiddeti beslemediğini kim söyleyebilir ki? Kadın cinsiyetiyle erkek cinsiyetini birbirinden tamamen ayırıp bambaşka yerlere konumlandıran bu cümleler kendisini erkekle eşit sayan, adalet gözeten, hayır diyen, kendisine saygı duyulmasını bekleyen kadını sevmezler. Aslında toplumun bir aynası gibi sayabileceğimiz bu cümleler zihniyeti, eril bakışı ve ötekileştirmeyi gözler önüne sererken kadına şiddeti de meşrulaştırıyorlar.

Erkek cinsini üstün sayan, kadını kimliksizleştiren bu cümlelerin toplumun zihnine attığı tohumları görmek ve bu tohumların hiç de masum olmadığını bilmek gerekiyor. Hep söylüyoruz, her şey dilde başlıyor ve bazen de kadının sonunu işte bu yerleşik dil getiriyor. Şiddetin her türlüsünü besleyen bu utanç veren atasözleri bize yaşadığımız toplumun acı bir portresini çiziyor.



©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?