Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Fresia
TARİH Kültür/Sanat

Sanata Yeni Bir Soluk: Empresyonizm'in Doğuşu

20 Oca 2023

20. yüzyılda sanata yeni bir soluk getiren Empresyonizm akımı Türkçede İzlenimcilik olarak karşılık bulur. Ortaya çıkışıyla neredeyse tüm sanat dallarında etkilerini göstermeye başlayan bu akım geleneksel sanattan oldukça farklı bir anlayışa sahiptir. İsminden de anlaşılabileceği gibi Empresyonizmde asıl olan gerçek görüntü değil, görüntünün sanatçıda yarattığı izlenimdir. Özellikle resim sanatını derinden etkileyen Empresyonizm, sanatçının üzerinde çok fazla düşünmeden o anki ışıkla ve duygularla resmettiği eserleri ortaya çıkarmıştır. Bu yönleriyle eserler, sanatçının görüş açısının yansımalarıdır diyebiliriz.

Pinterest
Empresyonizm’in ayak sesleri 19. yüzyılın sonlarında duyulmaya başlanır. 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde ise birçok sanat dalında etkisini gösterir. Fransa’da ortaya çıkan akım giderek etki alanını arttırarak diğer ülkelere de yayılır. Empresyonizmin fikir olarak ortaya çıktığı yerin ise bir sanat galerisi olduğu bilinir. Paris’te 1874 yılında ünlü fotoğrafçı Nadar’ın Capucines Bulvarı’ndaki stüdyosunda “Adsız Sanatçılar Birliği” adı altında toplanan otuz sanatçının davetli olduğu bir sergidir bu. Akımın isminin de burada verildiği ve bu ismin ilham kaynağının Claude Monet’in sergide yer alan “İzlenim: Gündoğumu” eseri olduğu bilgisine sahibiz. İşte böyle bir anda ortaya çıkan Empresyonizm akımı önemli ölçüde ilgi yakalayarak zamanla edebiyat ve müzik gibi birçok sanat dalını da etkiler. 

Interlude
Empresyonizm temelde gelenekselliğe ve kuralcılığa yönelik bir başkaldırı niteliği taşır. Academie des Beaux-Arts’ın akademik ve gelenekçi çizgisinde resim üreten sanatçılar bir süre sonra belli kurallarla, benzer eserleri üretmekten sıkılırlar. Mitolojinin ve tarihin işlendiği bu akademik eserlerden uzaklaşarak günlük yaşamla ilgili her şeyi konu haline getirebilecekleri Empresyonizme yönelirler. Empresyonizm’in ilgi çeken bir diğer yönü de resimlerin açık havada yapılabilmesidir. Sanatçılar özellikle açık havayı seçerek o an orada olan bir görseli hızlı fırça darbeleriyle eserlerine işlerler. Dolayısıyla fazla süslemeye de yer yoktu empresyonist eserlerde. O anın ve sanatçının fırçasının getirdikleri vardı sadece. Empresyonist eserlerde en önemli mesele ışıktı. Açık havada yani doğada görülen her şey onlar için bir ışığın yarattıklarıydı. Bu nedenle güneş ışığı empresyonist sanatçılar için çok önemliydi. Güneş ışıklarında bulunan yedi renkten esinlenen sanatçılar genellikle açık renkler ve yumuşak tonlar kullanırlar.

Flame Tree
Empresyonizm, ortaya çıktığı zamanlar eleştirmenler tarafından bazı olumsuz yorumlara maruz kalsa da halk bu akımı benimsedi. Eleştirmenler eserlerin henüz bitmemiş gibi hissettirmesinden ve özensiz görünmesinden bahsediyorlardı. Halk ise kendi günlük hayatlarını konu alan bu eserleri samimi buluyordu. Empresyonist eserler dönemin ünlü sergisi olan ‘Salon Sergisi’ne de kabul edilmiyordu. Bu durum empresyonist sanatçıları yollarından döndürmedi. Eserlerini 'Reddedilenler Salonu' adı verilen bir sergide halkın beğenisine sundular. Claude Monet’in Empresyonizm’e adını veren “İzlenim: Gündoğumu” eseri de bu salonda sergilendi. Bu salonda hayat bulan Empresyonizm akımındaki her sanatçı eserlerine kendi özgünlüklerini de katmıştır. Bazıları doğayı ve manzaraları konu alırken; bazıları işlerini yapan kadınları ve çocukları; bazıları ise atları ve diğer hayvanları konu almıştır. Çok daha fazla örnekle genişletilebilecek bu konuların ortak noktası ise anların yansımaları olmalarıdır.

Artnet News
Empresyonizm’in hakim olduğu dönem Empresyonizm ve Post-Empresyonizm olarak ikiye bölünür. Bu dönemlerde birçok sanatçı empresyonist eserleriyle ünlenmiştir. Edouard Manet, Claude Monet, Edgar Degas, Camille Pissarro, Pierre-Auguste Renoir, Alfred Sisley, Berthe Morisot ve Paul Cezanne ilk dönem sanatçılarından bazılarıdır. Berthe Morisot empresyonist akımın ilk kadın sanatçısı olmasıyla dikkat çeker. Morisot hem kırları ve doğayı resmettiği eserleriyle hem de kadınların kamusal yaşamda var oluşunu yansıtan tablolarıyla ünlüdür. Post-Empresyonist dönemde ise Paul Cezanne, George Seurat, Paul Gauguin ve Vincent Van Gogh gibi isimler ön plana çıkar. Bu dönemin dikkat çeken sanatçısı ise Georges Seurat’dır. ‘Bölmecive ‘noktacı’ adı verilen iki teknikle eserleri üzerinde çalışır. Seurat daha önce görülmemiş bu iki tekniği kullanması nedeniyle ‘Yeni İzlenimci’ olarak adlandırılır. ‘Grand Jatte Adasında Bir Pazar Öğleden Sonra’, Seurat’ın tekniklerini ustalıkla kullandığı ve ‘Sunday in the Park with George’ adlı müzikale ilham veren eseridir.



©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?