Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Ruhun Ağırlığı
unsplash
SCOPE

Ruhun Ağırlığı

18 Kas 2022

Öldükten sonra ruhumuzun bedenimizden ayrıldığı ve bu ayrışma sonrasında 21 gramın eksildiği söylenir. Dolayısıya ruhumuzun da bir kütlesinin olduğunu ve vücudumuz içinde barındığını fakat buna karşın sistemimizden ayrı olarak değerlendirebileceğimiz soyut bir bileşim olduğunu söyleyebiliriz. Ancak ruhun bir ağırlığının olduğu ve bunu taşıyan vücudumuzun kütlesinin ölümün ardından değişime uğradığı gerçekten bilimsel bir bilgi mi yoksa bir efsaneden mi ibaret? Ruh başlı başına soyut bir kavram olduğuna göre ruhun ağırlığı bilimsel bir ölçüt ile hesaplanabilir mi? Gelin sorularımıza yanıt arayalım.

1.5 Bardak

İnsanın öldükten sonra 21 gram hafifleştiğine dair söylentiler aslında birer iddiadan ibarettir. Çünkü bu yönde net bir kanıt ya da somut bir deneysel çalışmanın varlığına rastlamıyoruz. Öte yandan kadavralar ile yapılan tıbbi çalışmalarda bilim insanlarının kapalı alanda yaptıkları deneysel çalışmalar ile tinsel bir kütlenin varlığına ulaştıkları söyleniyor. Fakat az önce de değindiğimiz üzere tüm bunlar temeli somut herhangi bir kanıta dayanmayan iddialardan ibaret. Çünkü her ne kadar bu tarz çalışmalardan söz edilse ve ruhun da bir ağırlığının olduğu öne sürülse de bu yargıyı destekleyecek olan gerçek bir içerikten söz edemeyiz. Çünkü her şeyden önce ruh dediğimiz kavram zaten son derece soyuttur ve ölçümü bilimsel veriler merkezinde yapılmaya pek de uygun değildir. Peki ya neden böyle bir söylenti var?

Bu iddianın kökeni 1907 yılında New York Times dergisinde yer alan bir makaleye dayanıyor. Bu makalede bir hastane görevlisinin ölmek üzere olan 6 hastayı süreç içerisinde gözlemlediği ve ne gibi bir değişimin yaşandığını görmek için deneysel bir düzenek hazırladığı anlatılır. Makalede yer alan ifadelere göre bu görevli, vakumlu olmayan kapalı bir ortamda ölüm anından itibaren kadavralarda ne gibi bir değişim olacağını anlayabilmek için bir düzenek hazırlamış. Ardından 6 hastadan yalnızca birinin vücudunda 21 gramlık bir değişim kaydetmiş. Sonrasında ise aynı deneyi bir köpek üzerinde yaptığında herhangi bir değişim gözlemlemediği için insanların ruhunun olduğunu ancak köpeklerin ruhunun olmadığını öne sürmüş. Fakat her ne kadar deneysel bir çalışma gibi gözükse de bu yargı bilimsel bir nitelik kazanmaktan son derece uzak. Ayrıca 6 kadavranın yalnızca 1 tanesindeki değişim, bu iddiayı bilimselleştirmek ve genele yaymak için zaten yeterli olamaz. 

Öte yandan öldükten sonra vücudumuzun değişime uğraması elbette oldukça normaldir. Çünkü dur durak bilmeden çalışan bir sistemin artık son bulduğu andayız. Dolayısıyla iç organlarımız ve çalışmakta olan diğer sistemlerimiz bu noktadan sonra alışkın olduğu olağan ilerleyişten yoksun. Bu durum gözle görülür değişimler yarattığı gibi tanımlayamayacağımız veya doğrudan net çıkarımlar yapamayacağımız dolaylı değişimlere de neden olabilir. Örneğin ciğerlerden boşalan hava, böbreklerden süzülen idrar veya bu ve bunun gibi başka gelişmeler de kütle azalmasında etkin rol oynayacak faktörler olarak ifade edilebilir. Fakat tin dediğimiz kavram fizik ötesi bir algı olduğundan dolayı buna ilişkin verilerin bilimsel yollarla saptanması çok da mümkün gözükmüyor. 

Böyle bir söylentinin var olmasının çok temeldeki nedeni ise ölümün bir yok oluş biçimi olduğuna inanmamamız ile açıklanabilir. Yani bir başka deyişle, ölüm yalnızca bedenimizi götürür ve bu da dünya üzerinde yer kaplayan gövdemizin izinin silinmesidir. Ancak göremesek de hissederiz ve bu yüzden ölümün bizden ayırdığı kişilerle bağımızı ve bağlantımızı korumak isteriz. Tüm bunlar son derece normal ve yoğun olarak hissettiklerimizin güçlü birer dışavurumu olarak ifade edilebilir. Fakat yine de bu durum tinsel bir ağırlığın olduğundan net bir biçimde söz edebileceğimiz anlamına gelmiyor. 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?