Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Prenses Diana The Crown'da Ne Derece Doğru Yansıtıldı?
pinterest
KÜLTÜR/SANAT

Prenses Diana The Crown'da Ne Derece Doğru Yansıtıldı?

21 Kas 2022

Her sezonu ile çokça konuşulan ve yalnızca işlediği olaylarla değil kullanılan aksesuarlar, dekorlar ve seçilen oyuncular ile de adından sıkça söz ettiren The Crown'un 5. sezonu önceki hafta yayına girmişti. Kraliçe II. Elizabeth'in yaşam öyküsünün ve saltanat sürecindeki türlü gelişmelerin aynı zamanda da kraliyet ailesinin hayatının işlendiği dizinin 5. sezonunda bir bakıma sonun başlangıcı aktarılıyor diyebiliriz. Bu sezonun dikkat çeken bir diğer yönü ise oyuncu kadrosu olarak söylenebilir. Fakat hem yaşadıkları hem de kast seçimindeki benzerlik nedeniyle Prenses Diana'yı ayrı bir yerde tutmak gerekir. Peki Lady Diana'nın yaşamı The Crown'a ne derece doğru yansıtıldı?

1.5 Bardak

Geçtiğimiz sezonla kıyaslayacak olursak daha önceki dönem bazında ele alındığından dolayı kast seçimi elbette farklıydı. O dönemde genç bir Charles ve toy bir Diana'yı izlemiştik. Karakterler gerçek ile bütünleşmesinin yanı sıra aktarılan olaylarla da uyum sağlamak adına belli başlı özellikleri taşıyordu. Örneğin Diana'nın masum görüntüsü ve toy hali öne çıkarılmaya çalışıldığı için 4. sezondaki kast seçiminde Charles'tan boy olarak da daha kısa bir Diana izlemiştik. Bunun nedeni kraliyete yeni giren ve hayat karşısında henüz oldukça deneyimsiz olan bir Diana'nın gösterilmeye çalışılmasıydı denebilir. Yeni sezonda ise Charles ve Diana'nın yıkılmak üzere olan evliliklerinin yanı sıra her iki taraf artık oldukça olgun aynı zamanda sorunlu karakterler olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan Windsor hanesinin gelenekselci geçmişine karşın modernizme dönük bir geleceğin inşa edilmeye çabalanması ve ciddi bir yol ayrımı gözümüze çarpıyor.

The Crown her sezonunda ağır başlılık, kasvet, ciddiyet ve aynı zamanda da zarafet içeren bir yapım olarak ifade edilebilir. Öte yandan bu döneme değin neredeyse tüm sezonlarda kraliyet yaşamının şatafatı ve görkemi ön plana çıkarken özellikle bu sezonda böyle bir hanenin üyesi olmanın ne denli zor ve kişisel özgürlüğü kısıtlayan bir durum olduğu açık bir biçimde gözler önüne seriliyor diyebiliriz. Durumu Diana perspektifinden ele alacak olursak bunun somut örnekleri de net bir biçimde göze çarpar. Oldum olası halktan olan ve insanlarla rahat bir biçimde iletişim kurabilmesi ve empati yapabilmesinden dolayı tüm toplum tarafından kabul gören ve bu sebeple de her şeyden önce gönüllerin prensesi olarak benimsenmiş olan Diana, kraliyet içerisinde belirli kalıplara sığdırılmaya çalışılıyor. Ayrıca işin içerisine aldatılma girmesiyle birlikte olayların seyri içinden çıkılamayacak bir biçimde dönüşüyor. Tüm bu olayların 5. sezonda gayet başarılı işlendiğine değinmeden edemeyiz.

Öte yandan canlandıran oyuncuların gerçek karakterlere benzerlik açısından olabildiğince yakın şekilde konumlandırılmasının yanı sıra tipleme olarak kimi noktalarda zayıf kalındığını söylemeliyiz. Diana, önceki sezonda kıpır kıpır, masum ve toy bir kız olduğu için tiplemesi de buna göre yapılmıştı. Bu sezonda ise artık daha güçlü, farkındalığı yüksek ve özgüvenli bir kadın karakter olduğunu vurgulamak için başka bir yöne gidilmiş. Fakat açık bir biçimde görüyoruz ki Diana'ya yapılan haksızlıklar, kraliyet ailesine ait olamaması, farklı olduğunun hissettirilmesi, dışlanması ve tüm bunların bazı sağlık problemlerini beraberinde getirmesi onun üzerinde ciddi etkilere neden olmuş. Tüm bunlar merkeze alındığında diziyi izleyen birinin tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi Diana ile olabildiğince empati yapabilmesi mümkün görünüyor. Öte yandan gerçekler elbette en ayrıntılı noktasına kadar işlenerek kurguya verilmemiş. Ayrıca kaldı ki artık hayatta olmayan bir insandan söz ediyoruz ve yaşadıklarının ne derece doğru yansıtıldığı tam olarak konumlandırabileceğimiz bir noktada değil. 

Ancak 5. sezonu Diana üzerinden yorumlayacak olursak en azından o dönemlerde basına yansıyan haber ve içeriklerde gördüğümüz kadarıyla pek çok konu ele alınmış gibi görünüyor. Fakat şunun da altının çizilmesi gerekir ki yapım her ne kadar gerçek olaylardan ve karakterlerden esinlenerek diziye uyarlansa da en temelde kurgusal verilere dayalı. Bir biyografi ya da belgesel değil. Bu sebeple de gerçeklik unsuru ne derece yoğun olursa olsun anlatılar kurgusal mantıkta ilerliyor. Öte yandan özellikle dikkat çeken ve ses getiren olayların diziye yansıtılması da tesadüf değil. Bu yüzden ele alınan bir konuyu doğru ya da yanlış şeklinde konumlandırmak yerine yapılan kurgunun neden böyle bir biçimde aktırıldığı üzerine düşünülmesi en doğrusu gibi görünüyor. 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?