Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Pistlerin Tozunu Attıran McLaren'ın Doğuşu
ARABA

Pistlerin Tozunu Attıran McLaren'ın Doğuşu

McLaren hem Formula 1 pistlerinde hem de pistin dışında, günümüzün önde gelen ve adını tüm dünyaya duyurmayı başaran otomobil şirketlerinden biri olarak tanınır hale gelmeyi başardı. Bugün, en hızlı araçları üretip en başarılı Formula 1 takımlarından biri olan McLaren’ın hikayesi nasıl başladı dersiniz?

Editör :Deniz Koç
Yayın Tarihi :19 Şub 2022
Süre :2.5 Bardak
Öncelikle, eğer neredeyse yüz yıllık hatta belki de çok daha öncesine uzanan oldukça köklü bir hikaye bekliyorsanız, McLaren’ın hikayesinin o kadar da eskiye dayalı olmadığını söylemeliyim. Ancak bu hikayenin tümüyle başarılarla dolu olduğunu da garanti edebilirim. O halde şimdi her şeyin başladığı 1960’lı yıllara doğru yolculuğumuz başlasın…

topgear.com
Önce 1963 yılına gidiyoruz. Yeni Zelanda doğumlu yarışçı, otomobil tasarımcısı ve mucit Bruce McLaren tarafından bu yılda kurulan İngiliz otomobil devi McLaren,ilk Grand Prix galibiyetini ise yalnızca birkaç yıl sonra, 1968’de elde etmişti. Ancak bu Grand Prix galibiyetinin öncesi de bir o kadar heyecanlı doğrusu. Henüz 15 yaşındayken kendi başına modifiye ettiği aracı ile yarışlara katılan McLaren, büyük başarıların geleceğini de çoktan müjdeliyordu. 22 yaşına geldiğinde tarihin en genç Grand Prix şampiyonu olmayı başarıp adını tarihe yazdıran McLaren bununla da kalmamış, 1966 yılında katıldığı tam 24 saatlik Le Mans yarışından da galibiyetle ayrılmıştı. 
 
Bunca büyük başarıyı oldukça genç bir yaşta elde etmeyi başaran Bruce McLaren, bir gün kendi yarış şirketini kurmayı çoktan kafasına koymuştu ve işte bu büyük hayalin sonucu olan McLaren Motor Racing şirketi de böylece doğmuş oldu. Tamamıyla bir yarış arabası üreticisi olan McLaren Motor Racing, sıradan vatandaşların günlük hayatlarında kullanabilecekleri arabalar üretmiyor olsa da Bruce McLaren’ın yarış arabalarını sokaklara taşıma gibi bir hayali de vardı. Ancak maalesef ki Bruce bu hayalin gerçekleştiğini göremeyecekti. 1970 yılında kendi geliştirdiği arabasının test aşamasında bir kaza geçiren Bruce McLaren, hayata veda edecek ve projesi de yarım kalmış olacaktı…

Bruce McLaren'in ölümü her ne kadar acı dolu olsa da McLaren yarış takımı, birbiri ardına başarılar kazanmaya devam etti. 1972, 1974 ve 1976'da Formula 1 ve Indianapolis 500 galibiyetlerini kazanan takımda Bruce McLaren’ın koltuğunu Teddy Mayer devraldı ve takımı ilk F1'lerine götürdü. Emerson Fittipaldi ve James Hunt da takıma üst üste galibiyetler getiren isimler oldular. 

wikimedia
80’lere gelindiğinde ise daha büyük başarıların adım sesleri duyulmaya başlandı. McLaren yarış takımı, 1981 yılında Ron Dennis’in Project 4 Racing takımıyla bir anlaşma imzaladı ve iki takım birleşerek tek bir güç olmaya karar verdi. Ron Dennis’in yönetimindeki McLaren da böylelikle adeta altın çağını yaşamaya başladı. On yıllık süreçte yarışların çoğunu domine eden ekip, başarılarla dolu bu yolculuğun başlamasına sebep olan ilk ismi, yani Bruce McLaren’ı da unutmamıştı. Onu onurlandırmak ve McLaren şirketini daha da unutulmaz kılmak adına Bruce’un yarım kalan hayali tekrar raftan indirildi ve sokaklarda kullanılacak yarış arabaları fikri bir kez daha gündeme gelmiş oldu. 
 
Üstelik bu araçların üretimi için bu sefer her şey hazırdı da çünkü McLaren Cars çoktan kurulmuştu. Şimdi önlerinde odaklanmaları gereken tek bir şey vardı ki o da sokaklar için tümüyle kusursuz olan bir yarış arabasının üretilmesi. Hiçbir Baştan sona tümüyle kusursuz bir araç üretmenin hayalini kuran ekip doğal olarak yönünü Almanya’ya, yani otomobil devlerinin bulunduğu ülkeye çevirdi. BMW mühendislerinin geliştirdiği kusursuz motor, McLaren’ın eşsiz tasarımıyla birleştiğinde ortaya gören herkesi büyülemeyi başaran ve “F1” adı verilen kusursuz bir araç çıkmış oldu. F1'in 1992'de lansmanı yapıldı ve 1998'de üretimi sona erene kadar toplamda 106 adet otomobil üretildi.
 

1995 yılında bir diğer büyük gelişme yaşandı. McLaren, 24 saatlik Le Mans yarışına modifeye edilmiş bir sokak aracıyla katılmaya karar vermişti ve hal böyle olunca takımın kazanacağına yönelik beklentiler de bir hayli düşmüştü. Ancak takım o yıl neredeyse imkasız olarak görülen bir şeyi başardı ve hem Formula 1 hem Le Mans hem de Indianapolis 500’ü kazanarak bir ilke imza atmayı başardı. Takip eden yıllarda sessiz kalan şirket 2010 yılında McLaren Automotive adıyla yeni kurulan şirket ile bir kez daha gündeme geldi. Böylelikle şirketin yarış takımı ve üretim tarafı ikiye ayrıldı. 12C aracı 2011 yılının ortalarında piyasaya sürüldü ve F1'den bu yana tamamen McLaren tarafından tasarlanan ve üretilen ilk otomobil oldu.
12C'nin başarısının ardından McLaren, 2013'te F1'in anısını yaşatmak adına McLaren P1 aracını piyasaya sürdü. Mevcut en hızlı ve en güçlü otomobillerinden birini yaratmak için Formula 1 teknolojisiyle birlikte hibrit güç kullandı. P1'in ana rakipleri ise Ferrari LaFerrari ve Porsche 918 oldu. 
 
Lewis Hamilton, 2012 sezonunun sonunda Mercedes için McLaren Racing'den ayrıldıktan sonra, yarış takımı en kötü dönemlerini yaşamaya başladı ve 2013 yılı takımın 2004'ten bu yana en kötü sezon oldu. 2015'ten sonra Honda, McLaren motorlarını kullanarak Formula 1'e geri döndü ve takım 1992'den sonra ilk kez 2015 Avustralya Grand Prix'sinde McLaren-Honda olarak yarıştı.

Yukarı Kaydır