Özveri, Suistimal ve Kendinden Verme
ZOOM

Özveri, Suistimal ve Kendinden Verme

İnsan ilişkilerimizin dengesinin sıcak temasımızla bütünleştiği nokta: Özveri. Aynı şekilde dengenin kaydığı ve terazinin sarsıldığı belki de devrilip tepetaklak olduğu konsept: Suistimal. İşte bu ikisinin birbirine değmediği noktalarda yaşıyoruz en güzel ilişkilerimizi. Peki ya değdiklerinde… Ya da iç içe geçtiklerinde. Hatta hangisi hangisiydi ayırt edemeyeceğimiz şekilde birbirlerine karıştıklarında? Hadi gelin, ilişki bağlarımıza ve davranış modellerimize zoom yapalım. Ayıklayalım bilincimizin taşlarını ve anlayışımızı saflaştıralım!

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :18 May 2022
Süre :2 Bardak

Özveri

Özveri dendiğinde hepimizin aklına sıcak fedakar bir tutum gelir. Deriz ki ‘Evet, burada sevilen birileri var’. Tabii, bunun da bir ayarı olmalı değil mi? Hatta karşılıklı da olmalı belki? Hoş, ilişkilerimiz doğru, yanlış, gerekli diye değil, birbirine ‘uygunluk’ konsepti altında şekillenir. Fakat, gereklilikler üzerinden değil, uyum üzerinden şekillenen ilişkiler de muazzam, sarsılmaz bir denge gerektiriyor… Örneğin, iki arkadaş arasında bir konuşmaya şahit olduğumuzda, ‘bu bana benim arkadaşım dese ne diyeceğimi asla bilemezdim, hatta arkadaşlığımızı bitirebilirdim’ diye düşündüğümüz bir diyalogda bulunan iki arkadaşın ilişkilerini sağlam tutan belki de birbirleriyle sertleşebilmeleri bile olabilir… Nereden bileceğiz değil mi?
Tam da bu minvalde, her ilişkide iki tarafın da özveride bulunması ‘gerekir’ diye bir şey söyleyemeyiz. Belki onlar kendilerine has dengeyi böyle bulmuşlardır. Fakat, denge sarsıldığında da özveri gösteren taraftan ‘ben sana çok verdim’ gibi bir cümle duymamız da mümkün olabilir…

Özveri kelimesi bir yandan da sert bir anlamı çağrıştırabilir bize. Birinin canhıraş mücadelelerle kendinden verdiğine şahit olur ya da bunu dinleriz. Buradan biraz daha zoomlandığımızdaysa, aslında özverinin kendinden vermekle farklı şeyler olduğunu görebiliriz. Nasıl mı? Buna bir soruyla açıklık getirelim hemen: Sizce insanın özü dediğimiz kavram, tükenebilir bir şey mi? Bu vadede de ‘özveri’ aslında elimizdekilerden biraz vermek ve bizde o şeyden az kalması değil, serçeşme bir kanaldan ilişkide olduğumuz kişiye en çıplak en saf halimizle davranabilmek olabilir. Bu vadede de aslında insan ilişkilerimizi sekteye uğratan kısmın, daha materyal bir şekilde ‘kendinden vermek’ olarak açıklanabileceğini anlayabiliriz.

Suistimâl

Kendinden vermek söz konusu olduğunda da kötü niyet için tatlı bir uygulama platformu açılmış olur. Eğer ilişki yaşadığımız insana güvenmiyorsak ya da bazı davranışlarına anlam veremiyorsak belki -bilinçsiz de olsa- kötücül duyguların enerjisiyle bize davranıyor olabilir. Suistimal de burada başlar işte. Dilimize Arapçadan gelen suistimâl; su ve istimâl kelimelerinin birleşiminden oluşmuş. Su -garip ki- Arapçada ‘kötü, çirkin’ demek. İstimâl ise ‘kullanmak anlamına geliyor (su-i-kast olarak da düşünürseniz ‘kötüye kasıt’ olarak düşünüp sağlamasını yapabilirsiniz, akılda kalıcı oluyor). Suistimâli, suistimâl yapan, bilinçli oluşu mu, yoksa suistimâle uğrayan mı buna karar verir, merak konusu. Fakat, her ne olursa olsun, ‘kendinden veren taraf’la daha fazla alakalı olduğu kesin.
Sonuçta bilinçli de olsa bilinçsiz de olsa kendimize gelen zarardan başkalarını suçlu tutamayız. Biraz sinirimizi diğerlerini suçlayarak atabiliriz ancak. Elbet, böyle bir algı geliştirebiliriz. Fakat münferit bir mevzudan ya da bir kez gördüğümüz bir insanın bize olan tavrından bahsetmiyorsak, kendimizi korumak, bizim kendimize olan borcumuz, değil mi..?

Sonuç olarak, özveride bulunmak, daha doğrusu özden davranmak, aslında hepimizin ilişkilerinde ihtiyaç duyulan bir prototip. Fakat, kendinden vermek için kimse kimseyi zorlayamaz. Hoş, özden davranan biri olmak için de kimse bizi zorlayamaz. Fakat, bunu kendimiz için yaparsak, içsel gücümüzü kullanıp daha az eforla daha fazla şey başarabiliriz ve bu kendimizle olan ilişkimizden insanlarla olan ilişkimize kadar her şeyi etkiler. Suistimâl gerçekten öz’den davranmaya alışmış birinin de pek başına gelebilecek bir konsept olmaz. Çünkü öz’den olanın gözü tamamen açıktır. Niyeti sezer. Öz’den çıkmak ve aklın kalbi şaşırtması; öze inmekten daha zor bile olabilir. Şiddetle tavsiye ederiz…
Yukarı Kaydır