Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
iStock
SİYASET

Otoriteryanizm ve Apolitizm: Susuyorum Öyleyse Varım

23 Oca 2023

"Ya sev, ya terk et" önermesine, -daha tartışmalı ancak bana kalırsa daha doğru tabirle aslında 'tehdidine'- birçoğumuz aşinayız. Bu argümanın bir de laciverti var; Otorite sevici olmasa da suskunluk sarmalına dolanan apolitik kitlelerin ikinci payında yer aldığı "Ya sev, ya sus!" düşüncesi...

2 Bardak

Banu Avar, "Halk mı? Eğer ölmemişse ölüden beter haldedir" cümlesini ölümsüzleştirmişti "Kaçın Demokrasi Geliyor" kitabında. Halbuki kitabını öyle bir başlığın altında kaleme almıştı ki, bir şeylere uyanabilmek için içeriğini okumaya lüzum bile bırakmamıştı.
Birilerinin sahiden demokrasiden kaçtığı aşikar ancak kovalayanın demokrasi olduğu muamma. Demokrasi kavramsal olarak fikir özgürlüğüne işaret ediyor olsa da kimi zaman otoriteryanizmin bizatihi yaratıcısı olabiliyor. Elbette büsbütün soyut ve suni olan bir kavramı fail bellemek pek manalı sayılmaz, bu bağlamda demokrasinin de yönetilmesi gereken bir şey olduğunu unutmamak gerekir.

Gelelim bir diğer kovalayana. Siyasi pusulanın y ekseninde yer alan otoriter ideolojiler, (sol otorite / sağ otorite); merkez idealleri nedeni ile halkın siyasetteki söz hakkını hiçe sayacak yönetim biçimlerinin arkasına saklanırlar. Devlet ateizmi yahut teokrasi bu merkez ideallere iyi birer örnektir. Demokrasiyi yönetmekte başarısız olduklarını söylemek ise işten bile değil.

Bugün Türk halkı da apolitizmin ve siyasi suskunluğun batağında, terk edemediği için sessiz kalmayı yeğleyen bir profil çiziyor. Bizim gibi siyasetin merkezinde yer alan her ülkede sesi kısılmak istenen vatandaşların olduğunu biliyoruz. Hatta yalnızca bir istekle sınırlı kalmayan, çok acımasız yöntemlerle sesleri kısılan; kimi zaman fikirleri nedeni ile büsbütün yok edilen sayısız insan olduğunu biliyoruz. Bu bilgi, kimilerinde acı ve tepki yaratırken, kimilerinde yalnızca korku yaratabiliyor. Peki bu korku sağlıklı mı?
Bir siyasi erk ile büsbütün hemfikir olmanın ve icra ettikleri her eylemden tatmin olmanın olanaksız olduğu yadsınamaz bir gerçek. Kaldı ki, insanın eti ve kanı ile beslenen bir sistemde her türlü haksızlığa ve zulme boyun eğmek tedavi gerektiren bir omurgasızlık olarak kendisine karşılık bulur ve bu hastalığın adı 'apolitizm' olabilir.

Siyaseti sevmemek ve ilgilenmemek elbette bir seçenektir; hatta varlığının yalnızca sembolik olduğu bilinen bir demokrasi atmosferinde şüphesiz siyaset sınırlarının dışı güvenli limandır. Ancak o sınırlara da bir gün toki girmeyeceğinin hiçbir garantisi yok ve sizi kimse sessizliğin daimi konfor alanında kalacağınız hususunda temin edemez.

Yani "Susuyorum, öyleyse varım" düşüncesi, bir yerde geçerliliğini büsbütün yitirebilir. Zaten apolitizm, sanıldığı üzere bir var oluş biçimi sayılmaz. Çünkü görünmezler onlar. Halk ile kol kola girmeyeni devlet bile tanımaz. Doğrusu devlet kendisine hizmet etmeyen yahut kendi üzerine yürümeyen her surete yabancı sayılır. Çünkü onları sahiden ölüden beter kılmıştır.
Kraldan çok kralcı kimseler kadar bile seslerini duyurmakta başarılı olamazlar zira söyleyecek bir şeyleri yoktur. Öte yandan, doğru zamanda ses çıkarmayanlar, seslerini yabancı kılarlar. Düşünmezler, zihinlerinin boşlukları propagandanın meskeni olmaya çok açıktır; iradelerini suskunlukla yitirirler. 

Bu suskunluk bir tercih olduğu kadar bir bilinçsizliğin de tezahürüdür. Ancak George Orwell, 1984 kitabında şöyle der;

“Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.”

Ve aynı kitapta “Ağır koşıllarda çalışmaktan, boğaz kavgasından, komşularla didişmekten, sinema, futbol, bira ve en önemlisi kumar yüzünden kafalarını çalıştırmaya fırsat bulamıyorlardı. Onları denetim altında tutmak hiç de zor değildi.” cümleleri okuyucunun dimağına mıh gibi çakılmak üzere bekler.

Ancak fazla bekletmemeli bu cümleleri. Bu cümleler apolitizmi, apolitizmin ölümü otoriteyi öldürür.

Bu defa yeni bir argüman zuhur eder koca bir halkın tek sesinden; Ya sev, ya gönder!

Çünkü zorbalar da geldikleri gibi giderler.
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?