Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Onu Ne Kadar Tanıyoruz: Hüseyin Rahmi Gürpınar
KÜLTÜR/SANAT

Onu Ne Kadar Tanıyoruz: Hüseyin Rahmi Gürpınar

Gürpınar, hayatı boyunca 42 roman 4 tiyatro oyunu 1 uzun öykü ve 8 öykü kitabı yazmış, üretken bir yazar. Adını ilkokul sıralarından beri defalarca kez duyduk fakat Onun yaşamının ne kadarını biliyor ve tam da batılılaşma döneminde bize çok sayıda eser veren büyük yazarı ne kadar tanıyoruz? Gelin kıymetli sanatçı Gürpınar’ın nasıl bir evde doğup büyüdüğüne, yaşadıklarının romanlarındaki etkisine, hayat biçimine ve yazma serüveninin nasıl başladığına hep birlikte bir göz atalım.

Editör :Nazlı Doğan
Yayın Tarihi :10 May 2021
Süre :2 Bardak

Hüseyin Rahmi 17 Ağustos 1864 yılında İstanbul Ayaspaşa’da doğuyor. Annesi Ayşe Sıdıka Hanım, Hüseyin Rahmi henüz dört buçuk yaşında bir çocukken ölüyor, bu yüzden annesini hiç tanıyamıyor. Hayatı boyunca anne özlemi yaşayan yazar, duygusal tatminini kadınların çoğunlukta olduğu ve toplamda 12 kişinin yaşadığı bir konakta sağlıyor. Bu konak teyzesi ve anneannesinin Aksaray’daki konağı. Babası Hünkâr yaverlerinden olan Mehmet Sait Paşa işi yüzünden zamanının çoğunu şehir dışında geçirdiği için oğlunu annesi ve kardeşine emanet ediyor. Bu durum da Gürpınar’ın yazarlığına büyük katkılar yapıyor. Örneğin oyunlarındaki ve romanlarındaki kadınların bu kadar iyi tasvir edilmesi, bir erkek olarak kadın diyaloglarını bu kadar iyi kotarması ve hatta kadınsı özellikleri bu kadar iyi ön plana çıkartarak gerçek ve altyapılı karakterler ortaya koymasının en önemli sebebi bu konakta geçirdiği yıllar olarak görülüyor. Gözlem yeteneğinin çok güçlü olması ve yazdığı karakterleri bu kadar yakından gözlemleyebilmesi kalemini karakteristik bir hale getiriyor.

Yazar, babasının işi ve akraba çevresi dolayısıyla saraya yakın bir Osmanlı eliti içinde büyüyor. Bu da yazarın iyi bir eğitim görmesini sağlıyor. Hem batılı bir görgü içinde yetişiyor hem de kaliteli bir eğitim almış olması hiç şüphesiz ki yazarın kalemini güçlendiriyor, ona bir zemin hazırlıyor. Çeviri yapabilecek kadar iyi Fransızca biliyor örneğin. Çok küçük yaşlarda yazar olmayı kafasına koyuyor. Ailesi en başta karşı çıkıyor, çünkü ülkede yazarlık mesleğiyle geçinebileceği bir ortam olmadığını düşünüyorlar. Çünkü o dönem de aynı bu dönem gibi yalnızca yazarak para kazanmak oldukça zor. Tüm bu karşı çıkışlara ve zorluklara rağmen Hüseyin Rahmi II. Meşrutiyetin ilanından sonra memurluğu bırakarak yalnızca yazarak hayatını idame ettirmeyi başarıyor; gazetecilik ve roman yazarlığını bir arada yürütüyor. Küçük bir çocukken bulduğu tüm defterlere küçük hikâyeler yazıyor. Çok erken yaşta başladığı yazarlık serüveni 19 yaşında romancılığa merak salmasıyla güçleniyor. Ardından henüz 20 yaşındayken Ceride-i Havadisgazetesinde ilk metnini yayımlatıyor. Burada öyküler yayımlamaya devam ederken ilk romanı Şık’ı Tercüman-ı Hakikat gazetesinin sahibi Ahmet Mithat Efendi’ye gönderiyor. Böylece ilk romanı önce gazetede tefrika edildikten sonra 25 yaşındayken basılıyor. 

Başarılı romanlara ve oyunlara imza atan yazar, kısa bir zamanda üne kavuşarak entelektüel çevrede yerini alıyor. Kitaplarındaki toplumsal ve psikolojik gözlemleri çok başarılı bulunuyor. Değişen düzene ve yeni düzenin beraberinde getirdiği çarpıklığa dair yaptığı eleştirileri halka kendi diliyle anlatmayı başarıyor. Metinlerinde sarhoşları, büyücüleri, külhanbeylerini, vurguncuları, üfürükçüleri, paraya tapanları, Avrupa özentisi tipleri ve daha nicelerini öyle ustalıkla anlatıyor ki mizahla dramın nabzını bir arada tutmayı başarıyor. Gerçekçi ve sade bir dil kullanıyor, bu yüzden de zamanının halkı tarafından severek okunuyor.

Tiyatro izlemeyi çok seviyor, tiyatro hakkında gazetelerde çok sayıda yazılar yayımlıyor. İstanbul’a gelen tüm Fransız oyunlarını izlediği biliniyor. Zaman içinde artık yorulduğuna kanaat getirerek Heybeliada’ya taşınıyor. Orada evi çekip çeviren hizmetçisi ile birlikte sade ve yalnız bir hayat yaşıyor. Titizliğiyle bilinen yazar bazı oyun temsillerini izlemek için, bu durumdan hiç memnun olmasa da adaya akşam geç vakitte dönemeyeceğinden İstanbul’da bir arkadaşında kalıyor. Oyun izleme aşkıyla bu fedakârlığı yapıyorsa da titizliği onu zorluyor. Hiç evlenmemiş olması, kadınlarla büyümüş olması ve titiz oluşu her fırsatta işaret edilen yazar, sık sık gereksiz eleştirilere ve vurgulamalara maruz kalıyor. Bazı romanları oyunlaştırılırken Gulyabani isimli romanı Ertem Eğilmez tarafından Süt Kardeşler ismiyle beyaz perdeye uyarlanıyor. Kendisinden sonra başka sanatçılara da kapı açan Hüseyin Rahmi 8 Mart 1944 günü ardında birçok eser bırakarak aramızdan ayrılıyor. 

Yukarı Kaydır