Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Nükleosentez, Lityum ve Piller
BİLİM

Nükleosentez, Lityum ve Piller

Şuan bu yazıyı okumanızı sağlayan telefonunuzun ya da bilgisayarınızın pilleri, Büyük Patlama sırasında oluşan lityum elementinden elde edildi. Zaten evrendeki tüm elementler böyle ortaya çıkmadı mı, diye sorabilirsiniz. Kısmen hayır. Çünkü Büyük Patlamada oluşan ilk üç elementten birisi lityum. Yani altın, demir, titanyum gibi elementler oluşmadan önce evrende lityum vardı. O da şuan bu yazıyı okumanız için üretilen cihazlarınızın çalışmasını sağlıyor. Kötü haberimiz de şu ki; evrende ne kadar lityum varsa sonsuza kadar onunla idare etmek zorundayız. Gelin, evrenin yaratılışından evlerimize uzanan lityum macerasına birlikte göz atalım…

Yayın Tarihi :15 Eyl 2022
Süre :3 Bardak

Bir dönem atomun en ufak “şey” olduğunu düşünüyorduk. Hatta öylesine emindik ki atom asla parçalanamazdı. Sonra bilim gelişmeye, geliştikçe de evrenin yapısına dair bildiklerimiz artmaya başladı. Şüpheciler kazanmıştı! Her atomun içinde çok büyük bir dünya olduğunu keşfettiğimiz gün, tüm dengeler değişti. En küçük şeyin izini sürerken yolumuz ilginç şekilde sonsuz olduğunu düşündüğümüz evrenin ilk anlarına kadar sürüklendi ve bingo! Yani Big Bang! Bir patlama olarak dile getirilse de aslında bir genişleme modeliyle büyüyen evrenin nasıl oluştuğuna dair yeni bir maceranın içinde bulduk kendimizi. İlk anlar, ilk oluşan elementler ve ilk olan ne varsa sorguladık. 

İşte lityumun bilimsel olarak keşfi 1871 yılına dayansa da onun evrendeki ilk elementlerden birisini öğrenmemize henüz çok vardı. Daha Büyük Patlama anını çözmemiz, devamındaki senaryoları bir şekilde teoriye dökmemiz gerekiyordu. Öyle de yaptık. Şuan elimizde, doğru olmasını umut ettiğimiz veya daha iyi bir modelin olmadığı evren oluşum teorisi mevcut. Örneğin Büyük Patlama sonrasında, tahminen 3 ila 20. dakikalarda atomun çekirdekleri olan proton ve nötronların oluştuğuna dair sağlam fikirlerimiz var. 

Lityum Elementi

İşte bu ilk dakikalar ise tam bir Hollywood filmi kıvamında! Bilim insanları ise bu anlardaki parçacık oluşumlarını “Nükleosentezi” adıyla tanımlıyor. Havalı bir adı olduğu kadar ortamın kendisi de ortalığı toz duman ediyor. Oluşan atom altı parçacıkları, inanılmaz yüksek bir enerjiyle hareket ediyor, dolanıyor ve çarpışıyor! Ama bu aşırı hız, parçacıkların birleşmesine izin vermiyor. Önce Büyük Patlamayla başlayan 20 dakikalık süre bitiyor ve oldukça enerjik parçacıklar yavaş yavaş kendine geliyor. “Artık evreni yaratabiliriz” diyen bir sürü parçacık harekete geçiyor ve atomlar oluşuyor.

Bilim insanlarına göre atomların oluşmaya başladığı 20. dakikadan sonra ortam baya sıkıcı sayılabilir. Aşırı sıcak ve nemli bir gecede ve kapalı bir mekanda, klima olmada yüzlerce kişinin eğlendiğini düşünebiliriz. İçerisi baya sıcak, hava sanki üzerimize yapışıyormuş kadar ağır… Sonra istemsiz bir şekilde nefes alamadığını hisseden yüzlerce insan kapıları ve pencereleri açarak bahçeye, balkona akın ediyor. Artık parti daha keyifli bir hal alabilir, dediğimiz anlardayız. O zaman hafif elementler yavaş yavaş oluşmaya başlayabilir ve sahneye hidrojen çıkar! Arkasından helyum… Derken lityum… 

Evrende 13 milyardan uzun bir zaman geçer. Büyük Patlama sırasında yaşandığını düşündüğümüz bu senaryo ile ortaya çıkan lityum, genişler ve yayılarak evrenin her köşesine ulaşır. Sonra şu meşhur toz bulutu dediğimiz anlar yaşanır; yani Öngezegen diskleri! Bir yıldız ve çevresinde dolanıp duran parçacıklar… Derken bunlardan Güneş, Dünya’nın ortaya çıkacağı süreci başlatır ve bir mucize gerçekleşir: Yani yaşam! Tek hücreli, çok hücreli derken insanlığın ortaya çıkışı ve bu kadar bilgiyi okumamıza, anlamamıza neden olan zekamız tüm görkemiyle evrimin içindeki yerini alır. 

Tarihler artık MÖ 2. yüzyıldır. Antik Yunanlı bir fizikçi olan ve Efesli Soranus olarak bilinen bir adam, lityum isimli bir elementi kullanarak insanların zihinlerini tedavi etmeye çalışırken kullandığı şeyin Büyük Patlamaya dayandığını bilmiyordu. Hatta kullandığı elementin lityum olduğunu da farkında değildi. Ama tedavisi işe yarıyordu ve lityumla birçok depresyon hastasını iyileştirmeyi başarmıştı. Nasıl mı? Sadece gözleyerek. Efes kentindeki suların depresyon hastalığına iyi geldiğini, uzun uzun gözlem yaparak ve insanları inceleyerek keşfetmiştir. İşin ilginç yanı ise yüzyıllar sonra Efes'teki suların yüksek düzeyde lityum içerdiği ve lityumun da depresyona sebep olan unsurlar üzerinde faydalı etkileri olduğu kanıtlanır.


Suyun yarısı kadar yoğunluğa sahip ve katı metaller içinde en hafif element olan lityum, böylece insanlık tarihindeki yerini alır. Henüz bu elementin ne kadar değerli ve Büyük Patlamanın ilk anlarında üretilen az sayıda elementten birisi olduğundan kimsenin haberi yoktur. Hatta sonradan lityumun azaldığını ve başka elementlere dönüştüğünü öğrenmemize baya bir zaman vardır. Yüzlerce yıl sona erer, Ortaçağ ve Rönesans geçilir. Artık bilimin şahlandığı dönem başlamıştır. 

Buharlı makineler, gemiler, uçaklar, bilgisayarlar ve nihayetinde uzay gemileri inşa etmeyi öğrendikçe çok büyük bir sorunla karşılaşırız: Enerji! Yani bir tıraş makinasından bilgisayara kadar kullandığımız her türlü aleti çalıştırmak için bir güç kaynağına ihtiyacımız olduğunu öğreniriz. İşte bu durum biz insanlığa pilleri ve yazımızın konusu olan lityum pillerini üretmek için ilham olur. 

Kısaca tanımlamak gerekirse lityum piller, yeniden doldurulabilen piller grubundadır. Diz üstü bilgisayarımızdan cep telefonlarımıza kadar birçok elektronik ürünün vazgeçilmez parçasıdır. Ne de olsa şarjımız bittiği an dünya ile kurduğumuz tüm iletişim kesiliyor. Bu hafif, kullanışlı ve yeniden doldurulabilir pil teknolojisi ile hayatımızın en önemli kararlarını veriyor, aşık olduğumuz insana sevgimizi dile getiriyor veya patronumuzdan gelen mailleri anında okuyabiliyoruz. 


Artık hayatımızın neredeyse her anında kullandığımız lityumun, Büyük Patlama sırasında oluşan ilk elementlerden olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda yeniden lityum üretemeyeceğimizi ve sonsuza kadar eldeki stoklarla idare edeceğimizi de… İşte bu yüzden pillerin geri dönüşümleri oldukça değerli. Çöpe attığımız bir cep telefonu artık işimize yaramayabilir veya bu yazıyı okuduğunuz elektronik aletin eskidiğini düşünebiliriz. Ama içindeki lityumun, evrenin var olmasındaki en özel elementlerden birisi olduğunu bilmek ilgimizi çekebilir.
Yukarı Kaydır