Nihilist Felsefe Üzerine
ZOOM

Nihilist Felsefe Üzerine

Türkçeye ‘hiççilik’ olarak çevrilen Nihilist felsefeyi çok kısa bir şekilde açıklayacak olursak; bilgi, yaratılış ve hayatın anlamı gibi konseptleri inkar eder ve bu konseptlerin değerden yoksun olduğunu savunur. Nihilist felsefe denince akıllara gelen ilk isimlerinden biri olan Friedrich Nietzsche, çalışmalarında bu felsefeyi detaylandırarak, Batı kültüründe yaygınlaşmasına yol açmıştır. Nihilist felsefenin kökenini, tam olarak neyi savunduğunu ve Nietzsche’nin ne anlatmaya çalıştığını sizler için yakından inceliyoruz.

Yayın Tarihi :09 Nis 2021
Süre :2 Bardak

null

Nihilizmin kelime olarak kökeni, Latincede ‘hiç’ anlamına gelen nihil kelimesine dayanır. Nihilizmin bir terim olarak kullanımı ise 18. yüzyılda, Almanya başta olmak üzere, Avrupa’nın farklı şehirlerinde başlamıştır. Rus ve Alman felsefesindeki çalışmalar sonucunda bütün bir konsept olarak şekillenir. Bir süre sonra kullanımı azalan terim, Ivan Turgenev’in bilinen romanı Babalar ve Oğullar'daki dini prensipleri ciddiye almayan, her şeyi reddeden ve inkarın yararlı olduğunu düşünen karakterler sayesinde hayata döner. Turgenev’den sonra nihilizmi ele alan Alman filozof Friedrich Nietszche, bu terimi Batı kültürünün dağılma hali ve geleneksel ahlak anlayışını açıklamak için kullanır.

null

Nihilist felsefenin kökenlerine baktığımızda, milattan önce 6. ve 4. yüzyıllar arasında bir zamanda yaşamış olan Buda’ya kadar geri gidebilir ve Budist kutsal yazılarında nihilist konseptlere rastlayabiliriz. Bu yazılardaki ‘İyi veya kötü eylemlerden bir sonuç doğmaz, öldükten sonra yaşam yoktur ve dünyada bunu kanıtlayabilecek bir kişi bile yoktur.’ gibi cümleler; hayatın anlamı ve insan iradesi gibi değerleri açıkça reddeder. Buda, bu görüşte olan kişilerin zihinsel, sözel ve bedensel davranışlarda iyi niyet bulamayacaklarını ve sonucunda kötü davranışlara yöneleceklerini belirtir. 1860-1917 yılları arasında Rusya’da kendini gösteren nihilist düşünce, dönemin önemli devrimsel ve toplumsal olayları ile aynı anda ortaya çıktığı için politik terörizm olarak görüldüğü olmuştur. Toplumda var olan değerleri ve gayeleri feshetmeye odaklanan Rus nihilizmi; koyu determinizm, ateizm, materyalizm gibi teorileri ise topluma katmaya çalışır.

null

Nihilist düşünceyi birçok farklı anlam ve çağrışım ile bağlantılı olarak kullanan Friedrich Nietzsche, Batı toplumlarında Hristiyanlığın etkisinin azalması ve fizyolojik gerilemeni artması sonucunda nihilizmin modern çağın bir parçası haline geldiğini söyler. Nietzsche’ye göre, nihilizm dünyanın ve insanoğlunun varlığının amacını ve öz değerini ortadan kaldırır. İnsanoğlu, dünyayı anlamak için sürekli olarak yorumlar ve bu yorumlama yaşamın önemli bir parçası olarak kabul edilir. Ahlak, insanların dünyayı yorumlamak için kullandığı bir araçtır ve bunu ortadan kaldırmak, dünyayı yorumlamayı bir hayli zorlaştırabilir. Nietzsche’nin odaklandığı bir başka önemli nokta ise Hristiyanlık ve nihilizmin beraber nasıl çalıştığıdır. Hristiyanlık (ve diğer tek tanrılı dinler); insanlara bir anlam, Tanrı inancı, kötülüğün var olma amacı gibi konularda net ve ‘objektif’ bilgiler verir. 

null

Nietzsche’nin kendisini sıkı bir nihilist olarak görmediğini de söylemeden geçmeyelim. Kendisi, dinin ve Aydınlanma Çağındaki gelişmelerin toplum ve birey üzerinde bıraktığı etkileri gözlemler, nihilizmin modern dünyada kaçınılmaz olduğunu ve nihilizmi aşmak için uzun yıllar geçmesi gerektiğini belirtir.

null

Hristiyanlık bu bakımdan nihilizmin anlamsızlık ve hiççilik gibi ana konseptlerine tamamen zıt görüşler sunar. Hristiyanlığın temelinde bulunan ‘doğruculuk’ faktörü ise insanları bu dinin aslında bir yapı olduğu gerçeğini bulmaya iter ve sonucunda Hristiyanlık kendi kendini ortadan kaldırmış olur. Nietzsche, insanların Hristiyanlığı ‘aştığını’, bunun ise dinden uzak yaşadığımız için değil ona çok yakın yaşadığımız için olduğunu söyler. Filozofun ünlü deyişlerinden biri olan ‘Tanrı öldü.’ ifadesi işte bu durumu açıklar. Aydınlanma Çağının insanoğluna sunduğu şeyler, Tanrı’nın gerçek olma ihtimalini azaltır ve insanlar farkında olmayan yüzyıllardır inandıkları bu gücü öldürmüş olurlar.

Nietzsche’nin kendisini sıkı bir nihilist olarak görmediğini de söylemeden geçmeyelim. Kendisi, dinin ve Aydınlanma Çağı'ndaki gelişmelerin toplum ve birey üzerinde bıraktığı etkileri gözlemler, nihilizmin modern dünyada kaçınılmaz olduğunu ve nihilizmi aşmak için uzun yıllar geçmesi gerektiğini belirtir.

Yukarı Kaydır