Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Mutluluk Esareti
STORIES

Mutluluk Esareti

21 Eki 2022

Yağmurlu bir cumartesi günüydü, Megan’ın renklere aşık olduğu gün. Tüm sokakları ıslatan ve ortalığa kekremsi bir toprak kokusu sarmasına neden olan yağmurun ardından bulutlar dağılmış ve dağılan bulutların arasından Güneş’in gülümsemesiyle aydınlanmıştı hava. Güneş’in gülümsemesine eşlik eden bir diğer detay ise yedi ayrı rengi ile her göreni kendine hayran bırakan gökkuşağıydı.

2.5 Bardak
Güneş’in mimarı olduğu pembe sarı harmana zarif bir aksesuar misali ilişmiş gökkuşağını görünce kalakalmıştı Megan. Tuhaf bir hissiyata kapılmış, sanki aşık olmuş ve içinde hissettiği hayranlığı yüzüne kondurmuştu. O andan itibaren bir şeyler değişmişti hayatında, elbette ki bilincinde değildi bu durumun. Sıra dışı bir duyguydu bu ve o, tüm benliğiyle bu duyguya itaat etmeye başlamıştı. 
 
Eğlenceye düşkünlüğü ile tanırdı arkadaşları Megan’ı, bir yerde kahkahalar atılıyorsa o ortamda kesinlikle Megan vardı. Fakat sanmayın ki yalnızca gülüyor, güldürüyor ve eğlendiriyordu Megan. Tıpkı bunları yaptığı gibi sık sık hüzünleniyor, sinirleniyor ve hatta olur olmadık durumlarda strese giriyordu. Bunu çevresine göstermekten de pek çekinmiyordu kendisi. Anlayacağınız histerik bir duygusaldı ve duyguları ona hükmediyordu. 
 
Gökkuşağındaki renklere aşık olduğu günden beri yepyeni bir gerçekliğe bürünen Megan, bu renklerin hayatına yön vermesine izin vermişti. Elbette ki renklerle harmanlayacağı ilk şey duygularıydı ve o, yaşadığı her duyguya bir renk atamıştı. Sinirlendiği zaman mavi renginin verdiği hissiyat onu ele geçirirken, mutlu olduğu zaman sararıyor, üzgün olduğu zaman ise adeta kızarıyordu. Normale ters bir insan olduğu bu renk tercihlerinden bile anlaşılıyordu. Gün geçtikçe duyguları daha da histerik bir boyuta ulaştı ve renkler taşmaya başladı. Artık hayatının her yerindeydi bu renkler. Pazartesi kahverengiyken Perşembe pembeydi. Salı günleri mutlu olduğunu hissediyordu Megan. Nedeni ise Salı gününün karşılığının sarı rengi olmasıydı.
 
Megan’ın hayatını ele geçiren renkler, yaşamının diğer alanlarına da sıçramıştı. Bir boğa burcuydu Megan. Uyumayı, tembellik yapmayı ve eğlenmeyi çok seviyor, boğazına düşkünlüğü ile de ayrıca bir tanınıyordu. Yemek yemek onun için adeta bir hayat felsefesiydi. Fakat artık hayatının renkleri vardı ve o renklere itaat etmek için yalnızca ona mutluluk verecek olan yemekleri yani sarı renkli yemekleri yemeyi tercih ediyordu. Anlayacağınız sarı rengi onun hayatının sahibi olmuştu. Yediği yemekten giydiği kıyafete kadar dört yanını sarı rengi sarmıştı Megan’ın. E hal böyle olunca kendini sonu gelmez bir Salı gününe hapsetmişti. Elbette ki farkında olmadan. 
 
Günlerce, haftalarca ve hatta aylarca sapsarı Salı günleri eşlik etti ona. Sıradan görünen sıra dışı bir ilişkisi vardı sarıyla Megan’ın. Birlikte uyuyor, bir şeyler izliyor, sık sık şakalaşıyor ve birlikte yemek yiyorlardı. Görüntüde her şey çok güzeldi fakat Megan’ın henüz fark edemediği bir şey vardı. Karşılıklı bir tüketim süreci mevcuttu sarı ile Megan arasında. Megan sarıyı tükettikçe mutlu oluyor, sarı ise Megan’dan habersiz onun mutluluğunu tüketiyordu. Çünkü o her karnı acıktığında, uykusu geldiğinde ve herhangi bir ihtiyacını karşılamak istediğinde sarı rengine koşuyor ve kendini “mutlu” ettiğini sanıyordu. Fakat Megan şu noktayı atlıyordu. Her acıktığında önündeki yemeği değil, mutluluğunu tüketiyordu. Ve o, gün geçtikçe daha yorgun daha bitkin ve elbette ki daha mutsuz bir insana dönüşmeye başlamıştı. Sarının mutluluğu onun için bir esarete dönüşmüş ve yine o, mutluluktan mutsuzluk duymaya başlamıştı. Bu esaretten kurtulması lazımdı, kurtulmak zorundaydı! 
 
Onu tüketen mutluluk oyunundan kurtulmak için bir dakikalığına da olsa gerçekliğine dönüp düşünmüştü. Nerede başlamıştı bu durum, sebebi neydi? Gökkuşağı geldi aklına, şu hayranlığını yüzüne kondurduğu ve ilk görüşte aşık olduğu. O büyük manzarayı gözünde yeniden canlandırdı. Birdenbire güya mutluluk veren o sarı ışık yansıdı gözüne. Aşık olduğu şeyin gökkuşağı olmadığını fark etmişti Megan. Gökkuşağının mimarına aşıktı o, yani Güneşe…. Sarı rengine olan bağlılığı da buradan geliyordu. Anlamsızdı çok anlamsız. Sadece güneşe duyduğu aşk yüzünden aylardır Salı gününü yaşıyor, sarı yiyecekler yiyor, sarı rüyalar görüyor ve adeta sarı rengini yaşatıyordu benliğinde. Güya mutluluk olduğunu sandığı bu renk Güneş’e duyduğu aşktan besleniyor ve onun hayatını ele geçiriyordu. Durdu ve yeniden düşündü. Aşk bu kadar kötüydü işte! Karnı acıktıkça insanın mutluluğunu yiyen bir canavardan başka bir şey değildi. 
 
 
Farkındalık kurtarmıştı onu bu esaretten, ha bir de sinesteziydi Megan, renklerle dans ediyordu ve etmeye devam edecekti… 
 
 
 
 
 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?