Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
https://koinbulteni.com/wp-content/uploads/Kemal-Kilicdaroglu.jpg
SİYASET

Muhalefetin Konfor Alanı: Mağlubiyet

24 Oca 2023

İktidar partisinin her geçen gün kaybettiği kan, nasıl muhalefete can suyu olamıyor? Muhalefet, çabasız kazandığı avantajlı konumu nasıl bu kadar kötü yönetiyor? Bu bir başarısızlık mı yoksa kasıt mı? Siyasi bulantının ve kitlesel stresin mimarı olan bu şüphelerin biraz üzerine gidelim. Şayet tersi yönde rota çizmezsek, belli ki iktidar ve muhalefetin ortak yolundan yokuş aşağı yuvarlanacağız.

2 Bardak
2004 yapımı bir politik sitcom vardı. Kenan Işık, Haluk Bilginer, Haldun Dormen ve Ali Sunal deyince siz de hatırlayacaksınız. "Yes Minister" yapımının Türkçe uyarlaması "Sayın Bakanım"... 

Yapımın baş karakterlerinden olan Haldun Dormen'in "Bir şeyi ne kadar az yapmak istiyorsan hakkında o kadar çok konuşacaksın" repliğinden yola çıkarak, muhalefetin peynir gemisi yürütme politikasına biraz dokunacağız. Bu başlangıç ardından; yine Sayın Bakanım ile bir final yapacağız.

https://static.timesofisrael.com/www/uploads/2022/10/AP22286407493503.jpg
Ekonomik krizin ve mülteci buhranının AKP Türkiye'sini hasta yatağına mahkum ettiği yadsınamaz bir gerçek. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat kişiliğine duyulan güven ve hayranlığın seçmen kitlesindeki tesiri git gide azalıyor. Elbette tutkulu ve görmemek, duymamak ve bilmemek yanlısı bir seçmen kitlesi baki ancak bu kitlenin kalabalığı geçmişe nazaran oldukça cılız.

Ülke şartlarının yaşamak için pek elverişli olmadığı aşikar. Bu ideolojik bir mesele olmanın da; hak hukuk ve liyakat sisteminin çökmesinin de çok ötesinde. Artık Türkiye'de hayatta kalmak sahiden 'mesele'. Ancak bizim meselemizin şimdilik biraz dışında. Şayet biz iktidarın yaptıkları ile değil muhalefetin yapmadıkları ile ilgileniyoruz.

https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/1784000/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-aa-1784882.jpg
Muhalefet denince akla gelen ilk isim elbette CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Son günlerde hem siyasi öfkenin; hem siyasi mizahın öznesi haline gelen ve Cumhurbaşkanı adayı olmaması adına mümkün tüm yollardan her türlü mesajın verildiği isim oluyor kendileri. Öyle ki son günlerde en çok sarf edilen cümle şüphesiz "Kılıçdaroğlu aday olmasın!"

Ancak tıpkı muhalefet gibi bizim de söylemlerimizin pek önemi olmayabiliyor. Çünkü bizim eylemlerimiz de 'lafla' kalıyor. Evet evet; tıpkı muhalefet gibi... 
Bir AKP'li argümanı olan "Adamda liderlik vasfı yok bir kere" çizgisine varmak üzereyiz ki belki de çoktan vardık. Ne var ki bugünlerde kendisi liderlikten ziyade AKP'ye çanakçılık yapmak ile yaftalanıyor.

Eski AKP'li isimler Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ile iktidara karşı aynı masaya oturan muhalefete sorulması ve söylenmesi gereken çok şeyimiz var.

Sorulardan biri şu: Eski düşmandan dost olur mu?

Cevap istediğimiz için değil, cevabın düşünülmesini istediğimiz için sorduğumuz bir soru bu. Cevapsız ve ironik sorulardan biri de "Kılıçdaroğlu AKP'li mi?" sorusu. Zira eylemsizlikleri ile bir danışıklı dövüş fikrini akıllara getiriyor.

Bir de muhalefetten sahiden cevap istediğimiz birkaç soru var...

https://www.indyturk.com/sites/default/files/styles/1368x911/public/article/main_image/2019/06/11/110086-696320112.jpg?itok=mCml4Ue3
Neden güven yaratmıyorsunuz? Ya da neden güvensizlik yaratıyorsunuz?
Neden umut vermiyorsunuz? Ya da neden umutsuzluk yaratıyorsunuz?
Neden erken seçimi kabul ediyorsunuz? Ya da neden seçim için iktidarı eleştirmek harici bir çabaya soyunmuyor, kendi argümanlarınızla halkı safınıza çekmiyorsunuz?
Neden Tayyip Erdoğan'a karşı güçlü adayları bünyenizde barındırırken, hala mağlubiyeti garanti bir ismin; Kılıçdaroğlu'nun aday olma ihtimalinin sinyallerini vererek seçmeni masadan uzaklaştırıyorsunuz?

Neden halkın talebini geri çeviriyor Mansur Yavaş'ı öne çıkarmıyorsunuz? Ya da neden Ekrem İmamoğlu üzerinden bir seçim çalışması yapmıyorsunuz?
Kazanmak istemiyor musunuz?
Nedenler uzar gider elbette. Ancak bu nedenleri sıralamakta da pek bir mana olduğunu söylemek mümkün değil zira siyaset cephesinde önceden ezberlenmemiş soruların cevabı yok.

Bu nedenle biz cevabı siyasi cepheden değil, ofansif - siyasi mizahta arıyoruz. Dönüyoruz Sayın Bakanım'a. Şöyle bir diyalog geçiyor ta o yıllarda... Tüm soruların düğümleri çözülmüş oluyor böylece:


"Sunal: Muhalefetin istediği iktidarı devirmek değil midir?

Dormen: Pek bir körpe bu!

Bilginer: Canım benim, başka ülkelerde dediğin olabilir sayın kalem ama Türkiye'de muhalefetin amacı iktidar olmak değildir.

Sunal: Nedir?

Bilginer: Muhalefetten düşmemek...

Dormen: Çünkü muhalefette olmak iktidarda olmaktan çok daha iyidir, aynı maaşı alırsın bol çene yaparsın ve hiçbir sorumluluk altına girmezsin.

Bilginer: Onun için iktidarın üstüne fazla gitmemeye dikkat ederler.

Dormen: Ama fazla gider de iktidarı sarsarsan erken seçim olur. 

Bilginer: Erken seçim olduğunda da barajı bile aşamaz lök diye ortada kalırsın...

Dormen: Lök diye...

Sunal: Niye? Belki de iktidar olurlar...

Dormen: Pek pek pek bir körpe bu abisi. Anlaşılan Türkiye'de hiçbir seçim izlememiş!"
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?