Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Modernizme Postmodernist Bir Eleştiri: 2021 Gossip Girl İncelemesi
2021, Gossip Girl
KÜLTÜR/SANAT

Modernizme Postmodernist Bir Eleştiri: 2021 Gossip Girl İncelemesi

2000’li yıllarda hem lokal hem de global anlamda üretilmiş olan televizyon yapımlarının tadını artık hiçbir yapımda bulamadığımız konusunda hepimiz hem fikiriz sanıyorum. Özellikle milenyum dönem öncesi jenerasyonun, haklı isyanlarını duyar gibiyim. Bugün sizler için 2007 çıkışlı ve daha ilk bölümü ile izleyiciler üzerinde unutulmaz bir etki bırakacağı anlaşılan Gossip Girl yapımının, bir yeni versiyonu olan fakat pek de “Spin-off” demek istemediğimiz “2021 Gossip Girl” dizisine farklı perspektifler sunmaya geldik. Aşklarıyla, entrikalarıyla, arkadaşlıklarıyla ve dizginsiz cinsel istekleriyle, yıllardır, kim bilir kaç defa sil baştan izlenen bu meşhur dizinin severlerinin ayak seslerini şimdiden duyar gibiyim. Yaklaştıysanız başlıyoruz. Alkışlarınızla, “2021 Gossip Girl..."

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :03 Ağu 2021
Süre :3 Bardak
HBO Max aracılığyla yayın hayatına başlayan Gossip Girl, yayınlanan 4 bölümü ile dizinin öncesinde oluşan tüm sert duvarları ve ön yargıları yıkmayı muazzam bir şekilde başardı. Beklenenin çok daha ötesinde bir senaryo ve yepyeni oyuncu kadrosu ile var olan Gossip Girl efsanesinin namı, 2020 ve sonrasında da yürümeye kararlı gibi görünüyor. Dizinin evrenine biraz daha yakından bakmak gerekirse; 

2021, Gossip Girl
New York’un en sosyetik, en pahalı ve en elit dünyasında yerini edinen karakterler, şaşırılmayacağı üzere Manhattan’ın Doğu Yakası’nda yine oldukça pahalı olan Özel Constance Billard St. Jude's okulunda okumaktadırlar. Ayrıcalıklarla var olan bu dünyada hüküm süren, ayrıcalıklı çocukların yaşadığı; hafif kaotik, bolca cinsiyetsiz ve kopmaya yüz tutmuş aile bağları ile harmanlanmış bu hayatın “Serena van der Woodsen’ın” Gossip Girl’ünden pek de farklı olduğu söylenemez. Tabii ki yılın 2021 olması haricinde. Sosyal statü ve yaşam tarzlarının, eski kadroyla hemen hemen aynı olduğu yapımda yeni karakterlerin oluşturduğu, günümüze uygunca evrimleşmiş bir Gossip Girl evreni ile karşı karşıyayız.
Genel güzellik algıları yıkılırken dijital çağın getirileri ile inşa edilen kimlikler ve tüm cinsiyet kalıplarını yıkan “mükemmel erkek ve kadının homoseksüel ilişkileri” ile bu yeni dizi, günümüz gerçeklerini oldukça doğal ve basit lanse ederken bir o kadar da cesur bir şekilde gözler önüne seriyor.

Julien Elizabeth Calloway ve Zoya Jane Lott
Olay örgüsünün çevresinde gelişen iki ana karakterden bahsetmek gerekirse; aynı anneden ve farklı babalardan olma bu iki kız kardeşin hikayesi, henüz onlar doğmadan önce başlıyor. Julien’i doğurduktan sonra başka bir adamla yaşadığı ilişki sonrasında evi terk eden anne, kurduğu yeni ilişkiden diğer ana karakter olan Zoya’nın doğmasına sebep oluyor. Deri hastalığı yüzünden Zoya’nın doğumunda hayata gözlerini yuman ana karakterlerimizin annesi, geride oldukça kıymetli bir şey bırakıyor, kız kardeşlik…
 

Julien Elizabeth Calloway (Jordan Alexander)
Julien Elizabeth Calloway
Babalarının aralarında gelişen husumet yüzünden sosyal medya aracılığıyla tanışan ve bunu herkesten gizli tutan kardeşler bariz bir maddiyat ve statü farkı da gözetiyor maalesef ki. Günümüzdeki en popüler ve prestijli mesleklerden biri olan influencerlik, yani sosyal medya ünlülüğü, Julien’in hayatının merkezine konumlanmış durumda. Moda ve güzellik dünyasının içinde yüzen Julien’in, ünvanına yakışmayacak mütevaziliğe sahip bir sevgilisi de var. Moda, güzellik ve aşk üçgeni çerçevesinde kendisine yeni bir kimlik yaratan Julien’in, sosyal medya uzmanı ve stilisti olduğuna inanan iki yakın arkadaşı da mevcut. 
Tarzı ile daha ilk andan dikkatleri üzerine toplayan Julien’in “queen” olduğu eski Gossip Girl severler tarafından hemen fark edildi bile. Asla bir kıyaslama yapamayacağımız gerçek queen Blair Waldorf’un tacı birazcık şekil değiştirmiş görünüyor ne dersiniz? 

Zoya Jane Lott (Whitney Peak)
Zoya Jane Lott
Zoya’dan söz etmek gerekirse; Dan ve Jenny Humprey ile aynı statüyü paylaştığını söylemek, kafanızda bir şeyleri oturtmanız için daha kolay bir ipucu olacaktır. Asla küçümsenmemesi gereken bu karakterlerin asıl zenginliklerinin zekâları olduğunu söylemenin, bir Gossip Girl fanı olarak boynumun borcu olduğunu ufak bir dip notla belirtmek isterim. New York’un batısındaki Buffalo şehrinde yaşayan ve akran zorbalığına kurban giden Zoya, kardeşi Julien’in de etkileri ile Manhattan’a yerleşir. Kazandığı burs sayesinde Julien ile aynı okula yerleşen Zoya’nın yaşayacağı zorbalık maalesef ki henüz bitmiş değildir.
Sosyal medyadan gerçek hayata terfi eden kardeşlerin ilişki pek de hesap ettikleri gibi gitmemektedir. Julien’in aksine oldukça doğal, bir kimlik kaygısı gütmeyen ve olanla yetinmeyi bilip bundan gocunmayan Zoya ise, okuldaki tüm taşların yerinden oynamasını sağlayacak olan bir karakterdir. 
Serena ile Blair arasında yaşanan soluksuz rekabeti ve bu rekabetin yanında birbirleri ile olan güçlü bağlarını hepimiz hatırlıyoruz. Yeni Gossip Girl’ümüzde ise senaristler hikâyeyi bir adım daha öteye taşımış ve bu iki yeni rakibin kız kardeşliği ile bizlere çok daha ötede bir tatmin boyutu sunmuşlardır.

 

Yeni Evren ve Yeni Gerçekliklere Dair...
Genel bir yargıya varacağımız zaman, dizinin henüz yayınlanan 4 bölümü bile ciddi ses getirmişe benziyor. Günümüz önemli ve asla gündemden düşmeyen meselelerini mükemmel bir şekilde işleyen dizi; basit ve sıradan ilişkiler yaratmak yerine, daha gerçek ve yaşanabilir ilişkileri gözler önüne seriyor. Cinsiyet kalıpları eze eze geçen dizide “hetero” ilişkilerden çok “homo” ilişkiler ön plana çıkarılmakta ve merak unsuru, bu ilişkiler üzerinden oluşturulmakta. 

Julien Elizabeth Calloway ve Zoya Jane Lott
Senaryonun ve ekrana aktarılanların çok aşırı olduğunu düşünen kesimlerce eleştirilen “yeni dünyanın absürtlüğü” ve bu sınırsız aşırılık hali için şöyle bir detaylandırma yapmak mümkün. Modernitenin bireyler üzerinde geliştirdiği yeni güç ilişkileri; saf duygulardan tamamen arındırılmış ve insan doğasındaki faydacı güdüyü ortaya çıkartmaya yönelik ilişki tarzlarını gün geçtikçe ortaya koymuştur. Fakat fikrimce, 2021 Gossip Girl, bunu empoze etmeyi değil, sert ve oldukça açık bir dil ile eleştirmeyi amaçlamakta. Tabii ki anlayana…

Bir diğer önemli nokta ise dizinin ana hatlarından biri olan “röntgen kültürü”. 2000’lerin başında olduğu gibi 20 yıl sonrasında da mevcut durumunu korumakta. Gözetlemeye ve yargılamaya pek meraklı olan toplum, sosyal medyanın da gün geçtikçe gelişmesi ile bunu daha meşru ve normal bir eylem olarak yapmaya başladı. Bilgi değeri gören fakat insanların özel hayatlarını ihlal eden bu eylemde, atlamamamız gereken önemli handikap ise, yapılan bu davranışın, kullanıcılar tarafından anonim bir şekilde gerçekleştirilmesi. Tıpkı Gossip Girl gibi… 

2021, Gossip Girl
Madem gözetleme ve röntgen kültüründen bahsettik, Fransız düşünür Faucoult’a da bir selam çakmadan geçmeyelim. Panaptikon olarak bahsettiği Fransız düşünüre göre bilgi, özgürleşmenin önünü keserek, gözetlemeye, düzene sokmaya ve disipline etmeye yönelik bir karakterdir. Gossip Girl’ün dirilmesinde pek farklı bir neden göremediğimiz dizide, Gossip Girl’ün dönüşünün asıl amacı ise “zorba öğrencilerle nasıl başa çıkılır?” sorusuna yanıt bulmak olduğu ilk bölümde çok açık ifade edilmekte.

Yeni bölümü 5 Ağustos’ta izleyici ile buluşacak olan 2021 Gossip Girl, şimdiden heyecanla beklenmeye başladı bile. Eğer hala yeni Gossip Girl’e dair ön yargılarınızı yıkamadıysanız, bir şans vermenizi tavsiye ediyoruz. Pişman olmayacağınız kefil olabiliriz. Yazımıza yaraşır bir veda ile cümlelerimizi noktalıyoruz. XO XO sevgili BOBOscope okurları…

Yukarı Kaydır