Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Modern Yaşamın Yakasına Yapışmak: "Göğü Delen Adam"
Unsplash
KÜLTÜR/SANAT

Modern Yaşamın Yakasına Yapışmak: "Göğü Delen Adam"

05 Eki 2022

Erich Scheurmann imzası taşıyan Göğü Delen Adam ya da orijinal ismi ile "Papalagi", modern beyaz insanın eylemleri ve davranışlarını ele alan açık bir eleştiri kitabı şeklinde yorumlanabilir. Medeniyet üzerine kurdukları yaşamları ile aslında birçok açıdan zehir saçan topluma yönelik sık sık atıfta bulunan ana karakterin incelemeleri ve yaptığı gezi sayesinde edindiği gözlemler yolu ile hikayeye ortak olduğumuz eseri gelin birlikte biraz irdeleyelim.

2.5 Bardak
Not: Bu bir bağlamda eser inceleme içeriği olduğu için spoi içerdiği konusunda sizi önceden bilgilendirmek istiyoruz. Bu bilgiyi aktardığımıza göre şimdi devam edebiliriz.

Öncelikle eserin içeriği hakkında kısa bir girişi yapmak gerekirse kitapta; yoğun bir kişi kadrosunun olmadığını ve olayların da genellikle gözlem yoluyla aktarıldığını söylemek mümkün. Kitapta Bağımsız Samoa Devleti'ne bağlı, Güney Büyük okyanusunun adalar topluluğunda yer alan kçük bir köyde kabile üyesi olan Tuiavii'nin kendi ataları tarafından da aydınlanmış olarak tanımlanan Avrupa'ya olan seyahatinin ardından burada edindiği deneyimlere ve yaptığı gözlemlere tanıklık ediyoruz. Beyaz insanı ve genel anlamda yabancıları tanımlamak için kullanılan bir kelime olan Papalagi, aynı zamanda "göğü delen" anlamına da gelir. Bu sebeple de hikayenin ana karakteri Tuiavii, beyaz adamın yaptığı eylemler karşısında şaşkınlık duyarak onun göğü dahi delebildiğini ifade etmek için bu tanımlamayı kullanır. 

Kimi zaman düşündürecek kimi zaman da eğlendirecek olan bu kitap en önemlisi okuyanın dünyasında farklı bir pencere açılmasına neden olacak cinsten diyebiliriz. Edindiği deneyimleri ve gözlemleri yazdığı mektuplar sayesinde kitabın yazarı olan Erich Scheurmann'a aktaran Tuiavii, hemen her aktarımında bolca eleştiriyi de ekliyor demek mümkün. Seyahati sırasında Avrupa'yı gözlemleyen bu kabile şefi, her şeyin alışkın olduğundan farklı olması ve kendi doğal yaşamından son derece uzak olması nedeniyle birçok değerlendirmeyi karşılaştırma yoluyla yapıyor. Örneğin Tuiavii, Papalagi olarak tanımladığı beyaz insanın çok hızlı bir şekilde yaşam sürdüğünü ve hemen her eylemini acele ile yaptığına gönderme yapıyor ve kendi geldiği yer olan Samoa'da zamanın kıymetinin bilindiğine ve insanların sindirerek, olması gerektiği biçimde yaşam sürdüğüne vurgu yapıyor. 

Avrupa insanının ışığı tanımasına rağmen kendisini karanlıkta bırakarak kötülük içinde yaşadığını söyleyen Tuivaii, kendi geldiği yerde de karanlıkların olduğunu ancak bunun sebebini ışığı tanımıyor olmalarına bağlıyor. Bu bağlamda da Papalagi'yi kör ve ancak kendi istek ve ihtiyaçları söz konusu olduğunda duyarlı bir insan profilinde aktarıyor. Ayrıca din konusuna da genel anlamda bir gönderme yaparak kendi bölgesinde tapılan şeyin Tanrı olduğu ancak Avrupa'da ise insanların somut olan her şeye ayrıca bir önem vererek bunları putlaştırdığını dile getiriyor. Dolayısıyla da kendilerinin taptığını ancak yüreklerinde sevgi olduğunu fakat Papalagi'nin ise maneviyatı göz ardı ederek tamamen içi boş putları merkeze aldığına değiniyor. 

Yardımlaşma ve paylaşma gibi önemli insani değerlere de sıklıkla değinilen eserde Tuiavii kendi geldiği yerde fazla yiyeceğe sahip olan kişinin bunu hiç düşünmeden ihtiyacı olanlarla paylaştığını ve aksi halde onun çürüyüp işe yaramayacağını söylüyor. Fakat beyaz insan, yiyeceğin kendisine çok geleceğini bilse dahi yardımlaşma gibi bir uğraş içerisine girmeyerek kendini düşünüyor, şeklinde aktarıyor. Ayrıca Papalagi'nin dünyasında insanların ağırlığının genel olarak para ile ölçüldüğünü ve parası çok olanın bir şekilde değerinin de çok olacağını eleştirel bir dille aktarıyor. Bu noktada da dikkate alınması gereken zeka, yiğitlik ve soyluluk gibi kavramlara da gönderme yapıyor diyebiliriz. 

Aslında kitabın geneline baktığımızda günlük yaşamımızdaki birçok konu ve duruma Avrupa insanı merkezinde sıkça gönderme yapılıyor demek mümkün. Bu sebeple de kitap alışkanlık olarak benimsediğimiz, her gün maruz kaldığımız için artık normal karşıladığımız ve bize göre son derece olağan olan pek çok şey konusunda düşünmemize ve elbette sorgulamamıza yol açıyor. Dolayısıyla da "Göğü Delen Adam" eğer sorgulayıcı bir dil ile okunursa gerçekten kişiye farklı bakış açıları kazandıracak türden diyebiliriz. 

Ancak aktarılan fikirleri körü körüne kabul etmemekte ve onları mantık süzgecinden geçirerek yorumlamakta fayda var. Çünkü anlatılan ve gözlemler yolu ile aktarılanlar hiçbir zaman tek bir insa özelinde ele alınmıyor. Dolayısıyla kitapta işlenen konular genellemelerden oluşuyor. Bu sebeple de yapılan her genellemeyi kişi özelinde algılayarak Papalagi olarak tanımladığımız yabancıya ön yargılı yaklaşmamak gerekir.

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?