Mesleğin Cinsiyeti Yoktur
KADIN KAFASI

Mesleğin Cinsiyeti Yoktur

Hepimiz eşit olarak doğsak da yaşamımız boyunca toplum içinde yetişiyor, özelliklerimizi toplum nezdinde tamamlıyoruz. Bireyin toplumdan bağımsız düşünülemeyeceği düşüncesinden hareketle toplum tarafından belirlenen roller bizzat bizim davranışlarımızı şekillendiriyor. Meslek seçimleri de bunun en önemli örneğini oluşturuyor. Çünkü yaşadığımız coğrafyanın kültürü ve toplumun nitelikleri meslek seçiminde de etkili oluyor. “Kadınlar bu mesleği yapar” veya “erkekler bu mesleğe uygun” cümleleri birer hayat kuralı olup çıkıyor. Ancak mesele her ne kadar çift taraflı görünse de özellikle daha nitelikli mesleklerin erkeklere atfedildiği bilimsel araştırmalar tarafından kanıtlanıyor. Bugün kadınlar cinsiyete yönelik meslek ayrımcılığına ciddi ölçüde oranda maruz kalıyor. Biz de yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi meslek seçiminde de cinsiyete dayalı bir ayrımın gerçek dışı olduğunu vurgulayalım istiyoruz. Hadi o zaman, üretimin her aşamasında olan kadınların her mesleği başarılı bir şekilde yapabileceğine birlikte bakalım.

Yayın Tarihi :06 Eki 2021
Süre :2.5 Bardak
Gizemli ve bir o kadar hayret verici bir hikâye ile başlıyoruz ve hikâye sonunda size yönelteceğimiz soruyu bir dedektif edasıyla cevaplamanızı istiyoruz. Hazırsanız başlıyoruz.

Bir baba, çocuğunu okuldan aldıktan sonra evine doğru ilerliyor. Beraber sohbet ediyor ve günün nasıl geçtiğine yönelik keyifli bir sohbet yapıyor. Ancak bir an geliyor ki gülüşmelerin yerini gözyaşı alıyor. Karşı şeritten gelen bir araba hatalı sollama sebebiyle babanın ve çocuğun bulunduğu arabaya çarpıyor. Korkunç bir kaza, arabalar paramparça oluyor. Baba kaza yerinde hayatını kaybediyor. Çocuk ise ağır yaralı. Çevreden yardıma koşanlar hemen ambulansı arıyor ve çocuk hızlı bir şekilde hastaneye yetiştirilmeye çalışılıyor. Bu sırada kan kaybı gittikçe artıyor. Ambulansta gereken müdahaleler yapıldıktan sonra hastaneye geliniyor. Çocuğun acilen ameliyata alınması gerekiyor ancak hastanede cerrah yok. Hemen telefonla cerraha ulaşılıyor, durum anlatılıyor. O sırada yoğun bakım odasına alınan çocuğun durumu ise kritik. Acil bir şekilde hastaneye ulaşan cerrah, çocuğun bulunduğu odaya giriyor ve gözlerine inanamıyor. Şaşkınlıktan eli ayağı titreyerek yalnızca “Bu benim çocuğum” diyebiliyor. 

Peki bu nasıl olabilir? 

Hemen cevabı verelim. Bu gizemli hikâye aslında hiç de gizemli değil. Ne dedektif edasıyla olayı çözmeye çalışalım ne de hayret verici olduğuna inanalım. Çünkü cerrah çocuğun annesi. Durumu paranormal yapan kendisi değil bizzat toplum tarafından atanan cinsiyet rolleri. Sembolik olarak hikayeleştirdiğimiz olay kadınların cinsiyete yönelik meslek ayrımcılığına maruz kaldığının da en büyük kanıtını oluşturuyor. Bugün mesleğinde sayısız başarıya imza atmış oldukça başarılı kadın cerrahlar bulunuyor. Aslında “kadın cerrah” olarak ifade edilmesi bile ayrımcılığın bir örneğini oluşturuyor. Tüm mesleklerde olduğu gibi cerrah olmanın da bir cinsiyeti bulunmuyor. Hikâyeye yönelik toplumsal cinsiyet eşitliğini vurgulayabilmek adına “kadın cerrah”ı özellikle vurguladığımızı belirtelim. Yeni bir ayrımı körüklemek istemediğimizi altını çize çize vurgulayalım. 

Cinsiyet, bireylerin doğumuyla başlayan bir süreci anlatırken eril veya dişil cinsel organlara sahip olarak doğma durumunu ifade ediyor. Toplumsal cinsiyet ise bireylerin içinde doğduğu biyolojik kategoriye biçilen rollere deniliyor. Yani toplum, cinsiyetlere roller atıyor. Bir başka deyişle toplumsal cinsiyet rolleri, kadın ve erkeklerden toplumun beklediği davranış kalıplarını simgeliyor. Bu kalıplar meslek noktasında da kendini ciddi oranda gösteriyor. Hemen size soruyoruz: “Kadın veya erkek olduğunuz için yapamayacağınızı düşündüğünüz meslekler var mı?” Cevabınız evet ise, bunun tamamen doğumumuzdan itibaren bizlere sunulan kalıp paketleri ile ilgili olduğunu vurgulayalım. Ancak bu noktada erkek egemen sistemin bir sonucu olarak özellikle kadınlara yönelik ayrımcılığın daha fazla olduğunu söyleyebiliyoruz. Fırsat eşitliğini desteklemek adına kadınlara yönelik meslek ayrımcılığını konuşmayı daha doğru buluyoruz.

Özlem Türeci
Birazdan vereceğimiz örneklerin bizzat bizim bir ayrımcılığa gitmediğimizi vurgulamak adına toplum tarafından “şaşırtıcı” bulunduğuna yönelik bir gözlemimiz olduğunu vurgulamak istiyoruz. Yani “kadınların da yapabileceği meslekler” ifadesini doğru bulmuyoruz. Ancak mevcut durum göz önüne alındığında bu örneklerin “toplum tarafından şaşırtıcı bulunduğunu” ve bir erkeğin başarısı kadar değer ve ilgi görmediğini belirtelim. Mesleğin bir cinsiyeti olmadığını geçtiğimiz aylarda boksta olimpiyat şampiyonu olan Busenaz Sürmeneli kanıtlıyor gibi ne dersiniz? Ya da Covid-19 pandemisine şifa olan BioNTech aşısının arkasındaki isim Özlem Türeci’ye bakalım. İşte tam olarak bundan bahsediyoruz. Her ne kadar BioNTech şirketini beraber kurmuş olsalar da ekranlarda Uğur Şahin’i görüyoruz, tebrik edilen Özlem Türeci değil bir erkek oluyor. Sizce de metrelerce yükseklikte gökdelenlerin camını silen Nazlı Yılmaz mesleklerin cinsiyeti olmadığını göstermiyor mu? Ya da Eskişehir’de tramvayların başına geçerek “kadından vatman olmaz” diyen kişileri taşıyan 12 kadın?  Peki ya Türkiye’nin FIFA kokartlı 8 kadın hakeminden biri olan ve 19 yıldır futbol maçlarında düdük çalan Seçim Demirel

Toplum tarafından “erkek mesleği” olarak görülen her alanda kadınları görmek oldukça mümkün. Bunu biz değil bizzat verdiği emek ile kadınlar gösteriyor. Kadınlar tarih boyunca üretimin her alanında emek verdi ve vermeye devam ediyor. Ötekileştirmelerin, ayrımcılığın ve elbette önyargıların karşısında emekleri ile durarak mesleklerin bir cinsiyeti olmadığını belirtiyor. 

Yukarı Kaydır