Markalar ve Şehir Efsaneleri
BUSINESS

Markalar ve Şehir Efsaneleri

Görüp duyduğumuz ilginç haberler o kadar etkileyici olabiliyor ki, çoğu zaman doğruluğunu bile sorgulamıyoruz. Bize bir şeyler söylendiğinde belki de ilk yapmamız gerekeni, yani durup düşünmeyi çoğu zaman es geçiyoruz. Oysaki karşımıza çıkan “şaşırtıcı” bilgilerin birer şehir efsanesi olma ihtimali oldukça yüksek. Korkarız ki bu sürece şirketlere ve markalara yönelik şehir efsaneleri de dahil. Kurum ve marka imajı açısından bir hayli önemli olan bu bilgilerin neler olduğuna birlikte bakmaya ne dersiniz? Hadi o halde şirketlerin doğru bilinen yanlışlarına beraber bakıyoruz.

Yayın Tarihi :12 May 2022
Süre :2.5 Bardak
Bir markaya veya kuruma yönelik imaj, sanıyoruz ki doğru ve net bilgilerden geçiyor. O şirkete yönelik bilgiler, yine o şirketin değerini belirlerken, insanların kuruma yönelik bağlılığını fazlasıyla etkiliyor. İnsan ilişkileri için güven ne denli etkileyici bir parçayı oluşturuyorsa, hiç kuşkusuz, kurumla müşteri arasındaki parça da sadakatten geçiyor. Marka sadakatinin sağlanması ise özellikle yanlış veya eksik bilgilerin varlığında söz konusu bile olamıyor. Bu açıdan bir şirkete yönelik ortaya atılan, “ortamlarda konuşulan”, o markayla bütünleşen şehir efsaneleri verimli bir sürece işaret etmiyor. Aksine olumsuz bir intiba bırakıyor. Madalyonun diğer yüzünde, markanın lehine işleyen efsaneler de yok değil. O halde biz bugün doğruyu ve yanlışı ayırmaya çalışalım.

İlk olarak tüm dünyayı etkisi altına alan Apple’dan başlayalım. Bu kusursuz gücü hiç kimse es geçemez. 3 trilyon doları geçen marka değeriyle dünyanın dört bir yanına yayılmış olan şirket, etki hacmini oldukça kısa bir sürede en üst çıtaya çekmiş durumda. Arkasında nitelikli çalışanlar var, başarı dolu bir yolculuğu en yüksek hızda gerçekleştiriyorlar. Sayılı şirketler arasında bulunan ve parmakla gösterilecek bir bilinirliğe sahip Apple, çoğu zaman şehir efsanelerin merkezinde yer alabiliyor. Onlardan en popüleri, kuruluş hikayesinde saklanıyor. Apple’ın etki alanından bahsettik, böylesi bir güç elbette iyi bir pazarlama getiriyor. Belki de çoğumuz ilk kişisel bilgisayarın Apple tarafından üretildiğine inanıyoruz; ancak bu ne yazık ki doğru değil. Evet Steve Jobs ve Steve Wozniak evlerinin garajında ilk Apple bilgisayarı üretiyor; fakat bu üretilen ilk kişisel bilgisayar değil. Dünyanın ilk kişisel bilgisayarı, Apple’ın kendi bilgisayarını üretmesinden yıllar önce geliştiriliyor. Jobs ve Wozniak, teknik bilgileri ile piyasadan satın aldıkları bilgisayar bileşenlerini birleştirerek, üzerine kendi işletim sistemlerini yazıyor. Tüm mesele bundan ibaret.

Bir diğer dünya devine, McDonalds’a geçelim. Eminiz pek çoğumuz lezzetli McDonalds dondurması yemek istediğimizde, dondurma makinesinin bozuk olduğu cevabını almışızdır. Gerçekten bu makineler neden sürekli bozuk? Aslında hiçbiri bozuk değil, yalnızca çalışanlar vermek istemiyor. Neden derseniz, müşterinin satın aldığı birkaç külah dondurma, çalışanın temizlikle uğraştığı birkaç saate dönüşebiliyor. Oldukça karmaşık ve devasa olan McFlurry makineleri yaklaşık 4 saatte temizleniyor. Ek olarak, eğer ki makine temizliği saatlerine geldiyseniz, yine makinenin bozuk olduğu cevabını alabilirsiniz. Şirkete yönelik en büyük şehir efsanelerden biri olan bozuk dondurma makinesi, marka iletilen şikayetlerin başında geliyor. McDonalds ise marka imajını zedeleyen bu durumu, attığı “komikli” bir tweet’le lehine çevirebiliyor: “Dondurma makinemiz hakkında bir şakamız var ama işe yaramayacağından endişe ediyoruz...”

Sırada, dünya genelinde 130’a yakın ülkede bulunan ve yaklaşık 22 bin restorana sahip fast food zinciri KFC var. Şirketin açılımı bildiğiniz üzere Kentucky Fried Chicken; ancak neredeyse hepimiz KFC kısaltmasını kullanıyoruz. Yemek şirketi geçmiş dönemde kendini KFC olarak pazarlamaya başlıyor. Bu değişimin arkasında isimlerinin uzun olmasından kaynaklı akılda daha az kalmasının yanı sıra, "kızarmış" kelimesini çıkararak kendilerini daha sağlıklı göstermek yatsa da; şehir efsaneleri böyle demiyor. Yaygın bir şehir efsanesine göre KFC, doğal tavuklar yerine “mutant tavuklar" kullanıyor ve bu haberlerin ortaya çıkmasıyla adını değiştirme kararı alıyor. Kötü ününden kurtulmak isteyen şirketin, yepyeni imajıyla tavuk severlerin karşısına çıkmak istediği söyleniyor. Satışların neredeyse iki katına çıkmış olması ise, şehir efsanelerine karşı galibiyeti temsil ediyor. İsim değişikliğinin menülerde ve tabelalarda görünmesini de kolaylaştırdığı KFC, en nihayetinde şirket için yeni bir marka olarak tasarlanıyor.

Son şehir efsanesi ise kendi coğrafyamızdan. Vehbi Koç ve Sakıp Sabancı üzerinden şekillenen bu şehir efsanesi, şirketlerin işçi alımında başvurduğu kriterler arasında en ilginç olanını gözler önüne seriyor; ancak elbette doğruluk payı sıfır. Şöyle ki, iş başvurusu yapan kişi ilk mülakatın ardından Vehbi Koç/Sakıp Sabancı -her iki versiyonu da dilden dile dolaşıyor- ile yemeğe çıkıyor. O sırada Koç/Sabancı başvuru yapan kişiyi gözlemliyor. Acaba bu kişi yemeğini tatmadan önce tuz atacak mı? Eğer tuz atıyorsa ön yargılı oluyor ve işi kapamıyor. Yıllar yılı, özellikle çalışma yaşamına yönelik tavsiye verirken ortaya çıkan bu hikaye, tahmin edeceğiniz üzere bir şehir efsanesi. 

Doğru bilinen yanlışların farkına varmak, iş yaşamı gibi çoğu zaman hata kabul etmeyecek bir alan için oldukça mühim bir konu. Hayatımızda her noktasında yer alan markalar, işe gireceğimiz firmalar, bir şekilde bizimle ilişkili kurumlar hakkında doğru bilgiye ulaşmak, en başta kişisel farkındalığımızı güçlendiriyor, ardından iş yaşamımızı. Buna ek olarak, şehir efsaneleri bizzat şirketlerin değeri ve imajıyla da yakından ilişkili oluyor. Ne diyelim, doğru bildiğimiz yanlışları, yanlış bildiğimiz doğrular yapmak vakti geldi, şimdiden başarılar. 

Kaynaklar




Yukarı Kaydır