Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Malthus Felaketi: Yeni Doğanlar, Kaynaklarımızı Tüketecek mi?
SCOPE

Malthus Felaketi: Yeni Doğanlar, Kaynaklarımızı Tüketecek mi?

Dünya nüfusu hızla artarken kaynaklarımız da tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kuşkusuz. Hepimiz biliyoruz ki küresel bir iklim krizinin göbeğindeyiz ve bu kriz önlem alınmadığı müddetçe nihayetinde insan ırkının geleceğini tehlikeye atacak. Dünya’nın insan nüfusunu kaldıramadığı ve kaynaklarının tükendiği gerçeği birçok insanı harekete geçirdiği gibi Thomas Robert Malthus’u da harekete geçirmişti. Hatta nüfus artış hızının yol açacağı sonuçlar ile ilgili olarak ilk teoriyi esasen Thomas Malthus geliştirmişti. Peki ama bu teori, neden Malthus felaketi olarak anıldı. Malthus Felaketi bize neyi anlatıyor, neyi anlatmaya çalışıyor? Gelin birlikte bakalım…

Yayın Tarihi :21 Eyl 2022
Süre :3 Bardak
Bir bebeğin oluşumu, doğuşu, dünyaya gelişi kuşkusuz bir mucize gibi gerçekleşse ve dünyaya geldiği aileyi çok ama çok mutlu etse de bazı gerçeklere de sırt dönülmüyor. O gerçeklerden biri Dünya kaynaklarının hızla tükendiği ve yaşam alanımız olan bu yeryüzünde insan ırkının geleceğinin tükenen kaynaklar nedeniyle tehlikeye girdiği. Sadece insan ırkının geleceği de değil tüm canlıların geleceği tehlikede aslında. Hemen her gün binlerce can kaybının yaşandığı orman yangınları ve sel afetleri gibi doğal afetlerdeki artış bize küresel ısınmanın sonuçlarını bir bir yaşatıyor. Kuşkusuz ki nüfus arttıkça bu tablo değişmeyecek. İşte bununla alakalı olarak çarpıcı ilk teori Thomas Malthus tarafından geliştirildi. Peki Malthus ne demişti?

1798’de Nüfus Prensibi Üzerine Bir Deneme adlı kitabında, kendi adı ile anılan bir teori  geliştiren Thomas Robert Malthus’un bu teorisi; Malthus kapanı, Malthus krizi ve Malthus felaketi, gibi isimlerle anılmaya başlamıştı. Peki ama neden? Çünkü bu teori, artan nüfusun, tarımsal üretim kapasitesini aşacağı tahminini bir felaket senaryosuna çevirmişti. Malthus’a göre insan nüfusu, geometrik olarak her 25 yılda kabaca 2 katına çıkacak şekilde büyüyor fakat gıda üretiminin artışı aritmetik gerçekleşiyor ve bu iki gelişme trendi bir noktada kıtlığa yol açıyor. Yani Malthus’un teorisini bir felaket senaryosuna çeviren bu sonuçta yatan kıtlık meselesi. Malthus’a göre nüfus artış hızı, besin üretim hızını geçtiği noktada kriz başlıyor.
 
“Nüfus Prensibi Üzerine Bir Deneme” kitabından pek çok bilim insanı derinden etkilendi. Bunların başında Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace geliyor. Malthus’u büyük bir düşünür olarak kabul eden Darwin, tıpkı Malthus gibi gıda üretiminin yapay yollarla artırılamayacağına ve doğumun gönüllü bir şekilde kontrol atına alınamayacağına dair görüşler bildirmişti. Wallace ise Malthus’un “Nüfus Prensibi Üzerine Bir Deneme” kitabını biyoloji problemlerini felsefi bir yaklaşımla ele alan okuduğu en önemli ve değerli kitaplardan biri olduğunu ifade etmişti.

Peki tamam felaket kapıda. Peki bunu önlemenin bir yolu yok mu? Varsa nasıl olacak?


 Malthus’a göre felaketin önlenmesinin tek yolu, nüfus artış oranının düşmesi. Bu da ancak iki şekilde gerçekleşecek. Bunlardan birincisi; toplumların gelecek kuşakların refahı için gönüllü olarak doğumu kontrol altına almaları. Fakat burada söz konusu doğum kontrolü, çağdaş yöntemlerle sağlanan doğum kontrolü değil aslında. Evlilik yaşının geciktirilmesi, eşlerin birbirinden ayrı yaşaması gibi bugün kulağa garip gelebilecek yöntemler önerilse de. Malthus’a göre; insanlar kontrolsüz nüfus artışının sonuçlarını görmezden gelmeyecek ve gönüllü olarak nüfus artışını kontrol altında tutmaları gerektiğine karar verecekler. Nitekim de öyle oluyor aslında. Günümüzde cinsiyet eşitliği sağlandıkça ve ekonomik düzlemde bireylerin eşit refah seviyeleri yakalamaları mümkün oldukça evlilik yaşı da gecikiyor. Bunun kökeninde elbette eğitim var. Eğitim ile birlikte kırsaldan kente göç oldukça kırsaldaki çocuk yaşta zorla yaptırılan evliliklerin önü kesilebiliyor. Ya da bireyler çocuk yaparken iki kez düşünüyor.

Thomas Robert Malthus

Covid-19 pandemisinin komplo teorileri Malthus’u destekliyor!

 
Gelelim Malthus’un ikinci çözümüne.  Savaş, doğal felaketler, kıtlık, olumsuz sağlık ve ekonomik koşulların etkisi ile ölüm oranının yükselmesi nedeni ile nüfusun azalması fikrini öne sürüyor Malthus. Günümüzde Pandemi sürecinde de aslında bu gerçeği çok tartıştık hatırlarsınız. Covid-19 virüsünün aslında insan eliyle yapay olarak geliştirildiğine dair birçok hekimin de açıklamaları oldu ve dünya genelinde büyük tartışmalar çıktı. Fakat nihai olarak bizler kesin gerçeği hiçbir zaman şeffaf olarak bilemeyeceğiz. Komplo teorileri her zaman aklımızı kurcalayacak bir yerde kalacak.

Peki Maltus Felaketine yönelik eleştirilere neler kaynaklık etti?


Eleştirenler Malthus’un öngörülerini doğrulayamayacağına dair fikirler sunması nedeniyle birçok kendisine katılmadıklarına yönelik bazı açıklamalar da yapmıştı. Gıda üretiminin sadece toprakla ilgili bir konu olmadığı anlaşıldığı için de bu teori güçlü kalamadı, bir anlamda eleştiriler haklı çıktı. Tohum ıslahı, gübre takviyesi, sulama ve tarım mekanizasyonu gibi gelişmeler gıda üretim performansını Malthus’un tahminlerinin çok ötesine götürdü. Elbette onun bu teorileri zamanına ayna tuttu ama günümüze de uyarlanabilecek bir teori olarak kalamadı kimilerine göre. Eleştirenlerin başında da Karl Marx ve Henry George başı çekiyor diyebiliriz. George, insanın diğer tüm türlerden farklı olarak beynini doğanın üreme kuvvetlerini yönetebilecek şekilde kullanabileceğini ifade ediyor. George’nin konu ile ilgili farklı bir örneği de var, diyor ki; “İnsanlar ve şahinler tavuk yerler. Şahinlerin çoğaldığında tavuklar azalırken insanlar çoğalırken tavuklar da çoğalır.” Diğer yandan Malthus’un öngöremediği bir diğer önemli etken de günümüzde gebelikten korunma yöntemlerinin gelişmesi oldu.

Çağdaş Doğum Kontrol Yöntemleri ve Küresel Çözümler

 
Esasen çağımızda nüfus artışının geometrik eğrisini kısıtlayan faktörlerin başında çağdaş doğum kontrol yöntemleri geliyor desek sanırım doğru bir ifade olur. Nihayetinde, dünya nüfusu Malthus’un tahmin ettiği gibi şimdilik sonumuzu getirmedi ya da tamamen bir kıtlık yaratmadı. Belli çerçevede evet ama genele indirgeyemeyiz. Çünkü yaşanılan küresel sorunlarla birlikte yine küresel iş birlikleriyle sorunların çözümü konusunda da adımlar atılıyor. Yeterli mi tartışılır fakat hiç hareketlilik de yok diyemeyiz. Birleşmiş Milletler’in iyimser açıklamalarına göre, mevcut nüfus artış hızı ile mevcut teknolojik ilerlemeler göz önüne alındığında, bir yüzyıl daha kıtlık sorunu olmadan yaşamlarımızı sürebileceğiz gibi görünüyor.
 

Yukarı Kaydır