Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
pinterest
SİYASET Biyografi, Tarih

Louis Althusser'de İdeolojik Aygıtlar

18 Oca 2023

Geçtiğimiz yüzyılın en büyük filozoflarından biri de Louis Althusser'dir. Post-Marksist bir düşünür olan Althusser, Marksizm'i yeniden yoruma açar. Marksizm'in sınıf temelli çatışma tarihine ve diyalektik söylemine katılmakla beraber filozof, Ortodoks Marksistlerin bir şeyi ıskaladığını söyler: Kültür. Altyapının üstyapıyı belirlediği ve çevremizin bizi şekillendirdiği artık hepimizin malumu. Ekonomik makas açıldıkça insan grupları sağa sola savruluyor; inanç biçimleri, ideolojiler ve eylem pratikleri oldukça büyük değişimlere uğruyor. Marksizm'i Antonio Gramsci'yle beraber bir anlamda yeniden dolaşıma sokan ve ideolojik aygıtların özne üzerindeki tahakkümünü kültürel açıklamalara dayandıran Louis Althusser'in felsefesine gelin, yakından göz atalım.

2 Bardak
1918 yılında dönemin Fransız Cezayir'i topraklarındaki Birmendreis kentinde dünyaya gelen Louis Althusser, Fransa'dan Cezayir'e iskan politikası amaçlı gönderilmiş bir ailenin çocuğudur. Ona I.Dünya Savaşı'nda hayatını kaybeden amcasının ismi verilmiştir. Babasının ölümü ardından Louis,tüm çocukluğunu geçireceği Marsilya'ya ailesiyle beraber göç etmiştir.Lisedeki öğrenciliği boyunca adeta parlayan bir yıldıza dönüşen Louis, Fransa'nın hatta dünyanın en prestijli üniversitelerinden: École Normale Supérieure yükseköğrenim kurumuna kabul edildi. Bu okul Nobel'in birçok dalında ödül almış, tarihe adını yazdırmış sanat ve bilim camiasından kişileri barındırmaktaydı. Gaston Bachelard, Pierre Macherey, Jean Paul Sartre, Henri Bergson, Albert Camus gibi felsefe ve edebiyat alanında öne çıkmış kişiler, bu uzun listenin sadece ufacık bir parçasını oluşturur.

pinterest
II.Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle orduya alınan Louis, yüz binlerce Fransız asker arkadaşı gibi Nazilerin esir kampına düşmüş; birçok arkadaşı firar için kollarını sıvarken o, ileride otobiyografisinde yazacağı gibi ''kendini cezalandırırcasına'' kamptan kaçmayı hiç denememiş ve senelerce savaş esiri olarak yaşamıştır.Savaşın bitimiyle ülkesine ve okuluna dönme şansını bulan Althusser, Hegel üzerine yazdığı doktora teziyle Felsefe alanından doktor unvanını alarak École Normale Supérieure'den mezun olacaktır.Althusser, felsefe dünyasına ve akademiye adını Post-Marksist olarak duyurur. Marksist literatürün kavramlarıyla dünyayı anlamlandırma çabasına girişen filozof, bunda oldukça başarılıdır. 19.yüzyılın şartlarında dünyaya meydan okuyan Marks ve Engels'in fikirlerini ''büyük bir keşif'' olarak değerlendirir. 

İnsanlığın düşünüm tarihi Marks'la beraber eksik halkasını buluyor; Aydınlanma'nın modern bireyi üzerindeki feodal kalıntılı çağdaş sömürü artık deşifre oluyordu.Louis Althusser, Marksist ideolojinin sınıf çelişkisine canıgönülden katılmaktadır. Bireyin yaşadığı çevre ve maddi varlığı, benliğini şekillendiriyor; şekillenen benlik dünyayı algılayışını bu kapsamda sürdürüyordu. Althusser ve çağdaşı Antonio Gramsci Post-Marksistlerin başat isimleri olarak bilinirler. Althusser, diyalektik kavramının yanına kültür çalışmalarını koyarken Gramsci, tarihsel blok kavramını literatüre sokarak o da kültürün Ortodoks Marksistler tarafından atlandığını ileri sürer.

pinterest
Toplum, ideolojik aygıtlar tarafından dizayn edilirken atlanılan bir gerçeklik vardır:Kültür. Sınıf mücadelesi yaşamın temel izleğini oluştururken yani ekonomik kökenimiz yaşam algımızı ve bizi örerken din,inanç, ideloji gibi nosyonların atlanması, gerçekliği ıskalamakla eşdeğer. İşte Althusser ve Gramsci, modern toplumda ekonomi; fakat feodal toplumda inancın sınıfsal mücadeleyi tetikleyeceğini ve değiştireceğini söyler. Bir anlamda modernleşmeye erken başlamış ülkelerde, ekonomik refahın azlığı yahut çokluğu devrimi tetikleyebilirken Üçüncü Dünya ülkelerinden bu durum yerini inanç temelli maneviyatçı alana bırakmıştır. Althusser ve özellikle Antonio Gramsci, Dogmatik yahut Ortodoks Marksistlerin anlam veremediğinin ve kaçırdıklarının bu alan olduğunu imlerler.

Öte yandan Althusser, özellikle ''İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları'' kitabında felsefeye önemli yönsemeler kazandırmıştır. Devletin burjuva ile iş birliği, Marksistlerin sömürü gerçeğinin altyapısını oluşturur. Devletin ve zenginin ideolojisi el ele verirken polis, asker, yargı tüm kurumlar resmi ideolojiyi dayatmakla yükümlüdürler. Bu halihazırda bulunan kapitalist düzenin devamlılığını sağlar. Althusser işte tam bu noktada felsefi dünyamıza müdahale eder. Althusser'e göre resmi ideolojinin yaygınlığı, devletin yalnız zor kullanarak baskı ve cebirle elde ettiği bir durum değildir. Kilisede,camide, okulda, medyada hatta ailede devlet iletişim araçlarına ve mesajlarına sızarak kendi ideolojisini bireyin kendi öznel düşüncesiymiş gibi kabul ettirmeye çalışır.

Althusser ve Helene Rytman(eşi)

Althusser ve Helene Rytman(eşi)
pinterest
İzlenilen bir reklam, aile içindeki herhangi bir sohbet yahut okul arkadaşınızla yaptığı herhangi bir muhabbet, resmi ideolojiyle örülmüş olması muhtemeldir. Egemen ideoloji, bilinçaltına yollanan milyonlarca mesajla bir zaman sonra bilinç düzeyine çıkıp bireye kendi düşüncesiymiş gibi gelir; bu noktada devreye giren asker yahut polis değil; izlediğimiz bir film yahut markette alelade yapılan bir sohbet dahi olabilir. Devletin ideolojik aygıtları, kültürün içine işlemiş benliğimizi şekillendirmek için durmadan hareket halindedir. 

Althusser'in birçok önemli düşüncesiyle beraber bu fikir oldukça değerlidir ve felsefe tarihinde çoktan mihenk taşı olarak yerini almıştır.Post-Markist felsefenin bu büyük ismi, 1990 yılında 72 yaşındayken Paris'te geçirdiği bir kalp krizi neticesinde yaşama gözlerini yumar ve bize anlamlandırılması gereken bir dünya için çok önemli veriler bırakır.



©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?