Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
LGBTİ+’ın Kâbusu: Onarım Terapisi
KADIN KAFASI

LGBTİ+’ın Kâbusu: Onarım Terapisi

05 Eki 2022

Kimsenin birbirine saygı duymadığı, herkesin diğerini ötekileştirdiği dünyamızda bugün yine bir nefret suçundan bahsedeceğiz: Onarım (Dönüşüm) Terapisi. Adına nefret suçu demekte bir beis görmeyişimin nedenini yazının devamında bulabilirsiniz. Buyurun eşcinselliğin bir hastalık olduğuna inanan doktor grubunun uyguladığı bu tedavi yöntemine yakından bakalım. Hâlâ uygulandığı bilgisini de cebimize koyarak…

2.5 Bardak

Cinsiyet Kimliği Nedir?
 
Hepimiz bir cinsiyetle doğarız, bu duruma atanmış cinsel kimlik denir. Fakat doğuştan sahip olunan cinsel kimliğimiz her zaman hissettiklerimizi yansıtmaz. Bu nedenle atanmış kimliğimizle cinsiyet kimliğimiz farklı olabilir. Biyolojik kimliğin dışına çıkıp da cinsiyet kimliği ile toplumsal kimlik uyuşmadığında ise çatışma başlar. Ki bu çatışma her toplumda olağandır çünkü toplum belirlediği cinsiyet rollerinin dışına çıkan kişileri “sevmez”. Alışılmışın dışındaki kişiler toplumun sinirini ve hatta “ahlâkını” bozar. Bu nedenle bu göz yumulabilecek bir şey olmaktan çıkar.
Bu kişiler tarafından, başka yönelimdeki insanlar için bir sıfat bulunmak istendiğinde ise hasta, hastalıklı yaftasını sıklıkla duyarız. Çünkü yeniliğe açık olmayan ve at gözlüklerini çıkartmayan insanlar, bunun ancak bir hastalık olabileceğine inanırlar.

Onarım Terapisinde Şiddet Nerede Başlar?
 
Tam olarak heteroseksüel olmayan cinsel yönelimlerin tümünün bir hastalık olduğuna inanmakla başlar. Bunun tedavi edilebilir bir psikolojik rahatsızlık olduğuna inanan bir doktor grubu ise bu şiddeti meşrulaştırıp alternatif tedavi yöntemleri uygulamakla işe başlıyorlar. Uluslararası Homoseksüel Araştırma ve Terapi Derneği Başkanı Joseph Nicolosi, bu konuyla ilgili bir tedavi yöntemi öneriyor; Onarım Terapisi.
Bilimsel olarak hiçbir dayanağı olmayan, dünyada milyonlarca psikiyatrın ve çeşitli alanlardan tıp doktorunun reddettiği bu yönteme inanan ve güvenen kişilerin birçoğu, eşcinsel kişinin maruz kaldığı tacizlerden ya da ergenlik çağı merakı nedeniyle yaşanılan deneyimlerden ileri geldiğini öne sürüyor. Kısaca, bu doğuştan gelen bir durum değil sonradan edinilen bir rahatsızlık olarak nitelendiriliyor.

Onarım Terapisi Nasıl İşliyor?
 
Dönüşüm terapisi olarak da anılan bu tedavinin tek tipte bir yöntemi yok. Kimi doktor bu terapinin dini duyguları da harekete geçirmesine inanıyor, bu nedenle terapi sürecine dinsel bir yan da ekliyor, kimi doktor tiksindirme yöntemini, kimisi psikoterapi yöntemini, kimisi de hormon tedavisini baz alıyor. Her biri birbirinden korkunç bu yöntemlere yakından bakalım.

Dini duyguları besleyerek yapılan yöntemde uzun uzun ibadet seansları ve tanrıya yöneliminden dolayı kendisini affettirmek için yakarma seansları kurgulanıyor. Böylelikle kişiye en baştan yöneliminin büyük bir hata ve günah olduğu bilgisi yerleştiriliyor. Bu sayede de yöneliminden dolayı özür dileyen, affedilmeyi bekleyen, bunun büyük bir hata olduğuna inandırılmış kişiler doğuyor. Bu da elbette ruhsal olarak büyük bir karmaşaya yol açıyor. Fakat yöntemlerden belki de en hafifi bu.

Tiksindirme yöntemi, uygulanışı nedeniyle bir dönem tiksindirme terapisi adını da alıyor. Cinsel yönelimi “anormal” olan kişiye mide bulandırıcı, hasta gibi hissettiren bir ilaç veriliyor. İlaç etkisini gösterirken eşcinsel porno ya da erotik görüntüler izletilerek kişi yaptığı şeyden tiksindirilmeye çalışılıyor. Özellikle 1960 ve 70’li yıllarda sıklıkla kullanılan bir terapi yöntemiydi bu korkunç uygulama.
Psikoterapi yönteminde ise temelde yatan şey bu durumun psikolojik bir hastalık olduğu durumu tabii. Hasta olduğuna ve iyileşmesi gerektiğine inanılan kişi konuşma seansları ile iyileştirilmeye ve yöneliminden vazgeçirilmeye çalışılıyor. Elbette psikoterapi yöntemi hipnoz yöntemini de beraberinde getiriyor.

Hormon tedavisi ise, kişinin libidosunu yok ederek yapılmak istenen bir yöntem. 1930’lu yıllarda bu yöntemin yanında destekleyici tedavi olarak elektro şok uygulaması yapılıyordu. Böylelikle kişi hem hormonsal hem de psikolojik olarak “tedavi” ediliyordu. Cinsel güdüleri zayıflatılıyor ve aslında kişi cinsiyetsizleştiriliyordu. Büyük deha, Dünya Savaşının yönünü değiştiren adam Alan Turing’e yapılan bu yöntemi ve bir cinsel kimlik cinayetini okuyabilmeniz için buraya link bırakıyorum.

Hissettiklerim Günah ya da Hata Mı?
 
Bu uygulamalar şüphesiz ki milyonlarca insana yapıldı. İstisnasız hepsi bu tedaviler yoluyla psikolojik olarak da çökertildiler. En başta yönelimlerinin bir hata olduğu ve tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu yoksa toplum ve ailesi tarafından kabul edilmeyeceği öğretildi, işlendi onlara. Bu da hiç şüphesiz ki psikolojik olarak ciddi bir baskıya, ötekileştirmeye ve kimliksizleştirmeye yol açtı. Bu arada -di’li geçmiş zamanla konuştuğuma bakmayın. Günümüzde hâlâ bu utanç terapisi uygulanmaya devam ediyor. Hem Türkiye’de hem de dünyada birçok örneği var, var olmaya da devam edecek.
Toplumların kadının kadın gibi, erkeğin de erkek gibi olmasını istemesinin temelinde kültür kodları yatar. Pembe giyen bir erkek, arabalarla oynayan bir kız çocuğu, duygusallaşınca ağlayan bir adam, ev işi yapmayı reddeden bir kadın toplumsal cinsiyet rollerini çiğniyor demektir. Toplumlar farklılığı, farklılık potansiyelini sevmez, çünkü güvensizlik aşılar. Belirlenen kalıplardaki cinsiyetin dışına çıkmak da bu belirsizliği işaret eder. Bu nedenle kolayca kabullenebilinen bir şey değildir. Dahası tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak görülmesi de şaşırtıcı değildir.
Bu korkunç, ahlak dışı, kişiyi ötekileştiren, büyük işkencelere maruz bırakan yöntemler insanlık dışı sayılarak yok edilmeli. Kimseye kendisini anormal hissettirmeye hakkımız olduğunu düşünmüyorum. Sevginin ve insanlığın kazanacağına günden güne inancımız azalsa da inandığımız değerlerin arkasında durmak gerek…
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?