Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Leke - II
STORIES

Leke - II

21 Kas 2022

"Bağırdım! Çok bağırdım! "Bu dünyadan bir de ben geçtim!" diye bağırdım. Beni dinleyen kimse olmadı ama herkes duydu sesimi. Çirkinsem çirkindim. Anamsa anamdı sadece. Ne kanıydım kimsenin, Ne arı."

3 Bardak
Hep bir böcek gibi yer aldım içlerinde. Onların bu vasıfsızlıkları gururumu incitti. Annemin nefretten meydana gelmiş suretini gören herkesten utandım. Onun çocuğu olarak toplumda bir yerim olmasından gocundum hep. Sanki onu görenler, benim de sevilmediğimi anlardı. Kendi içimde oluşturduğum bu inanç sisteminin temelini atan düşünce, benim kardeşlerime olan düşüncelerimden ileri geliyordu. Üzülüyordum onlara. Çünkü anlıyordum onları.

Bana da bakıp üzülsünler istemedim. Fakirlik, sevgisizlik, hırpalanmak insanın üzerine bir kez yapışırdı. Ve bir daha ne olursan ol, hep onunla anılırdın. İnsanlar takdir ederken bile önce ezerlerdi. Nerelerden geldi bugünlere derlerdi. Sanki o zamanlar başarılı biri olmak, iyi biri olmak beklenmez bir şeydi onlardan. Başarıları ve iyilikleri şaşkınlık yaratırdı. İstemiyordum ben bunu.

Kardeşlerimi hiç tanımadım. Onlarla kavga bile etmezdim. Soluk benizleri, ince yapılı vücutları, uzun boylarıyla hepsi birbirlerine benziyordu. Ben farklıydım. Kısa boyluydum. Onların aksine yağlı bir vücuda sahiptim. Oysa onlar sofrada her zaman benden daha fazla yerlerdi. Her yemek bir mücadele gibiydi. Bir lokma fazla yemeyi herkes kendine kar bilirdi. Oysa fakirliğin korkulacak yanı açlık değildir. Kanalizasyonların, kirli olanın, kullanılmayan ve çöpe atmakla bağışlamak arasında kalınan eşyaların hatırlattığı adres olmanın; hiçbir işe yaramayan insanların bize yalnızca acımakla bile kendileri üzerinde bir doyum yaratmasının, merhamet sanrısının kaynağı olmanın ve sanki fakirlik fakirin utancıymış gibi bizlerden mülayim, mahcup olmamızı beklemelerinin hiçbir önemi yokmuş gibi açlığı bunca büyütmek aşağılık bir şey geliyor bana. Fakirlik utanılacak bir şeydir ama fakirin utanacağı bir şey değildir.

Onlara dair duygularımı eksik tarafları belirledi. İyimserliği ve merhameti hak etmiyorlardı. Aslında iyi bir insandım. Ama çirkindim. Bu çirkinlik, bir zehir gibi yayılıyordu kalbime. Kalbimde iyiliğe dair ne kaldıysa üzerine çullanıyordu. Güzellik sahip olamadıkça nefret ettiğim bir şeye dönüşmüştü. Güzel olan şeylere tahammülümü kaybediyordum, kalbime bile.

Benimle beni aşağılamak dışında diyalog kurmayan insanlara karşı beslediğim iyi duygular düşüncemde gereksizleşiyordu her geçen gün. Oysa şimdi herkesten uzak olmak isterdim. Adada bir evim olsun isterdim. İki katlı olsun. İkinci katta denize bakan koskocaman bir balkon. Balkonumda, beyaz renkli ve ince demirli iki sandalye ve bir de ufak bir masa olsun. İçeride bir duvar boyunca ahşap bir kitaplık, güzel de bir koltuk takımı.

Mutfağımdan limonlu kek kokuları gelsin. Bir demlik çayım ve porselen fincanlarım. O evde düşünecek güzel hatıralarım olsun. Yaşamasam da olur. Aklımda olsunlar yeter. Kalbimde biraz olsun tatları kalsın yeter. Düşünecek iyi bir şeylere çok muhtacım. Ya da artık değilim.

Çünkü bunu yaşamadan öleceğim. Bugün bu evden bir aile cenazesi kalktı. İlk defa bir şeyi hep beraber yaptılar. Hep birlikte öldüler. Aile olmak, birlikteliktir. Öyle değil mi? Ben de yaşım kadar bir hasret duydum aile olmaya. Adada bir evim olmayacak belki ama aile olmayı hissedeceğim bu dünyada az sonra.”

Kalkıp kapısını kilitledi. Yatağın altından bir çamaşır ipi çıkardı. Gözlerini sildi. Neden ağlıyordu? Oysa günler onun için başladığı yerde zaten bitiyordu. Son kez güneşe baktı minnetle. İkisi aynı anda gidiyordu işte. Yaşadığını hissettiren tek şey artık ona yeterli gelmiyordu. Belki bunun için veda ederken yalnızca teşekkür etmemeli, özür de dilemeliydi. Aynı davayı sürdürürken vazgeçenler, direnenlere karşı borçlu kalırlar.

Boynunu ipe geçirdi. Ayağı yere değiyordu hala. Düşündü. Ne için yaşamıştı bunca zaman? Yahut kimin için? Ya şimdi, ne için ölüyordu? Ve kim için?

“Çirkinliğimi bağışlıyorum. Çünkü artık bana acı veremeyecektir. Ben böyleyim. Acının bittiği yerde kin de biter benim için. Annemi bağışlıyorum. Beni yere çalan o bakışını bir hatırlamayacak olduğum için erkenden bağışlıyorum onu. Aslında bu ailede eşit dağılan sevgisizlik oyunu içinde mızıkçılık yapan bir tek o. Çünkü en çok ona dair söyleyecek bir şeylerim var. Ve affetmek için bahanem. Kardeşlerimi bağışlıyorum. Beni ölüme sürükleyen hayat bu; arsız kıldığına nasıl kızarım? Gırtlağımdan çaldıkları her lokmayı helal ediyorum. Babamı bağışlıyorum. Annemin ve kardeşlerimin hayatsızlığından ve benim ölümümden mesul olmasına rağmen bağışlıyorum. Onu bağışlamak için bir sebebim yok ama yine de bunu yaparken hiç zorlanmıyorum.”

Her bağışlamasında biraz daha hafiflediğini hissediyordu. Ayağı yerden kaymış ve ölmüş olabilir miydi farkına bile varmadan? Hayır ayakları yerdeydi hala. Parmak uçlarına yükseldi. Derin bir nefes aldı. “Bağışlamak yaşatır.” diye düşündü. Peki kendisini bağışlayabilir miydi? Ya vazgeçse, yaşam onu bağışlar mıydı? Bilinmezdi. Ancak ölümün onu nasıl karşılayacağı da meçhuldü. Bir bilinmezin ortasında, geri dönüşü olmayan yolu tercih etmek ahmakçaydı. Ancak affetmek, sadece yaşatırdı. O kadar. Bir babayı affetmek, onu daha iyi bir baba yapmazdı. Değmezdi bunları düşünmeye. Adadaki evi düşündü. Gözlerini yumdu. Denize nazır beyaz sandalyesine oturdu. Eline bir kalem aldı.

“Kendimi ipten aldım” yazdı.
“Ölümden döndüm. Kendi ayaklarımla.
Dillerini kestim.
Bir selaya kulak verdim; adım titredi müezzinin boğazında.
Dudaklarında tükendim hiç tanımadığım bir adamın. Ezanı kıstım. Yediremedim gururuma,
Hiç tanımadan ve hiç tanınmadan yok olmayı.
Bir müskirat devirdim,
Boğazımda çatladı güneş.
Başım kuşandı buyrukluğunu
Düştü asrısaadetin yoluna.
Bağırdım! Çok bağırdım!
"Bu dünyadan bir de ben geçtim!" diye bağırdım.
Beni dinleyen kimse olmadı.
Ama herkes duydu sesimi.
Çirkinsem çirkindim.
Anamsa anamdı sadece.
Ne kanıydım kimsenin,
Ne arı.
Sevildiğim kadar yoktum, sevdiğim kadar vardım kendimi.
İpten aldım da sevdim beni.”

Şimdi leke dediğin boğazımda bir ip izi...
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?