Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Pinterest
SCOPE Kültür/Sanat

Labirent Sembolünün Gizemi ve İnsanın Benlik Keşfi

20 Oca 2023

Günümüzde labirentler gerçek hayatta karşılaşmadığımız ancak dizilerde, filmlerde ve hikayelerde sıklıkla karşımıza çıkan imgelerdir. Labirentin belli hikayelerde ve filmlerde kullanılması tesadüf değil. Çünkü labirent kendi içinde anlamlar taşıyan bir sembol. Hem de bu sembole atfedilen anlamlar çok eski çağlardan günümüze kadar ulaşıyor. Çoğu uygarlıkta bulunan ortak bir sembol olan labirentler Sembolizm akımında da önemli bir yer tutuyor. Bugün bu sembolün anlamlarını inceleyerek görünenin ötesindeki gizemi çözmeye çalışacağız.

Phys.org
Labirent Yunanca “Labýrinthos” kelimesinden türetilmiştir. Bahsettiğimiz gibi kelimenin kaynağı çok eski çağlara, Lidyalılar uygarlığına kadar ulaşır. Bu sembole Girit’teki saray duvarlarında da rastlanır. Kelimenin Yunanca kökünün de Girit dilinden geldiği düşünülür. Girit dilindeki anlamı “Labyrs’in evi”’dir. Labyrs ise ‘iki ucu keskin balta’ anlamına gelir. Tanrıça ’nın elinde çift taraflı balta tuttuğu bazı görsellere Girit rahibelerinin üzerlerinde rastlanmıştır. Labirent’in buradaki anlamı ise bir tür rahim görselleştirmesidir. Labirent sembolüne yalnızca Girit’de değil, Avrupa’daki dini mimarilerin döşemelerinde, Antik Mısır’ın Tapınaklarında, Anadolu’dan İtalya’ya göç etmiş olan Etrüskler’in vazolarında, Roma’da özellikle devlet adamlarının evlerinde bulunan döşemelerde, Eski Hindu metinlerinde, İskandinavya ve Danimarka’nın taş labirentlerinde, Antik Yunan’daki kil tabletlerde ve daha birçok yerde rastlanır. Yani, labirent sembolünün etki ettiği alan oldukça geniştir.

Guideposts
Labirent sembolünün ilk rastlandığı yer ise Minos saraylarıdır. Bu çizimlerde de labirentler kadın Tanrıçalar ile ilişkilendirilir. Ancak yalnızca Tanrıçaları, rahmi ve doğurma gücünü temsil etmezler. Labirent birçok araştırmaya göre içe dönüşün de bir sembolüdür. Labirentin belli bir girişinin, bir orta noktasının ve bir çıkışının olması da bununla ilişkilidir. Bu girişler ve çıkışlar aynı zamanda bir bebeğin doğumunu da sembolize eder. Labirente girmek ve çıkmak bilinç için de yeniden doğumu simgeler. Kendine dönen zihin dönüşümünü doğru şekilde tamamladığında labirentin çıkışını da bulmuş olur. İçe dönüş de labirentlerde olduğu gibi karmaşık yollardan geçmeyi gerektirir. Kendi merkezimize yolculuk etmek kolay bir süreç değildir. Chartes katedralinde bulunan bir labirent de Tanrı’ya yolculuğu temsil eder. Bu da aslında bir tür ölüm ve doğum simgeleştirilmesidir. 

The Creativity Post
Labirent merkezlenmenin de bir tür tezahürüdür. İnsan kendine dönebilmek için merkezini bulmaya ihtiyaç duyar. Bu da kendi ruhsal alemiyle bir bağ kurmasını sağlar. Tek girişi ve çıkışı olduğundan bir merkezi de olduğu muhakkak olan labirentler bu merkezlenmeyi anlatır. Eski çağlardan beri merkeze yani içe dönüş meditasyonlarla, dini törenlerle ve farklı birçok ritüelle sağlanmaya çalışılır. Labirent sembolüne bu kadar sık rastlanmasının nedeni de büyük olasılıkla budur. Yaşamda olduğu gibi labirentte de bazen bu merkezden uzaklaşılır ve bazen de bu merkeze yakınlaşılır. Bazen ilerleyemediğinizi, hatta başa döndüğünüzü düşünebilirsiniz. Ancak mutlaka bir son vardır. Labirentin farklı yönlere dönen kıvrımlarının ise dişiliği ve erilliği simgelediği bilinir. Her insanın içinde hem dişil hem de eril taraflar vardır. İnsanın iç dünyasını simgeleyen labirentlerdeki dönüşler gibi zaman zaman bir taraf ağır basabilir.

Total Landscape Care
Eski hikayelerde ve mitoslarda da farklı birçok labirent hikayesine rastlanır. Daidalos’un Labirenti bunlardan bir tanesidir. Daidalos’un labirenti kral Minos’un, ölümlülerin en hünerlisi olarak ünlenen Daidalos’a yaptırdığı labirent olarak bilinir. Hikayede Minos, kendisine Poseidon tarafından elde edilen boğayı söz verdiği halde Poseidon için kurban etmez. Poseidon Minos’un farklı bir boğayı kurban ettiğini anlayınca Minos’un eşi Pasiphae’yı bu güzel boğaya aşık eder. Bazı kaynaklar Pasiphae’nin Minos’dan kaçarak bu boğayla birlikte olmaya çalıştığını anlatır. Hatta bu ilişkiden Minotaur adında ilginç bir yaratık dünyaya gelir. Minos bu yaratığın varlığını öğrenince öfkelenir ve bir labirent inşa edilmesini ister. Minotaur bu labirentin merkezinde yaşamaya başlar. Minotaur bu hikayede Minos’un kendi zaaflarının sonuçlarını temsil etmektedir. Hırslarımız ve zaaflarımız tam da merkezimizdeki bir şeyleri bize işaret eder. 

Labirent simgesi genel anlamda içimizi, benliğimizi ve ruhumuzun merkezini aramak şeklinde anlamlandırılır. Ancak Daidalos’un Labirenti’ne benzeyen hikayelerle birlikte labirentin anlamları da çoğalır. Bazen bir dişi/erkek karşılaşması, bazen kurtuluş, bazen kurban olma, bazen de hakikati bulma gibi anlamlar taşıyabilir. Farklı anlamlar taşıyabilen labirentler çok eski çağlarda mitlerde, mimarilerde ve sanatta kullanılar. Rönesans’a ve Ortaçağ’a baktığımızda ise labirentlere ilginin azalmadığını hatta evlerin bahçelerine labirentler yapıldığını görürüz. Günümüzde de hale hikayelerde, filmlerde, resimde, romanlarda ve sanatın farklı alanlarında labirentlere rastlıyoruz. Belki de ruhumuzdaki labirente ve kendi merkezimize bu eserler yardımıyla daha da yaklaşıyoruz. 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?