Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Kültür Tarafından Üretilen “Kadın Bedeni”
KADIN KAFASI

Kültür Tarafından Üretilen “Kadın Bedeni”

Kadın bedeni kültürel kodlara ve sosyal yapıya göre şekillendirilen, erkek egemen dünyanın ürünü haline getirilen bir varlık yüzyıllardır. Peki güzel olmak nedir, toplumda neye denk gelir, iş bulmak ve orada tutunabilmek için güzel olmak gerekli midir, birlikte bakalım. Bakımlı olma mecburiyetini ve genel güzellik algısın dayatılmasını masaya yatıralım.

Editör :Nazlı Doğan
Yayın Tarihi :22 Eyl 2022
Süre :2 Bardak

Güzellik algısı tarih boyunca değişti hâlâ da değişmeye devam ediyor. Sonuçta beden, toplumlar tarafından şekillendirilen bir varlık. Toplumlar bir kadının nasıl görünmesi gerektiğine karar vermeye yeni başlamadı. Antik Yunanda da bunun örneklerini görebiliyoruz, Viktorya döneminde kadınlara dayatılan kostümleri de biliyoruz. Canlarının yanma hatta iç kanama geçirme olasılığına rağmen giyilen o korseler ince belli kadının makbul olmasından kaynaklanıyordu ve elbette tüm diğer örnekler gibi bu örnek de erkek beğenisi üzerine inşa edilmişti. Yaratılan güzellik algısına uymayan kadınlar evlenememekle karşı karşıya kalıyordu. Yani o dönem için ağır denilebilecek yaptırımları vardı.

Bu tehlikeli dayatma, dönemine göre farklı yöntemlerle yapılıyor. Bugünlerde korse giyilmiyor belki ama oluşturulan ideal kadına uymayan kişiler her mecradan aforoz ediliyor. Bu iş, okul, mahalle fark etmiyor. Elbette o dönemlerde kadının çalışmasından bahsedemiyorduk. Fakat kadının iş hayatına girdiği dönemi düşünürsek de kişinin “kadınlığına” zeval gelmeden bir işte çalışması daha makbul karşılanıyordu. (Neden di’li geçmiş zaman kullanıyorum ki? Herkesin var bir hayali.)

Kadınlar için ev işinin bir uzantısı niteliğinde olan işler daha makbul kabul ediliyor, sekreterlik, temizlik, misafir karşılama, hizmet, hasta bakımı, yemek gibi. Bunlardan göz önünde olanlarınsa muhakkak bakımlı, güzel ve iyi giyimli olması tercih ediliyor. Kadına biçilen rolün profili buralarda kendini ele veriyor.
Mini etek giymeye direndiği için işten çıkartılan restoran hostesini, ağır makyaj yapmayı reddettiği için işine son verilen sekreteri, “yeterince” bakımlı olmadığı için başka bir birime alınan otel misafir karşılama personelini gözlerimle gördüm. Özellikle iş yaşamındaki bakımlı olma dayatması zorbaca yapılıyor.

Bunların toplamı kadını belirli bir yere oturtmak için oluşturulmuş ölçütlerden biri. Erkekler için de var muhakkak bu ölçütler fakat kadınlara yapılanların fazlaca zalim olduğunu söylemek mümkün. Bir kere bir insandan ölçütlerle bahsetmek meselenin özündeki çürüğü ortaya çıkartıyor zaten.
Makyaj yapmak da benzer bir yerde duruyor uzun zamandır.
“2 allık sür, hasta gibi görünüyorsun” “Bir kalem çek bakımsız görünüyorsun” cümlelerini her birimiz duymadık mı hayatımız boyunca?

Ya da canımızın aynaya bile bakmak istemediği bir günde hiç makyaj yapmadan işe gitme hakkımızı kullanınca “Hasta mısın, neyin var?” sorularıyla karşılaşmadık mı? Ben bu sorulara açıkça “Hasta değilim, canım makyaj yapmak istemedi” şeklinde cevap verince anlamayan gözlerle karşılaştım hep. Bir kadın neden makyaj yapmak istemez ki?

Bir kadın neden bakımlı görünmek istemez?
Çünkü bizler robot değiliz. Toplumun istediği her daim bakımlı ve çekici kadın olmak zorunda hissetmemeliyiz kendimizi. Bir standarda oturtulmak durumunda kalmamalıyız. Bu baskıdan sıyrılmak, bize biçilen rolün dışına çıkmak ve bunu böylesine “görünür” bir şekilde yapmak zor kabul. “Bu da böyle erkek gibi” yaftalarına hazır olmak kolay değil şüphesiz ki.

Güzellik, kadınlar için ulaşılması gereken bir hedef olmaktan çıkartılmalı. Bedenin toplumsal bir olgu olması yeni bir mesele değil elbette fakat biz bu çağda ne ile savaşıyoruz bunu bilmeli ve bu durumun farkında olmak zorundayız. Çünkü değişim fark etmekle başlıyor. Biz kadınların yetenekleri, eğitimi, becerileri, arzuları kısaca kimliği dış görünüşümüzden ayrı düşünülemediği sürece ilerlemenin de mümkün olmayacağı bir gerçek. Hem bir düşünsenize kimlere “güzel” diyoruz? Mesela güzel erkek kalıbı var mı dilimizde? Güzelliğin yalnızca kadına atfedilmesinin kültürel bir mesele olduğu da dilde nasıl da açığa çıkıyor buradan görebiliriz.
Fakat bu algıyı bir noktada kırmak bu oyunu da bir noktada bozmak gerekmiyor mu? Toplumun istediği gibi iyi bir eş, iyi bir anne, bakımlı bir kadın, güzel bir eş, şefkatli, özverili, affedici, kırılgan, narin, duygusal ve korunmaya muhtaç biri olmak üzerimize giydirilmeye çalışılan rollerden birkaçı. Değişim bireyde başlıyorsa, korunmaya muhtaç, güzel, yalnızca duygusal kararlar veren, güzel, ne olursa olsun kocasını affeden, güzel, bakımlı ve güzel olmak zorunda olmadığımızı herkese gösterme zamanı! Canımız istemiyorsa saçımızı bugün taramayalım be kızlar, değişimi hemen bugün başlatalım!
 
 
Bu konuyla ilgili daha derin bir okuma yapmak isterseniz Emine Meliha Kurtdaş’ın Kadınların Omuzlarındaki Ağır Yük: “Güzellik” isimli makalesini okuyabilirsiniz.

Yukarı Kaydır