Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Kraliçenin Ölümünün Ardından Hatırlananlar: Diana, Charles ve Camilla
MAGAZİN

Kraliçenin Ölümünün Ardından Hatırlananlar: Diana, Charles ve Camilla

Kraliçe Elizabeth’in vefatı ile birlikte kraliyet ailesinin 90’lı yıllara damga vuran olayları da yeniden ilgi odağı oldu. Özellikle Camilla Parker Bowles’un konsort kraliçe olarak anılacağı ve yeni kral olarak başa geçen Charles ile birlikte kraliyetin en önemli şahsiyeti olacağı düşünülürse dikkatlerin bu konuya yoğunlaşması o kadar da şaşırtıcı değil. Galler Prensesi Diana hayatta olsaydı, bu unvanın ona geçeceği ve kraliçe olarak anılması gereken tek kişinin o olduğu görüşünde olanlar azımsanamayacak kadar fazla. Bu yüzden, şimdi sizleri olayların patlak verdiği o yıllara, Charles ve Diana arasında patlak veren sorunların merkezi olan Camilla ile yaşananlara götürüyoruz.

Yayın Tarihi :19 Eyl 2022
Süre :3 Bardak
Bildiğiniz gibi, Prenses Diana hem İngiltere halkı hem de kraliyet ailesi için çok önemli bir figür. Aileye dahil oluşu ile yaşanan pek çok köklü değişiklik bizzat onun eseriydi. O zamana kadar kendilerine dayatılanın dışına çıkmayan kraliyet ailesi mensupları, Diana’nın açtığı yol sayesinde aslında bugünkü rahatlıklarına erişebildiler. Ancak onların şu anki zaferleri, Diana’nın kişisel yıkımının ta kendisiydi. Diana yaşadıklarına başkaldırdı, bunu yaparken de çok şeyden ödün verdi. Ödün verdiklerinin başında ise evliliği geliyordu.

oprah daily
Kraliyet ailesine dahil olabilmek için bazı şartlara sahip olmanız gerekir, bu sınırlar Kate Middleton ve Meghan Markle ile birlikte birtakım değişikliklere uğrasa da geçmişte bu katı kurallara büyük bağlılık duyulmaktaydı. Beyaz ırktan, İngiliz kökenli, Protestan, asil bir aileye mensup ve evlenip boşanmamış olması bu özelliklerin başında geliyordu. Bu kurallar veliaht prens ya da prensesler için daha da katıydı üstelik, ilerleyen zamanlarda başa geçeceği belli olan birinin bu kuralı çiğnemesine müsaade edilmiyordu. Prens Charles’ın da (yeni İngiltere kralı aynı zamanda kendisi) başkaldırmaya yeltenecek karakterde biri olmadığının ve duruma bir istisna teşkil etmediğinin altını çizelim. Charles, Camilla Parker Bowles ile gençlik yıllarında tanışmış ve ona neredeyse ilk görüşte âşık olmuştu ancak ne Camilla kraliçe olmak için uygun bir adaydı ne de Charles onu kraliçesi yapabilecek kadar söz sahibi bir prens. Kraliçe Elizabeth’ten onay alamayan çiftin sonu hüsran oldu ve Charles Karayipler’e göreve gönderildi, Camilla ise Andrew Parker Bowles ile evlenerek kendi yoluna gitti. Yani en azından bir süreliğine…

showbiz cheat sheet
Prens Charles’ın Camilla’yı unutması kolay değildi, uzunca bir süre evliliğe sıcak bakmadı ama yaşı ilerledikçe kraliyet ailesinin onunla ilgili beklentileri de artmış ve yeni veliahtların doğması için Charles’ı sıkıştırmaya başlamışlardı. Charles için uygun bir aday arayışına çıkıldı, hatta bu adayların ilki Diana’nın kardeşi Sarah Spencer idi. Sarah ve Charles bir süre birlikte oldular ancak Sarah, Charles’a karşı romantik hisler beslemediği ve kraliyet ailesinden biri olmaya ilgi duymadığı için ilişkileri uzun ömürlü olmadı. Bunun üzerine Diana sahneye çıktı ve kraliyet ailesinin aradığı o asil kan bulunmuş oldu. Diana’nın Charles’a karşı hisleri yoğundu, Charles ise Camilla’dan sonra biraz da görev bilinci yüzünden Diana ile evlenmeye itiraz etmemişti. O dönemlerde Diana’ya olan ilgi artınca, Diana bu durumdan büyük rahatsızlık duydu hatta bir ara evlilikten vazgeçmek bile istedi. Tabii, işlerin bu raddeye gelmesinden sonra ayrılık gibi bir durum söz konusu değildi. O yüzden Charles ve Diana evlendi, bu evlilik de aslında onlar için sonun başlangıcı oldu.

showbiz cheat sheet
Başlarda ilişkileri çok güzeldi, Diana Charles’a sırılsıklam âşıktı ama Charles’ın ona olan duyguları daha çok sevgi ve sempati ağırlıklıydı. Camilla onun büyük aşkıydı ve onu unutması mümkün değildi. Çocukları doğduktan sonra ikili arasındaki ipler tamamen koptu, Charles o dönem kendisi de evli olan Camilla ile yeniden görüşmeye başladı. İlişkileri bir çıkmaza girmişti, Diana psikolojik olarak büyük bir yıkım içindeydi. Bulimia hastalığına yakalandı, toparlanması kolay olmadı. Kraliyet ailesinden çok baskı görüyordu, Charles’ın ilgisizliği ve sevgisizliği de yaşadıklarına tuz biber ekiyordu. Sesini duyurmak için çok çaba harcadı ama herkes onun isteklerine kulaklarını tıkamakla meşguldü. Üstelik Diana’nın herkesten çok sevilmesi, başta Charles olmak üzere herkesin zoruna gitmeye başlamıştı. Anlayacağınız, birazcık ilgi beklerken var olandan da olmuştu Galler Prensesi. Nitekim Diana’nın yaşadığı zorluklar ve evliliğindeki sıkıntılarla ilgili BBC’ye verdiği röportajda söyledikleri çok çarpıcıydı: “Biz bu evlilikte üç kişiydik, yani ilişki biraz kalabalıktı.” Bu röportajdan bir süre sonra Diana ve Charles boşandı, ondan birkaç ay sonra ise Camilla ve Andrew Parker Bowles’un evliliği bitti. Boşanmalarını Diana’nın trajik ölümü takip etti, onun ölümünden sonra ise iki sene boyunca Charles ve Camilla ilişkilerini gözlerden uzak yaşamaya devam ettiler.

pinterest
İstenilse yaşananların önüne geçilebilir miydi, yoksa zaten olması gerekenler mi oldu bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey yalnızca Diana’nın değil, onunla birlikte bütün herkesin hayatında köklü değişikliklerin yaşandığı. Kraliçe Elizabeth en başından Camilla ile Charles’ın evliliğine olumlu baksaydı, işler kesinlikle bu raddeye gelmeyecekti orası kesin. Ölmeden önce kraliçe olarak halkın Camilla’yı bağrına basmasını istemiş olsa da Diana’yı sevenler için bu pek de mümkün olmayacak gibi. Yine de yaşananları geçmişte bırakıp bir şekilde yola devam etmek gerekiyor. İstenilse de istenilmese de dengeler artık tamamen değişti. Charles tahta çıktı, yanında ise kraliçesi olarak Camilla duruyor. Diana ise umuyoruz ki bir yerlerde artık huzura ermiş, çevresine gülücükler saçıyordur. Sonuçta artık kimin haklı ya da kimin haksız olduğunun hiçbir ehemmiyeti yok…

Yukarı Kaydır