Konuşulması Gerekenler: Kürtaj Hakkı
KADIN KAFASI

Konuşulması Gerekenler: Kürtaj Hakkı

Kadın olmanın insan olmakla aynı şey olduğunu ve aynı erkekler gibi kadınlara tanınan hakların da adil ve eşitlikçi olması gerektiğini dün bağırdık, bugün bağırıyoruz yarın da bağırmaya devam edeceğimizden zerre kuşkumuz yok sevgili okurlarımız. Konuşulmayanları daha çok konuşacağımız platformumuzda, özellikle kadın ve kadın hakları ile ilgili gün geçtikçe yükselen sese yeni bir ses olmak adına, BOBOscope olarak yepyeni bir kategori ile karşınızdayız. Hali hazırda konuşmaktan asla çekinmeyip avaz avaz bağırdığımız şeyleri, tek bir başlık altında topladık ve “Kadın Kafası” kategorisini huzurlarınıza sunmaya geldik. Kadın Kafasının ilk konusu ise “kürtaj”. Gelin birlikte kadının en geçerli haklarından biri olan kürtaja daha yakından bakalım.

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :04 Eki 2021
Süre :2 Bardak

Yalnızca ülkemizde değil hemen hemen dünyanın her köşesinde, kadına yapılan ikinci sınıf insan muamelesinin en büyük kanıtlarından biri kürtaj yasağı olarak karşımıza çıkmakta. Her insanın nasıl yaşayacağına kendisinin karar vermesi gereken bu hayatta, kadının da çocuk sahibi olmak isteyip istememesi, kendi gözetiminde olmalıdır. Bundan yola çıkarak kadın, ne zaman çocuk doğuracağına da karar verme hakkına sahip bir varlıktır. Günümüzde, dünya üzerindeki yalnızca 52 ülkede isteğe bağlı kürtaj, hiçbir gerekçe belirtmeksizin gerçekleştirilebilmekte. Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu listede var olan diğer ülkelerde de aynı yaşadığımız ülkede olduğu gibi bu konuya dair sınırlamalar ve karışıklıklar mevcut.

 Yıllar geçtikçe modernleşen ve hatta post modernleşen dünyanın, ironik bir şekilde kadına dair stabil tuttuğu bir tavrı olduğunu söylemek oldukça mümkün. Kadınlara atfedilen cinsiyet rolleri ile alakalı olduğunu düşündüğümüz bu stabil halin, en görünür unsurlarından biri olan kürtaj yasağı olduğu inkar edilemez bir gerçek. Fakat her fırsatta seslerini duyuran ve haklarını layığı ile kullanmak için mücadeleye devam eden kadınların, bu yasağa karşı oldukça radikal olan birtakım tavırları da mevcut. Bu tavırlardan birine örnek vermek gerekirse; günümüzden yalnızca iki yıl önce kürtajın yasallaştığı Arjantin’de, 2020 yılı ve öncesinde kadınların istenmeyen gebelikleri kıyafet askısı ile sonlandırdıkları, dünya çapında oldukça ses getiren bir olay olarak karşımıza çıkmakta.

Söz Türkiye’ye geldiğinde ise ülkemizde, kadına ve kadın olmaya dair her adımda olduğu gibi kürtaj konusunda da belli başlı sınırlamalar karşımıza çıkmakta. Bu sınırlardan bahsetmek gerekirse; gebeliğin sonlandırılması 10. haftadan önce mümkündür. Bu durumun aksi, yalnızca gelişmekte olan bebeğin anne sağlığını kötü etkilediği durumlarda gözlemlenip “zorunlu kürtaj” adı altına uygulanabilmektedir. 10. haftadan sonra gebeliğin sonlanmasının yasaklandığı ülkemizde aynı zamanda bir kadının bu işlemi yaptırabilmesi için 18 yaş sınırını geçmiş olması gerekmektedir. Eğer gebe kalan kadın, 18 yaşından küçük ise gebe kadının yerine ebeveynleri söz hakkına sahip olacak ve durumun gidişatına onlar karar vermekle yükümlü olacaktır. Eminiz ki kafalarda tek bir soru var sevgili okurlarımız. Gelin, biraz bu soruyu tartışalım.

Kürtaj denildiği zaman akıllara ilk olarak tecavüz kavramının gelmesi, günümüzde kaçamadığımız bir gerçek olarak karşımıza çıkmakta. Türkiye’de, tecavüz sonucunda gebe kalmış kadınların, 20. haftaya kadar kürtaj yaptırabileceği onaylanmış bir yasa olsa da özellikle karar merciinin kendileri değil, ebeveynleri olduğu 18 yaşından küçük tecavüz mağdurları için bu sınırlamanın oldukça olumsuz sonuçlar yaratabileceği düşünülüyor. Bundan dolayı hem ebeveyn kararı hem de 20 haftalık sınır mevzusu, yasanın kabul edildiği günden beri asla soğumayan bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Hem kendisi hem de ülkesi için oldukça gelecek vadeden potansiyele sahip genç kadınların, yaşadığı bu talihsiz olay yüzünden kendini gerçekleştiremeyecek olma ihtimali de tartışmaları alevlendirmeye devam ediyor.

Hem Türkiye’de hem de birçok dünya ülkesinde kontrollü gebelik için devlet politikaları ve yanlış gebeliği önleyici yöntemler uygulanır durumda. Genel olarak, daha çok kadınların omuzlarına yüklenen, gebelikten korunma sorumluluğu, erkek bireyler tarafından erişim engeline maruz kalmakta. Anlayacağınız kadın birey, eril zihniyet tarafından yüklenen sorumluluktan yine eril zihniyet yüzünden bir haber durumda. Korunmayan ve korunmayı reddeden erkek bireyler, aksi bir durumda yine tüm sorumluluğu kadına yükleyip kürtaj hakkına dair sorumsuz engeller sunarak bu konuyla ilgili kadını pasifize etmek adına “çare” bildikleri şiddete başvurabilmekte.
 

Sadede gelmek gerekirse kürtaj, en doğal insan haklarından biridir ve din, dil, ırk ayırt etmeden tüm dünya çapında hiçbir geçerli sebep aranmaksızın uygulanması gerekmektedir. Kadının insan olduğu ve insanın ne kadar değerli olduğu anlaşıldığı günü biz de herkes gibi iple çekmekte ve bu konuda avaz avaz bağırmaya devam etmekteyiz. “Kadın insandır, kürtaj haktır!” Keyifli okumalar sevgili okurlarımız.

Yukarı Kaydır