Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Komedi ve Dram Bir Arada: Adile Naşit
BİYOGRAFİ

Komedi ve Dram Bir Arada: Adile Naşit

Onu hep güler yüzüyle, muzır haliyle, şen şakrak tavırlarıyla gördük, tanıdık ve sevdik. Bu güler yüzün ardında büyük acılar ve sıkıntılar olduğunu nereden bilebilirdik ki? Gelin gerçek adıyla Adela’yı yakından tanıyalım, görünenin ardına birlikte bakalım.

Editör :Nazlı Doğan
Yayın Tarihi :17 Eyl 2022
Süre :2.5 Bardak

Asıl adı Adela Naşit. Ermeni bir anneyle Rum bir babanın kızı. Annesi hem oyuncu hem de kantocu babasıysa büyük bir komedi oyuncusu. Bilenler bilir Naşit Özcan’ı, namı diğer Komik-i Şehir Naşit’i. Naşit Özcan Türk Tiyatrosuna büyük katkılar yapan bir tiyatro oyuncusu. Meşrutiyetten önce ve Cumhuriyetten sonra tiyatroya yaptığı katkıları çok kıymetli. Komedi oyunculuğu öyle başarılı ki  “Abdülhamit’i bile güldüren adam” şeklinde de anılıyor. 1943 senesinde hayatını kaybedene dek de tiyatro yaşamını sürdürüyor. Fransa’ya gidip pandomim öğreniyor, tuluat, kukla, Karagöz ve Ortaoyunu çalışmalarını hep sürdürüyor. Komedi oyunculuğunun yanı sıra melodram oyunculuğunu da çok başarılı şekilde yapıyor ve tarzının en etkili oyuncusu olarak nam salıyor.

Adile Naşit’in annesi Amelya Hanım’ın anneannesi, Huysuz Virjin’in adını devraldığı büyük kantocu Minyon Vergin. Kanto sanatını daha detaylı okumak isteyenleri böyle alalım. Böyle bir babanın ve annenin kızı olarak ve böylesine zengin bir aile mirasına sahip olan Adile Naşit de haliyle başarılı bir tiyatro sanatçısı, sunucu ve sinema oyuncusu olarak yaşamını sürdürmeye karar veriyor.

Adile Naşit’ten 2 yaş büyük abisi Selim Naşit Özcan ile bütün çocuklukları kuliste sahne tozu yutarak ve sahne arkasında koşuşturmaca oynayarak geçiyor. Söylenene göre o kadar yaramazlar ki babaları Naşit tiyatroya gelmelerini yasaklıyor bir dönem. Fakat söz dinlemeyip babalarının tüm oyunlarını tiyatronun tavan arasından gizlice izliyorlar. Hatta o kadar çok izliyorlar ki Adile Naşit 3 perdelik komedideki bir dadı rolünü, Selim Naşit ise Vatan Yahut Silistre oyunundaki çavuş rolünü ezberliyor. Böylelikle de tiyatroya ve oyunculuğa minik bir adım atmış oluyorlar farkında olmadan.
Adile Naşit henüz 12, Selim Naşit de 14 yaşındayken babaları hastalanıp ölüyor. Öncesinde de maddi zorluklar yaşıyorlar. Baba ölünce Adile bir tekstil atölyesine Selim de kaportacıya işe giriyor. Anneleri meyhanelere mezeler yapıyor. 1-2 sene geçince iş çıkışlarında Adile ve Selim tiyatrolarda rol almak için çabalıyorlar. Kapıları aşındırmaları bir sonuç veriyor ve Adile Şehir Tiyatrosunun çocuk bölümüne giriyor.

Amelya Hanım bakıyor ki iki çocuğu da bu işe gerçekten gönül vermiş, eski bağlantılarını kullanma kararı alıyor. Kocasının çok eski dostu olan Muammer Karaca’ya götürüyor çocuklarını. Karaca ikisine de sahip çıkıyor ve oyunlarda ufak tefek roller veriyor. Bir gün Adile kulisteyken Şevkiye May onun büyük hayaller kurmamasını çünkü çirkin bir kadın olduğunu söylüyor. Şevkiye May’a göre Adile’nin hem boyu kısadır hem de çarpık bacaklıdır ve bu kurtlar sofrasında yer bulması imkânsızdır.
Derken bir gün temsil olacaktır ama anne rolünü oynayan oyuncu hastalanır. Adile Naşit rolü ezbere bildiğini ve oynayabileceğini söyler. Yaşlandırma makyajı yapılır ve henüz 14 yaşında olan Adile sahnede harikalar yaratır. Bunun üzerine Şevkiye May Adile’den özür diler ve oyunculuğunu, başarısını takdir eder. Bu andan itibaren Adile Naşit muazzam oyunculuğuyla oynadığı her oyunda izleyen herkesi kendine hayran bırakır.

Ziya Keskiner ile yolları tiyatroda kesişiyor. O da bir oyuncu. Aşık oluyorlar birbirlerine ve evleniyorlar. Çiftin Ahmet adında bir oğulları oluyor fakat Ahmet henüz ilkokuldayken hastalanıyor. Kalbinde delik olduğu anlaşılıyor. O yıllarda henüz açık kalp ameliyatı yapılamıyor Türkiye’de. Bu yüzden oğlunun operasyonu Amerika’da olması gerekiyor. Bu elbette büyük bir para demek oluyor. Tüm sanatçı arkadaşları kolları sıvıyor ve Ahmet için özel temsiller oynuyorlar. Yeterli para toplanamayınca gazeteye ilan veriliyor. Bu ilanda Ahmet’in durumu detaylıca anlatılıyor ve bu sayede ihtiyaç olan para toplanıyor.
Ahmet’in operasyonu iyi geçiyorsa da sonrası iyi ilerlemiyor. Ahmet kalbine yenik düşüyor ve hayatını kaybediyor. Adile ve Ziya çok acılı ve zor günler geçiriyorlar elbette. Bu dönemde yine sanatlarına sığınıyorlar. Söylenene göre Adile Naşit oğlunun ölümünden sonra her akşam sofraya oturur oturmaz bir süre ağlıyor. Herkes bu anlara saygı duyuyor.

1970’li yıllara gelinince Adile Naşit’i yönetmen Ertem Eğilmez keşfediyor. Tanınırlık anlamında hayatı bu noktada değişiyor. Yüzlerce filmde rol alıyor. Sempatik yüzü ve çok çeşitli tiplemeleri canlandırma potansiyeli ile hemen halk tarafından seviliyor, benimseniyor.

1982 yılında bu sefer eşini kaybediyor kalp krizinden Adile Naşit. Araya zaman girmiş olsa da önce oğlu sonra eşini kaybedince çok acı çekiyor. Hep çalışmaya, mesleğine sarılıyor. Fakat onun da vücudu iflas ediyor, bunca acıya, kedere dayanamıyor. Bağırsak kanseri oluyor, doktorlar 6 ay ömür biçiyorlar. Çok yakın arkadaşı Sezen Aksu ve Müjde Ar ile arabayla Avrupa’ya gidiyorlar. Çünkü Adile Naşit’in önünü alamadığı bir uçak fobisi var. Ne yazık ki orada da aynı süre öngörülüyor. Her şeye rağmen 6 yıl daha yaşıyor ve henüz 57 yaşındayken hayata veda ediyor.

Ardında Masalcı Teyze’yi, Hafize Ana’yı, Nezaket Hanım’ı, turşucu Saadet Hanım’ı, “elektrikçim” diye sayıklayan Huriye’yi, Tellioğlu Adile’yi, “Öküz alınır o parayla” diyen aksi Sakine Kadın’ı, Şabanoğlu Şaban’ın eğlenceli tavuk teyzesini ve daha birçoklarını bırakıyor. Kuzucuklarına miras niteliğinde bir sinematografi ile hayata veda ediyor. Dostları ve ailesi tarafından çok seviliyor ve hâlâ anılmaya devam ediliyor. İyi ki geçmiş bu hayattan dedirtiyor hep bir ağızdan.
Şükranla…

Yukarı Kaydır