Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Koca Bir 'Maalesef...': Utopia (2020) Dizi İnceleme
KÜLTÜR/SANAT

Koca Bir 'Maalesef...': Utopia (2020) Dizi İnceleme

Amazon Prime Video’nun Utopia’sının orijinali aslında 2013’te bir İngiliz yapımı olarak yayımlanmıştı. 2020 Eylül sonunda Amazon Prime’ın yorumladığı Utopia için; aynı isimli serinin bir yorumlaması diyebiliriz… Ama nasıl bir yorumlama? (Uyarı: Bu inceleme, bol ‘maalesef...' içerir, maalesef.)

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :22 Eyl 2022
Süre :2 Bardak
Dizi; gizem, dram, bilim-kurgu janrında konuşlanıyor. Konusu ise motivasyonunu, Utopia isimli bir çizgi romanın fanlarının, romanın gerçek hayatı anlattığını fark etmesiyle buluyor Utopia çizgi romanı gerçek zamanda gerçekleşen pandeminin, ölümlerin ve dünyanın sonunun bir habercisi. Bu vesileyle de bu Utopia-fan grubu, kendilerini dünyayı kurtarmak üzere bir maceranın içinde buluyorlar. Olay dünyayı kurtarmak olduğu içinse, tahmin edersiniz ki bir Amerikan yapımından bahsediyoruz.


Amerikan yapımı Amazon Utopia’sı için ilk yapabileceğimiz yorum: Eğer, sesten şikayetçi komşularınız varsa, eliniz hep Volume barında olmalı. Çünkü dizide hemen tüm oyuncular, duygularını ifade etmek için bu yolu izliyorlar… bağırmak! Aslında bu yorumu dizinin tümüne de uygulayabiliriz. Dizideki her şey ‘bağırıyor’, nedense. Mutsuzluğu, yoksunluğu, korkuyu ve mutluluğu yüksek çığlıklar eşliğinde izliyoruz.

Keza, filmde geçen enstantaneler de hep bir çığlık halinde. İzlerken ‘evet, onu anlamıştık, bağırmasan da olurdu’ modunda olmak; izlenenle izleyiciyi uzaklaştırıyor. Ya da herhangi bir konuyu izleyicinin anlayışına bırakmadan hemen bağırmak istemesi, olanların sesli tekrarları da izleyiciye kendini biraz eksik hissettiriyor desek, maalesef kibarlık etmiş oluruz.

Çok az da olsa çözümlemek isteyen beynimiz, huzursuz bir şekilde arkasına yaslanmaya çalışıyor -tabii, çığlıklardan ne kadar huzur bulabiliriz, o da ayrı. Dizinin sadece subjektif bir şekilde ‘kendimi salak hissettim’ gibi bir yoruma uğradığını sanmayın. ‘Gizem’ janrında bir dizinin gizemi çok çok önce ortaya çıkıyorsa; izleyicinin, ‘gizem çözüldüğüne göre, dizi düşer’ hissine kapılması, muhakkak genelgeçer bir his.

 Bu nedenle Amazon Utopia’sı en başından bizi bir boşluğa düşürüyor. Gizem çözüldüğüne göre daha dolu ve içine girebileceğimiz bir dizi bekliyoruz haliyle. ‘Kurgu, en önemli taşlarından birini yememize izin verdiğine göre, bize vadettiği başka şeyler olmalı’ diye düşünüyoruz… Pek de bulamıyoruz maalesef...
Dizi, kafamızı kullanmamızdan imtina etse bile, yani her şeyi her anlamda bas bas bağırsa da inandırıcılıktan da bir hayli uzak. Ekran başında dururken tek başına inanmadığın bir şeye koca bir halkın inanması her zaman abesle iştigal gelir, değil mi zaten? Bazen, gerçek hayat da böyle ilerlese de birçok element kullanarak bizi inandırabilecek bir dizi, neden bunu yapmaz, insanın harcanan bütçeye içi bükülmüyor değil…

Çehov’un silahı (oyunda bir silah gördüyseniz, mutlaka patlar)’ yönergesini dizide çalıştırmaya çalıştığımızda, canımız daha da sıkılıyor. Çünkü dizide gördüğümüz birçok element sonrasında hiç tamamlanmıyor ve ‘diziyle alakasız; ama, dizinin oyuncularıyla reklam girilmiş’ gibi bir his yaratılıyor. Bu üzücü. Çünkü film, kurgucuya gitmeden önce yapılan konuşmalar kulağınıza çalınıyor birden: ‘Bu sahne kalsın ya bence iyi duruyor.’, ‘Ama bir yere bağlanmıyor ya hiç.’, ‘Renkler güzel, süreyi doldururuz hem.’... Bizi daha da üzen… bu konuşmaların bile hiç geçmemesi ihtimali olabilir tabii, o ayrı.
Silah demişken… Gözüne işkence yapılan bir karakter, silahı tek hamlede masadan olacak kadar görebiliyorken, hedefini nasıl asla göremiyor? -bu da apayrı bi ‘salak mıyız abi biz?’ sorgulamasına itiyor seyirciyi maalesef

Neyse ki böyle Utopia böyle çelişkilerin bol olduğu bir dizi olduğu için; bir süre sonra onu olduğu gibi kabul edebilirsiniz. ‘Sorun bende değil, dizide’ hissi de tabii ki bir sempati duymamızı içeremiyor. Her biri yaklaşık 50 dakikalık ve 8 bölümlük bu diziye zamanınızı ayırır mısınız? Hele İngiliz Utopia’sını izlediyseniz, hiç yaklaşmayın deriz. Amazon Prime de çok kötü yorumlara dayanamamış olacak ki zaten diziyi iptal etti… Her şeyi geçtik, neden pandeminin en ateşli zamanları geçtikten sonra pandemi temalı bir dizi yayımlamak istersin ki? Gerçekten denedik…
Maalesef, neresinden tutsak, orası elimizde kalıyor. Amerikan Utopia’sını kendine teslim etmekten başka bir çaremiz de kalmıyor…
Yukarı Kaydır