Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
ZOOM

Kendi Hayatının Neresindesin?

17 Kas 2022

Hepimizin yaşamında kalabalıklar var. İnsanlar, olaylar, sorumluluklar hiç bitmiyor. Çoğu zaman her gün bir yenisi ekleniyor. Yoğunlaştırılmış bu hayatı yakalamak da giderek zorlaşıyor. Zamanın çok hızlı aktığını ve hep bir şeylere yetişmemiz gerektiğini hissediyoruz. Bu telaşın içinde bazı kayıpları yaşamamak da imkansız hale geliyor. Gözden çıkardığımız ilk şey genellikle kendimiz ve bize dair hisler oluyor. Kendimize ait olan hayatı kendimizi unutarak yaşamaya başlıyoruz. Hal böyle olunca kendimizi unutmanın getirileri ve götürüleriyle de karşı karşıya kalıyoruz. Bugün kendimizi hatırlamayı ve kendi hayatımızdaki yerimizi bulmayı konuşacağız.

Bu yazı boyunca şu an yaşadığınız hayatı düşünmenizi istiyorum sizden. Aklınızda sürekli hangi düşüncelerin olduğunu, en çok kimlerle vakit geçirdiğinizi, en çok neye zaman harcadığınızı, kendinizle ilgili neler bildiğinizi düşünün. Evde ailenizin, iş yerinde patronunuzun, dışarda arkadaşınızın sizden neler beklediğini düşünün. Bu beklentiler hepimizin için geçerli ve hayat boyu sonu gelmeyen bir gerçek. Önemli olan bizim tüm bu beklenenlere verdiğimiz yanıtlar. Farklı motivasyonlara sahip olsak da çoğumuz bizden beklenileni yapmaya ve hatta daha fazlasını vermeye çaba gösteriyoruz. Bunu bazen sevilmek, bazen bir çeşit ödüle sahip olmak, bazen de cezalandırılmamak için yapıyoruz. Temelde bu beklentilerin hepsine cevap vermek olanaksız olduğu için de hep yetersiz hissediyoruz. Hayatımızın çevresinde olması gereken birçok kişiyi ve durumu merkeze fazla yaklaştırıyoruz. Bu yakınlık da yetersizlik hissinin giderek artmasına neden oluyor.

Peki, kendimize yetip yetmediğimizi hiç düşünüyor muyuz? Onlarca insanın arasında aslında merkezde duran kendi bedenimiz ve ruhumuz. Yıllardır içinde yaşadığımız ve uzun bir süreyi daha birlikte geçirecek olduğumuz kendiliğimiz. Kendimizden verme davranışına bir sınır koyamadığımızda kendimizi unutmaya da başlamış oluyoruz. Bu unutma sadece eylemsel alanla ilgili olmuyor. Eylemlerimiz kadar düşüncelerimiz de bizden uzaklaşıyor. Hayatımızda kendimizi tanımaya ve anlamaya yer veremiyoruz. Böylece kendimizin yabancısı oluyoruz. Düşüncelerimiz başkalarına dair düşüncelere dönüşüyor. Kendimize neyi istediğimizi ve neyin bizi iyi hissettirdiğini sormayı unutuyoruz. Başrole o an kimin bize daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorsak onu alıyoruz. Böylece düşüncelerimiz de aynı kişiler ve durumlar etrafında dönmeye başlıyor. Gerçekte ise daha iyi hissedebilmenin tek yolu kendimize duyduğumuz ihtiyacın farkına varabilmek. Aslında en çok kendimizi keşfetmeye ve öğrenmeye ihtiyaç duyuyoruz. Kendimiz hakkında öğreneceğimiz her şeye bize yepyeni bir hayatı yaşama fırsatı sunuyor.

Hepimizin içinde hayat şartlarının etkisiyle bastırılmış bir ‘ben’ var. Psikolojik açıdan bakarsak da bu ben aslında bastırılmış arzu ve isteklerimiz. Onlara ulaşmamız belli etkenler yüzünden zor hale geliyor. Yasak ya da yanlış olarak gördüğümüz bu arzuları bilmediğimiz bir alana bastırıyoruz. Ancak bu arzular tamamen kaybolmuyorlar. Farklı kılıklara bürünerek yaşamımıza yansıyorlar. Yasaklı gördüğümüz bu hazlardan uzaklaşıp bizden beklenen şekilde davrandığımızda gerçek benliğimizi kuramamış oluyoruz. Benliği anlamlandırmanın yolu bir şeyleri tamamen kendimiz için yapmaktan geçiyor. Bugün kendi arzumuz olarak tanımladığımız birçok istek aslında yaşamımızdaki başkalarının arzuları. Bunu fark etmek ve kimlerle özdeşleştiğimizi anlamak önemli. Ancak bu özdeşleşmeyi anladığımızda kendi bağımsızlığımızı geri kazanabiliriz. Hayatımızın kıyısında kalmaktansa ortak noktasına yerleşiriz. Kendimizi orta noktaya almak bencillikle aynı şey değildir. Çoğu zaman gösterdiğimiz değişimden dolayı bencillikle de suçlanabiliriz. Burada deneyimlediğimiz şey bencil olmak değil yaşamımızın bize ait olduğunu hatırlamaktır.
Bugün yaşamınızda devam etmekte olan olayları, insanların sizden neler beklediğini düşünün. Planlarınızın ve hayallerinizin bu beklentilerle ne kadar uyuştuğuna bakın. Uyuşma birebire yakınsa hayatınızın kuytu bir köşesinde kalmış olabilirsiniz. Burası size güvenli bir alan gibi gözüküyor da olabilir. Ancak burada saklanmak sayısız gelişim fırsatından uzak kalmanıza neden olur. Kendinize çizdiğiniz çemberden bir adım dışarıya attığınızda kendinizden uzaklaşmış gibi görünseniz de bu bir yanılsamadır. Yeni deneyimleri düşünebilmek sizi gerçek arzunuza yaklaştıracaktır. Gerçekte arzuladığınızın hiç farkında olmadığınız isteklerle karşılaşacaksınız. Bu karşılaşmalar hayatınıza yeni heyecanlar getirecek. Kendinizi daha çok merak etmeye başlayacaksınız. ‘İstemem’ ya da ‘yapamam’ dediğiniz bir çok şey sizin için büyük bir hazza dönüşecek. Kendinize yaklaştıkça bu karşılaşmayı sürdürme isteğiniz artacak. Sonunda hayatınıza dışarıdan bir gözle bakacak ve neresinde durduğunuzu fark edeceksiniz. En önemlisi de durduğunuz yeri değiştirme gücünün elinizde olduğunu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK İÇERİKLER
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?