Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Katil Hemşire Charles Edmund Cullen'ın Hikâyesi
my central journey
SCOPE

Katil Hemşire Charles Edmund Cullen'ın Hikâyesi

03 Eki 2022

Kendini ölüm meleği gibi gören, öldürdüğü insanları kurtardığına inanan bir erkek hemşire. Elindeki en büyük kozu ve de cinayetlerindeki imzası olan aşırı doz insülin. İtiraf edilen kırk cinayet. Ve muhtemel dahli bulunan üç yüzün üzerinde ölüm. Bir katilin anatomisini incelemeye, Charles Edmund Cullen’ın hikâyesini öğrenmeye hazır mısınız?

1960 senesinin 22 Şubat günü, New Jersey’de dünyaya geldi Charles Edmund Cullen. Kalabalık bir ailenin sekizinci çocuğuydu. Babası, o henüz yedi aylıkken hayatını kaybetti. Cılız ve ince yapılı bir çocuktu, büyüdükçe de bu çelimsiz hâli çok değişmedi. Okul yıllarında bu zayıflığı bahane edilerek sınıf arkadaşları tarafından zorbalığa maruz kalıyordu.

Psikolojik olarak normal biri değildi; agresif ve depresyona meyilli bir kişiliği vardı. Öfkesini kontrol etmekte sorun yaşıyordu, alkol problemi vardı ve intihar eğilimleri gösteriyordu. İlk intihar denemesini dokuz yaşında, kimya setinde bulunan maddeleri içerek gerçekleştirmişti. Bu belki ilkti ancak son olmayacaktı.

Annesi Florence Cullan’ın bir trafik kazasında vefatıyla birlikte, kendi deyimiyle hayatının en büyük “yıkımlarından” birini yaşadığında lise son sınıfa gidiyordu. Hastane, annesinin ölümünü hemen haber vermediği ve cesedini aileye teslim etmek yerine yaktığı için Cullen’ın üzüntüsü büyüktü. Ertesi yıl, liseden ayrıldı ve USS Woodrow Wilson denizaltısında görev yapacağı Birleşik Devletler Donanması’na katıldı.

Denizaltıda görev yapmaya uygun olup olmadığını görmek için psikolojik testlere tabi tutulmuş, bu testleri başarıyla geçmişti. Her ne kadar bu konuda başarı gösterse de mürettebatla arası iyi değildi ve tıpkı okul yıllarında olduğu gibi burada geçirdiği süre boyunca da zorbalığa uğradı. Psikolojisi günden güne daha da bozulmaya başlamış ve yine intihar girişimlerinde bulunmuştu. Birkaç kez psikiyatri koğuşunda yattı ancak açıklanamayan sebeplerden ötürü buradan da taburcu edildi.

Taburcu olduktan sonra Mountainside Hastanesi’nin Montclair’de bulunun hemşirelik okuluna kaydoldu. Başarılı bir öğrenciydi, başarılarından ötürü hemşirelik sınıfının başkanı seçildi. 1986’da mezun olduktan sonra Saint Barnabas Tıp Merkezi’nin yanık ünitesinde çalışmaya başladı. Bu süreçte hayatına Adrianne Baum girmiş ve genç çift çok beklemeden evlenmişti. Çiftin ilk kızı Shauna o yılın sonlarında doğdu. Sonrasında ise ikinci kızları ailelerine katıldı.

Ancak Adrianne, kocasının davranışlarından rahatsız olmaya başladı. Sıra dışı şeyler yapıyordu; insanların içkilerine çakmak gazı dolduruyor, kızının kitaplarını yakıyor, her iki kızı da çok uzun süreli olarak bakıcısına bırakıp gidiyordu. Adrianne hem kızlarının hem de kendisinin sağlığından endişe ettiğinden Cullen’a uzaklaştırma emri çıkarttı. Cullen iddiaların abartılı olduğunu söyleyerek bu karara itiraz etmiş ancak Adrianne onun bir akıl hastası olduğunda ısrarcı olmuştu.

Hayatı bu aşamadan sonra o dönülmez noktaya doğru ilerledi Cullen’ın ve ilk cinayetini 1988’de işledi. Saint Barnabas’ta yatan bir hastaya ölümcül dozda insülin vererek öldürdü ve bu cinayetleri peşi sıra başkaları da izledi. Hastane yetkilileri olayı araştırmaya başladığında Saint Barnabas’tan ayrılıp Phillipsburg’daki Warren Hastanesi’nde çalışmaya başladı. Buradaki üç yaşlı kadına yine aşırı doz kalp ilacı enjekte etmiş ve öldürmüştü.

Son kurbanı “sinsi bir erkek hemşirenin kendisine uyurken ilaç enjekte ettiğini” söylese de kimse o zavallının söylediklerine inanmadı. Yıllar içerisinde başka hastanelere de geçiş yaptı, burada da düzinelerce insanın ölümüne sebep oldu. Hakkında bu kadar şaibeli durumlar varken başvurduğu her hastaneden kabul alması ülkedeki hemşire sıkıntısı yüzündendi.

Cullen, intihara teşebbüs ve cinayet döngüsü içinde gidip geliyordu. Kurbanları 60 ila 95 yaş arasında değişiyordu ama arada genç kurbanları da oluyordu. Yaptığı eylemler fark edilip polis tarafından araştırılmaya başlayınca 2003 senesinde işlediği cinayetlerden anımsadığı kırk taneyi itiraf etti. Ancak Cullen’ın doğrudan ya da dolaylı olarak karıştığı tahmin edilen ölüm sayısı üç yüzün üzerindeydi.

Bu cinayetlerin yirmi dokuz tanesinde kesin olarak Cullen’ın parmağı olduğu kanıtlandı ve bunlardan hüküm giydi. Mahkemede, hastaların acı çekmesine dayanamadığı için onları öldürdüğünü söyleyerek kendisini savunmuştu. Günahlarının affı için eski kız arkadaşının erkek kardeşine böbreğini dahi bağışladı; tabii böyle bir bağışlanma mümkünse…

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?