Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Kaos, Kelebekler ve Evren
Kelebek Nebulası
BİLİM

Kaos, Kelebekler ve Evren

Evren nasıl işliyor? Bir kaostan mı ibaret, yoksa gizemli bir kozmos mu hükmediyor her şeye? Kelebeğin kanat çırparak evrendeki tüm dengeleri değiştirdiğine dair teoriler doğru mu? Akılda deli sorular, diyerek sizi evrendeki kaosla baş başa bırakıyoruz.

Yayın Tarihi :18 Ağu 2022
Süre :2.5 Bardak


Einstein, öldüğü güne kadar “her şeyin teorisini” çözmek için uğraşır ama bulamaz. Stephen Hawking için de geçerlidir aynı durum. Bilim, bugün için evrendeki egemen düzeni çözemiyor. Peki ya felsefe ne durumda? Antik Yunan’dan Egzotik Doğu öğretilerine kadar neredeyse her filozof, evrenin nasıl işlediğine dair fikirler geliştirir ama ortak bir görüş yoktur. Kısacası evrenin nasıl işlediğine dair ürettiğimiz bilimsel ya da düşünsel bir ortak görüş yok. Sadece teoriler var. Mesela Dünya’nın döngüsü veya gezegenler öylesine muntazam bir düzende hareket eder ki burada kaostan söz etmek imkânsız görünebilir. Öte yanda öyle kaotik, karışık bir işleyiş vardır ki düzenden bahsedemiyoruz bile!  


Takvimleri geri saralım ve geçmişe bir yolculuk yapalım. Antik Çağda yaşayan tüm filozoflar, çevrelerini saran dünyanın mutlak bir düzene sahip olduğundan emindir. Kimi filozoflar siyah-beyaz arasındaki dengeye, kimi suyun ve toprağın düzene girmesine, kimisi de Tanrısal özün her şeyin temeli olduğuna inanır. Bu düzeni arayan görüşler zamanla bilimi de etkiler ve evrenin ilk önemli fenomeni ortaya çıkar: Düzen veya rutin teorisi. Az önce de bahsettiğimiz gibi görebildiğimiz doğal olaylardan yola çıkan bir düşüncedir. Güneş her sabah doğudan doğar ve batıdan batar. Muhteşem bir düzen ve sistem vardır burada. 


Peki ya karmaşık olayları ne yapacaktık? Zamanla, bilim geliştikçe bu görüşler de değişmeye başlar. Mesela bir anda gökyüzünde bir kuyrukluyıldız belirir ve onu daha önce hiç görmemişizdir. Bizi ziyaret edeceğinden haberimiz yoktur. Tıpkı evrim gibi, yaşamın ortaya çıkması gibi rastgele olaylar zinciri evrende sürekli tekrarlar. O zaman bilim insanları durur ve bu fenomenleri açıklamak için bir teori daha geliştirir: Rastgele veya Tahmin Edilemez Olayların Teorisi. Artık tüm bilim ve felsefe dünyası mutludur ki ortaya yeni bir teori daha atılır. Çünkü evreni düzen veya rastgele olarak açıklamak tek başına yeterli değildir. İşte o zaman Kaos Teorisi ortaya çıkar!

Sosyal medyadaki birçok görselde, açıklamada duyduğumuz bir cümle vardır: “Bir kelebek kanat çırparsa dünyanın başka bir yerinde fırtına kopar!” Biraz abartılı veya romantik bir yaklaşım gibi düşünsek de Kelebek Etkisi olarak bilinen bu düşünce bilimsel bir argümandır aslında. Hatta evreni anlama şeklimizi de kökünden değiştirir. 

1972 yılında, MIT gibi önemli bir enstitüde çalışan Edward Lorenz’in meteoroloji ile başlayan teorileri zamanla kaosun babası olarak tanınmasına neden olur. Ancak Lorenz bir anda geliştirmez bu fikri. İlk olarak 1890 yılında, Fransız matematikçi Henri Poincare’ın yaptığı kütle çekim üzerine çalışmaları ve Güneş Sistemi’ndeki garip durumları keşfetmesi kaos teorisinin temelini oluşturur. Lorenz ise aslında Henri Poincare’ın çalışmalarının devamı niteliğindedir. Lorenz’in çalışmaları ise doğrusal olmayan sistemlerdeki ufacık olayların büyük olaylara neden olduğunun ispatı şeklinde bilim dünyasını sarsar. 


Elbette Lorenz’in bu sarsıcı fikirleri öylece kabul edilmeyecektir. Antitezleri veya geliştirme projeleri ile kaos teorisi dallanıp budaklanmaya devam eder. İlk olarak 1976 yılındaki bir fizikçi, en basit sistemlerin içinde kaotik hareketler olacağını savunur ve makale yazar. Avusturalyalı teorik fizikçi Robert May’dan başkası değildir bu kişi. Makalesi ise çığır açar. Araştırmalar hızlanır.

Sadece sekiz yıl sonra, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki gök mekaniği uzmanı olan Jack Wisdom’un önderliğindeki bir bilim ekibi, Satürn’ün uydusu Hyperion’daki kaotik yörünge hareketleri üzerine hesaplamalar yapar. Üç yıl sonra, Wisdom’un ekibinin tüm tahminleri doğru çıkınca da Kaos Teorisinin etkileri tıpkı bir kelebeğin kanat çırpması gibi tüm dünyada fırtınalar yaratır. 

Ama Kaos Teorisinin en önemli sonuçlarını 2009 yılında alırız. Şöyle ki; Güneş Sistemindeki gezegenlere ve yörüngelerine bakınca muhteşem bir düzen görürüz. Her şey tıkırında ve çok yolundadır, diyorduk ki Fransız astronomların yaptığı simülasyon çalışması tüm dengeleri alt üst eder. Çünkü bu astronomlar, Güneş Sistemindeki tüm düzeni ve gezegenlerin arasındaki kütle çekimi detaylı bir simülasyonda defalara analiz ederler.

Sonunda, düzenli görünen bu kütle çekimin ufacık bir olayla bozulmaya başlayabileceğini ve hatta gezegenlerin yörüngeden çıkarak çarpışabileceğini bilimsel olarak ortaya çıkarırlar. İşte bu; kaosun zaferidir. Yani Güneş Sistemindeki şahane düzenin bir anda, minicik bir rakamsal değerle alt üst olacağının kanıtlanmasıdır. 

O zaman geldiğimiz noktada, Kelebek Etkisine dair söylenen şu sözleri yeniden güncellememiz gerekebilir:

“Dünya’daki bir kelebek kanat çırptığında Satürn’de çok büyük bir fırtınayı başlatabilir…” 

Kaynak
Bilimdeki Önemli Teoriler ve Fikirler Yazı Dizisi: “Kaos Teorisi”, Popular Science Türkiye, Mayıs 2022. 

Yukarı Kaydır