Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Japonya: En Gidilesi Tapınakları Geziyoruz!
SEYAHAT

Japonya: En Gidilesi Tapınakları Geziyoruz!

Uzak Doğu’da belki de küçücük bir ada ülkesi olan ancak içerdiği zengin kültürüyle, değerlerini onurlu bir şekilde dünyaya tanıtan Japonya’yı geziyoruz bugün. Hem de Japonya’nın en eski dönemlerinden kalma mekânlarına uğrayarak! Bu zengin kültürde gezilecek noktaları ele alırken, belki de en önemli yapılardan birkaçında bulacağız kendimizi. Ki bu yapılar da Japonya’da yer alan, Şinto ve Budizm’in değerlerinin yansıdığı tapınak ve türbelerden başka bir şey değil. Öyleyse sizi Japonya’daki farklı inançların ışığında gerçekleşecek büyülü gezimize davet ediyoruz!

Yayın Tarihi :14 Eyl 2022
Süre :3 Bardak

Gezimize başlamadan önce, biraz bilgi edinmekten bir zarar gelmez diyoruz ve size, Japonya’daki tapınakların ve “shrines” denilen türbelerin farkından bahsetmeye başlıyoruz. Çünkü bu iki yapı arasındaki fark, basit olsa da aslında çok temel bir ayrılığın işaretidir: Şinto inancı ile Budizm inancının ayrılığı.
 
Tahmin edeceksinizdir ama yine de biz bahsedelim. Tapınaklar, Budizm inancının bir göstergesiyken“Shinto Shrines” denilen mekânlarımız ise Şinto Tapınağı/Türbesi olarak; Japonya’daki diğer yapılardan bir tık daha ayrı şekillenir. Şinto türbeleri, adı üstünde; Japonya’nın en eski inançlarından biri sayılan, çok tanrılı inanç sistemi Şintoizm’in elinden çıkmadır. Şintoizm’e ait yapıları gezdiğimizdeyse, nerede olduğumuzu hemen anlayacak birtakım sembollerle karşılaşabiliriz. 

Bu semboller aslında çoğumuz için tanıdıktır. Filmlerde, animelerde ve çeşitli yapımlarda bahsi geçen kırmızı girişler var ya; işte onu gördüğünüzde bu mekânın bir Şinto tapınağı ya da türbesi olduğunu anlamalısınız. Japonlar bu girişlere “Torii” diyorlar. 
 
Japonya’da Şinto tapınaklarına gidilme vakitleri de az çok bellidir diyebiliriz. Yılbaşında, evliliklerde ve festivallerde; “kami” denilen Şinto tanrılarına şükranlarını sunmak veya iyi şans dilemek adına bu yapılara gidilir. Çoğu insan artık Şintoizm’e inanmasa da bu gibi aktiviteler, Japonya’da güzel bir gelenek olarak sürdürülmeye devam eder. 

Tapınaklar ise daha da başkadır. Girişleri kompleks bir yapıda olabilir ve iki yanında da, kötü ruhlardan korunmayı sağlayan “Niomon” adında gardiyanlar bulunur. Bayağı güçlü ve şaşaalı duran bu gardiyanlar, birçok Budist tapınağının girişinde görülebilirler. 
 
Yani; iki yapı şekli arasındaki fark temelde dini inanca dayalıyken, bir yandan da sembolik figürler bakımından da değişiklik gösterebiliyor.
 
Bu noktayı anladıysak, hemen sizlerle en önemli tapınak veya türbelerimizi gezmeye başlayabiliriz!

MEIJI TAPINAĞI

 
Turumuza Meiji Tapınağı ile başlıyoruz. Girişinde bir torii görmemizle de diyoruz ki “burası bir Şinto tapınağı olmalı!” Evet, gerçekten de öyle. Japonyada “Meiji Jingu” olarak anılan bu yapı, belki de en ünlü ve en önemli yapılardan bir tanesi olarak çıkıyor karşımıza. Neden mi? Çünkü bu tapınağımız, Japonya’nın ilk modern imparatoru İmparator Meiji ve eşi İmparatoriçe Shoken’in ruhlarına adanmış bir imparatorluk tapınağı. Özel bir yeri olmasın da ne olsun değil mi? 
Önemi bu kadar ortadayken de yılın başında şans dilemek için en az 3 milyon insanın tapınağı ziyaret ettiği görülebilir. Buna da inanın hiç şaşırmıyoruz. Çünkü tapınağın etrafındaki bahçelerde gezmek, farklı festivallere katılmak, geleneksel gösterileri izlemek pek bir eğlenceli olsa gerek. Japonya seyahatimizdeki ilk durağımız da kuşkusuz Meiji Jingu olacak elbette.

SHITENNOJI TAPINAĞI

 
Şimdi de bir Budist tapınağı sıkıştıralım araya. İstikamet, Osaka! 
 
Japonya’daki en eski tapınaklardan biri olarak anabileceğimiz bu tapınağımız; 593 tarihinde inşa edilmiş. Çok uzun zaman önce kurulmuş Shitennoji Tapınağı, Budizm’in Japonya’ya girişini temsil etmesiyle önemli bir sembolik anlam taşır. Ziyaretçiler için tapınağın dışını gezmek serbestken, tapınağın iç tarafları ve etrafında yer alan Gokuraku-jodo Bahçesi, hazine evi gibi bölümleri gezmek için giriş ücreti gereklidir. Yine de Gokuraku-jodo Bahçesi, büyüleyici güzelliğiyle gezilmesi gereken yerler arasında ayrı bir yer tutuyor. 

FUSHIMI INARI TAPINAĞI

 
Bir sonraki durağımız ise Fushimi İnari Tapınağı olacak. Bu tapınağı özel kılan noktalardan biri de tapınağa giden yol üzerine inşa edilen bin tane torii geçididir. İnari, Şintoizm’de iş ve tüccarlığın tanrısı olarak simgelendiğinden dolayı; yol üzerinde yer alan her bir torii geçidi de bir işi temsil eder. Bu bin geçit, Japonya’da “Senbon Torii” adıyla anılır. 
 
Çok ünlü ve sık sık ziyaret edilen bir tapınaktır kendisi. Her ne kadar İnari, tilkiyi simgeleyen bir tanrı olsa da ve Japonya’da türbeleri neredeyse her alanda bulunabilse de Fushimi İnari Tapınağı bu özelliğiyle öne çıkar. 711 yılında İnari Dağı’nda kurulmuştur. İnari Dağı ise Japonya’nın önemli şehirlerinden biri olan Kyoto’da yer alır. Tapınağımızda güzelce gezerken de, yakınlarda yer alan restoranlarda lezzetli bir Kitsune Udon yemenizi öneririz! 

KOTOKU-IN TAPINAĞI

 
Tilki sembolizmini atladığımıza göre, sıradaki durağımız; dünyanın en dayanıklı yapılarından birine sahipolan Kotaku-in Tapınağı olacaktır. Kamakura şehrinde yer alan bu tapınakta 43 metrelik, devasa bir bronz Buda heykeli bulunur. Heykelin tarihinin de neredeyse 13. Yüzyıla dayandığını söyleyebiliriz. Ancak şaşırtıcı yanı da bu kadar eski olmasına rağmen ne tsunamiden ne de depremlerden zarar görmüş bir yapı olmasıdır. Öyle ki bu heykel, savaşlarda bile oldukça az hasar almış. Dayanıklı duruşuna gerçekten saygı duyduğumuz yapımıza, Japonlar da aynı değeri veriyor olmalı ki; heykeli “ulusal değerler” arasına yerleştirmişler. Bu kadar kararlı bir dayanıklılığın size ilham vereceğini düşünüyorsanız, buyurun size Kamakura’daki tapınağımızın yollarını gösterelim...

TOSHOGU TAPINAĞI

 
Bir diğer durağımız Toshogu Tapınağı. Burayı ziyaret etmek demek, EDO döneminin kapılarını açmak ve bir yandan da UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bir yeri gezmek demektir. Toshogu Tapınağı aynı zamanda bildiğimiz Şinto tapınaklarından biraz farklıdır. Bunun sebebi ise Japonya’nın ilk shogun’u Tokugawa Ieyasu’dan kalıntıları taşımasıdır. Şintoizm’de saflık oldukça önemliyken, yapıda bir hükümdarın fiziki kalıntılarının bulundurulması da pek bir ilginç doğrusu. 
 
Tokugawa, aynı zamanda bu tapınağın “kami”si olarak da geçiyor. 
 
Tarihten fırlama görünümüyle bizi etkilemeyi başarmış bir dünya mirası görmek isterseniz, Toshogu Tapınağı duraklarınızdan biri olmalı. 

TODAIJI TAPINAĞI

 
Şimdiki durağımız ise yakın zamana kadar, ana salonunda yer alan Daibutsuden (Büyük Buda Salonu) ile dünyanın en büyük ahşap binası rekorunu elinde tutmuş Todaiji Tapınağı. Bu tapınak hem tarihi hem de kültürel anlamda Japonya’da çok önemli bir yer tutuyor. Neden mi? Çünkü tapınağın kurulduğu şehir, Nara; eskiden Japonya’nın başkentlerinden biriydi ve bu tapınak da Nara şehrinin bir simgesiydi.
 
Tapınağın kurulma nedeni, tüm eyaletlerde yer alan tapınakların baş tapınağı olması içinmiş. Ancak daha sonra Todaiji Tapınağı öyle güçlü bir hâl almış ki, devlet işlerine karışacak güce sahip olmasın diye başkent; 784 yılında Nara’dan Nagaoka’ya taşınmış. Hâliyle bu kadar güçlü bir konuma sahip olan tapınağımızda dolaşırken, kendinizi tarih ve kültürün birleşimi içinde bulabilirsiniz. Aynı zamanda; gezinizde Nara Park’a ait geyiklerle karşılaşabilir, onları çeşitli yiyeceklerle besleyebilirsiniz.

ITSUKUSHIMA TAPINAĞI

 
Budizm’den çıkarak yine Şintoizm’e gidiyoruz. Bu seferki ziyaretimiz de tıpkı Tokugawa Tapınağı gibi UNESCO Dünya Mirası listesine girmiş ve “Japonya’nın Üç Manzarası”ndan biri sayılmış: 
Itsukushima Tapınağı. Hiroshima Körfezi’nde bulunan bu yapının en ünlü olduğu nokta, “yüzen torii kapısı”dır. 
 
Fırtına Tanrısı ve Güneş Tanrısı’nın kızlarını onurlandırmak için 593 yılında kurulan bu tapınak; tapınağın tanrısına zarar vermemek adına karaya değil de suya inşa edilmiş. Ayrıca suyun üzerine inşa edilmiş olan bir noh tiyatrosuna da sahiptir. Bu kadar çarpıcı bir mimari ile bizleri buluşturduğu için de UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine giriyor ve Japonya’nın üç manzarasından biri hâline geliyor. 
Bu değişik tarzdaki tapınağımız, ziyaretlerinizi bekliyor diyerek gezimizi burada sonlandırıyoruz. 
Japonya’da daha sayamayacağımız kadar çok tapınak ve türbe bulabiliriz. Kimi bu saydıklarımız kadar inanılmaz bir önem taşıyabilir, kimi ise çok eski zamanlarda unutulmuş bir tanrıya adanmak için inşa edilmiş olabilir. Her ne olursa olsun bu mimari yapılar, kendilerinden asla sıkılmamamızı sağlayarak güzelliğini korumaya devam ediyor bence.
 
Bu güzel yapılardan ve yapıların ardında taşınan hikayelerden mahrum kalmak istemiyorsanız hemen Japonya’yı ziyaret edebilirsiniz!

Yukarı Kaydır