Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Japon Kısa Hikayeciliğinin Babası: Ryunosuke Akutagawa
BİYOGRAFİ

Japon Kısa Hikayeciliğinin Babası: Ryunosuke Akutagawa

Japon kısa hikayeciliğinin babası olarak anılan Akutagawa, yaşamı boyunca yazmış olduğu 150 civarındaki öyküleri ile insanların düşünce ve zihinlerinde yer etmeyi başarmış çalışkan bir yazar olarak ifade edilebilir. Japon edebiyatının önemli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Akutagawa Ödülleri de yazarın adını taşır. Şiirsellikten çok kurguya önem veren ve eserlerini de bu yönde kaleme alan yazarın yaşamına ve kaleme aldığı kitaplara gelin yakın bir perspektiften bakalım.

Editör :Selin Borazan
Yayın Tarihi :22 Eyl 2022
Süre :2.5 Bardak

1 Mart 1892'de Tokyo'da dünyaya gelen yazarın hayatı boyunca burada yaşadığı biliniyor. Zeki, algısı oldukça açık ve çevresinde olup biten hemen her şeye duyarlı ve aynı zamanda oldukça şüpheci bir kişiliğe sahip olmasıyla dikkat çeken Akutagawa, içine kapanıklığı sebebiyle duygularını dışa vurmanın bir yöntemi olarak çoğu kez yazmayı tercih etti. Tokyo'da yaşam sürdüğü süre zarfında eğitimine de burada devam eden yazar okuduğu üniversitenin bir gazetesinde edebiyat sayfalarını hazırlamakla yükümlü ekibin içerisinde yer aldı. Burada içeriklerin yayına girmesine destek olmakla kalmadı ve aynı zamanda kendisi de gazete için içerikler üretti. 

Ancak Japonya'nın sanayileşmeye başladığı döneme bizzat yakından tanıklık eden Akutagawa, bu süreçte yaşanan gelenek-modern çatışması ve kültür tahribi gibi sebeplerden dolayı oldukça acı çekti. Bu duruma olan tepkisini de yazdığı öykülerde işlediği konular ve yansıttığı uç duygular ile gösterdi. Bunu yaparken ise birçok kez Ortaçağ Japonyası'nın etkileyici unsurlarından faydalandı. Gerçeklikten gerçeküstücülüğe ve sembolizmden fantaziye kadar pek çok teknikten yararlanan ve bunlara yönellik kalıpları kırarak kendi stilini var eden Akutagawa, her zaman şiirsel gerçeği aramaya koyuldu. Ancak bunu yaparken kurguyu hiçbir zaman geri plana atmadı. Çünkü Akutagawa'ya göre kurgusallık her zaman şiirselliğin önünde yer alıyordu.

Özellikle Japonya'nın Taişo döneminde aktif olduğu bilinen yazar öykülerini oluşturduğu zamanlarda elbette dönemin şartlarından da tamamen bağımsız değildi. Japonya tarihinde 30 Temmuz 1912 ile 25 Kasım 1926 arasındaki 14 yıllık zaman dilimini kapsayan bu dönem İmparator Taişo'nun saltanatını kapsayan zaman dilimine tekabul eder. Tahta çıkan bu yeni imparatorun sağlık durumu pek iyi olmadığından dolayı siyasi güç yaşlı devlet adamlarından oluşan oligarşik bir gruba ve demokratik partililere devredilir. Taaişo'nun imparatorluğu ile birlikte agresif bir döneme giren Japonya'da sıklıkla suikastler düzenlendiği ve ordunun pek çok konuya müdahale eder hale geldiği biliniyor. Böyle bir ortamın varlığı da elbette toplumda hem sosyal hem de psikolojik açıdan ciddi etkiler oluşmasına neden olmuş demek mümkün. Tam da bu dönemin içerisinde hikaye yazmaya başlayan Akutagawa üniversiteden mezun olduktan sonra ilk başta İngilizce öğretmeni olarak meslek hayatına giriş yapsa da bundan zevk almamış ve daha sonrasında tamamen yazarlığa yönelmiş.

Eserlerinde çoğu kez Japon halk kültürünün mitolojik motiflerine yer veren ve bunun yanında modern ve klasik Batı edebiyatı başta olmak üzere aynı zamanda Çin ve Japon yazınınından da yazarlanan Akutagawa, kendine has yazım biçimi ve yaratıcı zekası merkezinde kurguladığı öyküleriyle yoğun ilgiyle karşılanmıştır diyebiliriz. Kendi kültürünün motiflerine ve mitolojiye olan ilgisinin yanı sıra eserlerini irdelediğimizde insanların yaşadığı ikilimleri de hikayelerinde oldukça sıklıkla işlediğini görmek mümkün. Ayrıca yapıtlarında Batı ve Japon kültürünün etkileşimi konusunda oldukça çaba sarf ettiği gözlerden kaçmaz. Kurguladığı öyküleri, sade anlatımı ve yaratıcı bir hayal gücü eşliğinde aktarabilmesi ise okur sayısını giderek arttırmasındaki önemli etkenler olarak yorumlanabilir. 

Annesi Fuku Niihara, Ryunosuke'in doğumundan kısa bir sürenin ardından yaşadığı psikolojik rahatsızlık olan şizofreniye yenik düşerek hayatını kaybetmiş. Annesinin ölümünün ardından dayısı ve teyzesi ile yaşamaya başlayan Ryunosuke oldukça sorunlu bir çocukluk geçirmiş ve annesine nefret duyarak büyümüş. Ancak ilerleyen dönemlerde annesinin mustarip olduğu rahatsızlığın Akutagawa'da da olduğu tespit ediliyor ve bunun ardından yazar, annesi gibi olmaktan korkarak derin bir üzüntünün içine düşüyor. Hastalığının şiddetlenmesi ile birlikte yaşadığı gerginlik ve gördüğü halusinasyonlar da günden güne artınca 1927'de intihar girişiminde bulunuyor ancak başarılı olamıyor. Fakat kısa bir sürenin ardından Veronal isimli ilaçtan alarak tekrar intihar ediyor ve bu kez yaşamına son veriyor. 
Akutagawa'nın günümüzde hala hayranlıkla okunan en dikkat çekici eserlerine örnek vermek gerekirse Kappa ve Raşomon'u söyleyebiliriz. Hatta 1950'de Akutagawa'nın birkaç öyküsünden uyarlanarak "Raşomon" isimli filmin beyaz perdeye aktarıldığı da biliniyor. 1951 yılında Venedik Film Festivali'nde birincilik ödülüne almaya hak kazanan bu yapım sinemanın klasikleri arasında gösterilir. 

Yukarı Kaydır