Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Takvim
SİYASET

Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis Suikastı

23 Oca 2023

17 Şubat 1993 tarihinde içerisinde bulunduğu helikopterin sabotaja uğraması nedeniyle hayatını kaybeden Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, Türk tarihinde gerçekleştirilen en önemli faili meçhullerden biridir. Bugün çokça gördüğümüz etliye sütlüye karışmayan generallerin aksine Eşref Paşa, Irak’ın kuzeyinde kurulması planlanan –bugün karşımıza IBKY olarak çıkmıştır- terör devletini öngörmüş, ABD’nin tertiplerine karşı ciddi önlemler almıştır. Eşref Paşa’nın ABD’nin projelerine karşı Türk ordusunu hazır bulundurması, onu ölüme götürmüştür. Bugünkü yazımızda Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in suikasta uğramasının sebeplerini ortaya koyacağız.

1952 yılında Kara Harp Okulu'nu bitiren Eşref Bitlis, 1954 yılında Polatlı Topçu Okulu'nu tamamlayarak Teğmen rütbesi ile mezun oldu. 1966 yılında Kara Harp Akademisi'ni, 1969 yılında ise Türk Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirdi. 1973 yılında Alman Harp Akademisi'ni tamamladı ve bir yıl Kara Harp Akademisi'nde başöğretmen olarak görev yaptı. 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı sırasında Albay rütbesiyle Kıbrıs Türk Alayı Komutanlığı’nda görev yaptı. 1978 yılında Tuğgeneral rütbesine terfi etti ve Bolu Komando Tugayı Komutanlığına atandı. 1982 yılında Tümgeneral rütbesine terfi etti ve Kıbrıs 28. Tümen Komutanı oldu. 1986 yılında Korgeneral rütbesine terfi etti. 1988 yılında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı oldu. 1990 yılında ise Orgeneral rütbesine terfi etti ve Jandarma Genel Komutanlığı'na atandı.


Yabancı lisan bilen, iyi yetişmiş ve Atatürk devrimcisi olan Eşref Bitlis, o dönem ki birçok silah arkadaşı gibi mesleğinin elverdiği çerçevede memleket meseleleriyle yakından alakadar oluyor, tehdit gördüğü unsurları dönemin hükümetine bildirmekten geri kalmıyordu.

Jandarma Genel Komutanlığını yürüttüğü dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak tertibinin farkında olan Eşref Paşa, bu hususta birçok kez Turgut Özal’ı bilgilendirmişti.


 


Bu bilgilendirmeler arasında en dikkat çekici olan Eşref Bitlis’in ölümünün ardından ortaya çıkan o üç sayfalık mektuptur.
 
Kale’ kod adıyla Eşref Bitlis tarafından hazırlanıp Turgut Özal’a gönderilen çalışma aslında Bitlis’in neden ve kimler tarafından öldürüldüğünü çok açık bir şekilde ortaya koymaktaydı; fakat dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş gerçeği açıklamaktan çekinmiş, Bitlis'in ölüm sebebinin buzlanma olduğunu belirtmişti. Doğan Güreş'in açıklamalarının ardından yapılan araştırmalar helikopterin herhangi bir arızasının ya da soğuk havadan dolayı düşmesine sebebiyet verecek hiçbir sebebin bulunmadığını ortaya koymuştu.



Milliyet Gazetesi’ne suikast hakkında açıklamalarda bulunan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Muhittin Fisunoğlu, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in aksine silah arkadaşının kanını yerde bırakmamak adına yaşananları mertçe kamuoyuyla paylaşmıştı.

Fisunoğlu, buzlanma iddialarına karşı, “Uçakların, helikopterlerin çok sıkı güvenlik önlemleri vardır. Bu uçak erken uçacaktı, hava şartlarının müsait olmaması nedeniyle öğlen uçtu. Öğleye kadar geçen zamanda pistteydi ve uçağın uçuşunu bizzat teknik adamlar kontrol eder, o teknik adam da bizzat uçakta. Sabotaja karşı eğitilmişlerdir. Uçağın uçuştan önce kontrolü yapılmıştır.” ifadelerini kullanmıştı.  

Eşref Bitlis’in Turgut Özal’a göndermiş olduğu ‘Kale’ kod isimli çalışmaya yeniden dönecek olursak, az önce de söylediğim üzere çalışmanın içeriğini paylaştığımda da görüleceği üzere bu cinayet bir faili meçhul değildir. Eşref Paşa'nın ölümü ABD tarafından gerçekleştirilen bir suikasttır.
 
Çalışmada, Çekiç Güç operasyonuyla Türkiye üzerinden Irak’a giren ABD kuvvetlerine karşı önlem alınması gerektiğine dikkat çeken Eşref Paşa, ABD’nin orada yeni bir devlet kuracağını öngördüğünü belirterek uyarılarda bulunuyor. Bunun yanı sıra Çekiç Güç komutanlarının PKK ile yakın ilişkiler kurduğuna dikkat çekerek, ABD’nin PKK’ya ciddi manada destek sağladığını ortaya koyuyor. Bu saptamalara ilişkin telsiz ve görüntü kayıtlarını da cumhurbaşkanıyla paylaşıyor.



PKK’nın lider kadrosunun ABD komutanlarıyla üç toplantı gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini söyleyen Eşref Bitlis, Türkiye’nin Güneydoğu bölgesindeki bazı iş insanlarının ve güvenlik gücü mensuplarının PKK ile ticari iş birliği içerisinde olduğunu, orada devleti temsil eden kişilerin de içinde bulunduğu ciddi bir aymazlığın döndüğünü ifade ediyor. ABD’nin de kışkırtmalarıyla Güneydoğu bölgesinin önlem alınmadığı takdirde Irak’tan farksız olacağını söyleyerek, hükümeti bu konunun üzerine eğilmeye davet ediyor.
 
Kale kod isimli çalışmanın ikinci bölümünde yaşananlara karşı ortaya koyduğu çözümleri Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile paylaşan Eşref Bitlis, “Bölge halkının kazanılması zaruridir. Halk yanlış yönetim ile terör örgütü arasında sıkışmış durumdadır. Bunu suistimal eden unsurların bertaraf edilmesinin zorunluluğu ortadadır” saptamasında bulunuyor. 

Sayın Cumhurbaşkanım, Zatı Aliniz bu olaya müdahil olmalı, aksi takdirde bölgede sonu alınamayacak ciddi risk ve tehditlerle karşı karşıya kalabiliriz.” cümleleriyle başlanan çalışma, aradan yıllar geçmesine rağmen dahi Türkiye’nin en önemli sorununa yönelik en doğru çözümlerden birini ortaya koyuyor olsa da, Turgut Özal tarafından uygulanmadı. Uygulanmadığı gibi devlet Eşref Bitlis’i korumak adına herhangi bir çaba içerisine girmedi. Bu husustaki tek çabaları Genelkurmayın da katkılarıyla ölümünün üstü kapatılması olmuştur.
 
Irak’ta Çekiç Güç’ün varlığından rahatsızlık duyan, yine Irak topraklarında Barzani kontrolünde bir ABD devleti kurulmasının önüne geçen, PKK’nın güçlenmesi ve palazlanması adına ABD’nin ciddi destek sağladığını ilan eden Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in ölümü tesadüf değildir.

ABD’nin Orta Doğu’daki projelerinin karşısında duran ve arkasında koca bir orduyu bulunduran Bitlis, emperyalizm tarafından bir tehdit olarak görülmüştür. ABD ve PKK işbirliklerini belgelemesi, ABD’yi aradan çıkararak Barzani ve Taliban ile direkt görüşmesi, orada kurulacak yeni bir devletin ABD güdümünden çıkması adına çalışmalar gerçekleştirmesi ciddi rahatsızlık yaratmıştır.
 
Türkiye Cumhuriyeti, bu husustaki geleneğini bozmayarak bir kahramanının öldürülmesine müsaade etmiştir. Nice kahraman ve aydın gibi Eşref Bitlis de yurtseverliğinin cezasını öldürülerek ödemiştir. Eşref Bitlis gibi kıymetli insanların yetişmediği, yetişse de devlet içerisinde önemli makamlara getirilmediği bugünlerde kendisinin kıymetini çok daha iyi anlıyoruz. Bilhassa da on yıllar evvel gerçekleşmemesi adına mücadele ettiği her şeyin belli bir plan ve program çerçevesinde –Türkiye’nin de desteğiyle- gerçekleştiğini gördüğümüz de içimiz acımaya devam ediyor. Eşref Bitlis’i anlamak, mücadelesinin ve saptamalarının farkında olarak yarım bıraktığı dosyaları geleceğe taşımak Türk milletinin boyun borcudur. 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?