Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Jan Steen'in Kedileri Göründüğü Kadar Sevimli Mi?
KÜLTÜR/SANAT

Jan Steen'in Kedileri Göründüğü Kadar Sevimli Mi?

Şarkı sözlerini hep aynı müziğin üzerine yazar gibi birçok ressam, hep aynı tonların üzerinde yaratıyor eserlerini. Buna rağmen o eserleri seyrederken yahut okurken tekrara düşüyor hissine kapılmıyoruz hiç. Bilakis bu bilindik olma halinin, sanatçının düşünsel dünyasında dahil olduğumuz anlarda vermiş olduğu güven duygusu yadsınamaz. Çünkü insan tanıdığı bir şeyi algılama ve kabul etme hususunda daha istekli ve başarılı olmaya eğilimlidir. Bu açıdan bakıldığında; sanatçı, sanatı ile kendisini değil okurunu yahut seyircisini başarılı kılabildiği ölçüde saygınlık kazanır. Başarılı bir okur ve seyirci, sanatçıyı tanıdığınca eseri yorumlamada başarı gösterebilirken; başarıyla yorumlanabilen eserler de doğru bir anlatıcıya; başarılı bir sanatçıya işaret eder. Dolayısıyla eserlerinde yarattığı ahenk ile kendisini ilk bakışta tanınabilir kılan sanatçılar ve sanatını doğru okuyan sevenleri arasında var olmaya dayalı bir bağ vardır. Bu bağı kurmayı başaran isimlerden biri olan Hollandalı Barok ressamı Jan Steen, eserlerinde fırçasını ne anlatmak için boyaya buladı ona bir göz atacağız.

Editör :Eda Şengül
Yayın Tarihi :20 Tem 2022
Süre :2 Bardak

Çünkü J. Steen de, imzası resimlerinin sağ alt köşesinde değil, büsbütün ahengine gizlenmiş ressamlardan biri.
Her ne kadar Pieter de Hooch ve Frans Hals esintileri taşısa da Jan Steen eserleri birbirlerine bir aile albümünü oluşturan fotoğraflar kadar benziyor. The Family Concert, Marriage Contract, Supper at Emmaus, Wedding of Tobias and Sarah...

Sanatla pek bağı olmayan bir kimse, farklı zamanlarda görseydi tüm bu eserlerin tek bir eser olduğunu söyleyebilirdi. "Evet, bu tabloyu daha önce görmüştüm..."


Peki J.Steen, bu anlaşma bağını yanlışlıkla mı kurmuştu? Yoksa eserleri kasıtlı bir anlam içeriyor muydu?
Bu sorunun cevabını 'Eğlenceli Parti' diğer adı ile 'Kedi Ailesi' adlı tablosunu inceleyerek arayacağız. Bu eseri seçme nedenimiz, resmin soyut bir yapboza benzemesinden ileri geliyor. Tüm sembollerin birbirlerini taşıması ve birbirleri üzerinde tamamlayıcı olması resimde müthiş bir tutarlılık sağlarken, gösterge ve mesaj arasında yaratılan bazı zıtlıklar eserde bir paradoks aroması bırakıyor. Verilen mesaj ise kelimenin tam anlamıyla ters köşe... Biz terse dönmeden resmin bir köşesinden incelemeye koyulalım.

Resim bir baykuş figürüyle başlıyor. Her ne kadar biz bilgeliği sembolize etmesiyle tanısak da baykuş o dönem 'ölüm ve karanlık' anlamına da geliyor.

Bir acaba ile başlıyor kompozisyon. Yapbozu birleştirmek amacı ile tarıyoruz eseri, baykuşun hemen arkasında yavru kedi sepetini tebessümle seyreden orta yaşlı bir erkek görüyoruz. Haliyle işaret ettiği sepete kayıyor gözümüz. Oldukça sevimli bir görüntü. Peki ne ifade ediyor bu yavru kediler? Baykuşun aksine doğumu çağrıştırıyor ve kafa karıştırıyorlar. Bir acaba daha kazanıp yapbozun diğer parçalarını aramaya devam ediyoruz.

Resmin sol köşesini tamamlamak adına geri döndüğümüzde köşede şarap fıçısı olduğu her halinden belli bir fıçı ve ondan zevkle nasiplenen bir erkek görüyoruz. Şarap dünyevi hazzı ifade etmenin en kolay yollarından biri farz ediyoruz. Bu ana kadar biriktirdiğimiz mesajları yavaş yavaş bir araya getirmeye başlayabiliyoruz. Bilgelik, ölüm, doğum ve fani haz. Şaraptan bahsetmişken, ressamın diğer mesleğinin meyhanecilik olduğunu da es geçmeyelim. Bu detay, ressamı anlamamızda ve tanımamızda bir ipucu potansiyeli taşıyor ve sanatçının alkole düşkünlüğü de biliniyor.

Tekrar resme dönecek olduğumuzda, şarapla ilgili detayların bitmediğini görüyoruz. Dönemin ruhsal yücelik temsili metal sürahi! Erkek, şarabı bu metal sürahiden içiyor.

Bu ise ruhsal yüceliğe susayan bir faniye dikkat çekiyor. Şarap fıçısının hemen yanında ise siyah bir karga yer alıyor. Yalnızlığı ve uğursuzluğu ifade eden bu karganın konumunun elbette önemli bir nedeni var. Sarhoşluğun beraberinde getireceği hiçbir uğur yahut dostluk mümkün değil. Aksine alkolün geçici hazzının bedeli kalıcı bir karanlık olabilir çoğu zaman.

Kompozisyonun tam ortasında yer alan kadın eserin şüphesiz en çekici figürü. Kadının hemen altında bulunan sadakat timsali köpek ise kasıtlı olarak havlarken resmedilmiş. Bu detay anlamı tam tersine çevirerek sadakatsizliği vurguluyor. Resmin sağ tarafında ise keman çalan muzip yüzlü bir çocuk kendini gösteriyor. Ressam çocuğu öylesine profesyonel işlemiş ki, eserin gürültüsü dahi duyulabiliyor. Kahkaha seslerine karışan çocuksu bir keman... Çocuğun üzerinde bulunan iri adam Jan Steen'in kendisi, hemen sağındaki kadın ise eşi. Steen'in arkasında ise genç bir erkek daha yer alıyor. Bu erkeğin bir elinde ruhun yüceliğini temsil eden cam kadeh diğer elinde ise (vanistas) ölüm anlamına gelen kafatası bulunuyor. Ölümün her an bizimle olduğun hatırlatan vanistas temsili, metnin mesajını doğrudan seyirciyle buluşturuyor.
Parçaları birleştirdiğimizde, çevresi ölüm ve karanlıkla bezenen bir eğlence anı ortaya çıkıyor.
Doğrusu ölüm, yaşamla çerçevelenen bir çıkmaz sokak değildir. Yaşam, ölümle çerçevelenen bir andan ibarettir. Zaman zaman dünya bir panayır gibi görünebilir ama hatırlanması gereken an değil ölümdür. Eserin mesajı ise bir o kadar açık ve nettir. "Memento Mori". Ölümü hatırla.
Yukarı Kaydır