Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
STORIES

İşte Benim Acı Normalim

29 Kas 2022

Ev yine çok kalabalık… Zaten dip dibe yaşadığımız akrabalarımız, bugün akşam yemeğini bizde yemeye karar vermiş. Tıpkı dün ve ondan önceki günkü gibi… Mutfaktaki kadın gürültüsü yetmezmiş gibi salondan tüm evi kaplayan sigara dumanı ve erkek homurtusu korkunç bir baş ağrısı yaratıyor bende. Tabii kimse kendi sesinden bir şey duyamadığı için televizyonun sesi de sınıra dayanmış. Kimilerini düşünmesi bile yoran şey benim normalim maalesef ki. Peki, memnun muyum? Asla...!

3 Bardak
Diye düşünürken dışarıda öyle bir gümbürtü koptu ki, evdeki tüm kalabalığın sesi kesildi. Fakat bu gümbürtü yalnızca sesleri değil, tüm nefesleri de kesmeye yetecek derecede büyük ve korkutucu bir gümbürtüydü. Hepimiz ayaklarımız altındaki yerin sarsıldığını ve tüm cam çerçevenin tir tir titrediğini hissettik. O kadar korkmuştuk ki, kendimizi olduğumuz yere kapatmış, başımızı ellerimizle muhafaza etmiştik. İçgüdüsel bir hareketti sanırım bu. Tehdit altında olduğumuzun farkındaydık çünkü. İlk eniştem ayaklandı. “Herkes iyi mi?” diye bağırdı evin içinde. Ardından babam ve amcam kalktı ayağa, babam önce beni kaldırdı çömeldiğim yerden ardından koşarak mutfağa gitti. Annem ve diğer kadınlar, o kadar korkmuş görünüyorlardı ki, daha soğukkanlı olan ben, bardak ve sürahiyle dolanıyordum evin içinde. Kadınlar, çocuklarına sarılıp sakinleşmeye çalışırken, erkekler sokağa çıkmaya ve ne olduğunu öğrenmeye karar vermişti. Pencereden baktığım sokağın başından, kirli dumanların yükseldiğini görebiliyordum. “Nolur, düşündüğüm şey olmasın!” diye geçirdim içimden. Birdenbire bağıran televizyonun sesiyle irkildim. Son dakika haberi, oturduğumuz bölgede korkunç bir patlama gerçekleştiğini ve güvenlik ekiplerinin bölgeye intikal etmek üzere olduğunu söylüyordu. Tüylerim ürperdi ve herkese sessiz olup televizyonu dinlemelerini söyledim. Annem ağlıyor, teyzem ise onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Birden aklıma babamların o bölgeye doğru gittiği geldi. Korktum, hem de çok korktum! Ya başka bir patlama daha gerçekleşirse diye düşündüm. Hareket edemedim ama. Oturduğum yerde babamların eve geri dönmesini bekledim. Bekleyişim sürerken alacaklı bir kapı tokmağı sesi duyduk hepimiz. Güvenlik ekipleri çoktan gelmiş ve binayı boşaltmak için kapımıza dayanmışlardı. Hepimiz cümbür cemaat dışarı çıkarken babamların da bize doğru yürüdüğünü gördüm. Yüreğime su serpilmişti. Gidip ona sarıldım sadece. Elimi tuttu ve annemin yanına geri döndük. O gece hep birlikte büyük amcamlarda kaldık çünkü oturduğumuz bölgeye en uzak ev onların eviydi. Uyuyabildik mi diye sorun, elbette ki hayır… 
 
Hain bir saldırı gerçekleşmişti bizim mahallede. Birden fazla can kaybı olmasına karşılık hayatını kaybedenlerin kimlikleri henüz gizli tutuluyordu. Yaralıların da çok fazla olduğu söyleniyordu haberlerde. Hepsinin çevre hastanelere kaldırıldığı ve gözetim altında tutulduğu da aktarılanlar arasındaydı. Benim mahallemdi orası… Dumanların yükseldiği yerde çocukluk arkadaşım oturuyordu mesela. Mahallenin manavcısı Hüseyin Amca’yla eşi Esma Teyze’de sokağın ucunda oturuyordu. İyiler miydi acaba, hayattalar mıydı yoksa korkunç bir saldırının masum kurbanları mı olmuşlardı? Arkadaşıma mesaj atıyordum ama bana cevap vermiyordu. Telefonla aramak istesem bu sefer hat düşmüyordu. Evimi, mahallemi ve çocukluğumu katletmişlerdi. Benim insanlarımdı ölenler. Fakat kimin öldüğünü öğrenecek ne bir kaynağım ne de bu gerçekle yüzleşecek cesaretim vardı. Tepkisiz bir şekilde televizyona kitlendiğimi fark eden annem yanıma yanaştı. Saate baktı ve sabahın 3’ü olduğunu fark etti. Beni kolları arasına alıp “Anneciğim, çok geç oldu. Biliyorum şu an uyumak çok zor ama artık yatıp dinlenmen lazım, hadi geç kuzenlerinin yanına kıvrıl.” dedi bana ve alnıma bir buse kondurdu. Sımsıkı sarıldım ona, kokusunu içime çektim tek nefeste. Korkunç bir saldırıdan kıl payı kurtulmuştuk ve şu an anneme sarılıyor olabilmem tamamen şanstı. Sözünü dinledim annemin. Oturduğum yerden kalktım ve kuzenlerimin uyuduğu büyük odaya gidip yatağın sağ tarafına sığdırdım kendimi. Karanlıktı oda, hiç sevmezdim karanlıkta uyumayı ama çıkaramadım sesimi. Bir ayak sesi duydum gözlerim kapalıyken. Babamdı bu sesin sahibi, nerede duysam tanırdım. Yanıma geldi ve aynı annem gibi alnıma bir öpücük kondurdu. “Korkma!” dedi bana, “Burada, bizimle güvendesin. Güzelce uyumaya ve dinlenmeye çalış babacığım.” dedi. “Tamam” diyebildim sadece. Babam yorganı üstüme iyice çekti ve arkasını dönüp uzaklaşmaya başladı. O esnada boğazımda düğümlenen gözyaşlarım dayanamadı daha fazla ve teker teker dökülmeye başladı göz pınarlarımdan. 
 
Ağlarken uyuyup kalmıştım. Bir dürtme hissiyle açtım gözlerimi. Uyandığımda beni dürten kişinin, saldırı bölgesinde oturan çocukluk arkadaşım olduğunu fark ettim. Yatağın ucunda oturuyor ve tam anlamıyla uyanmam için bekliyordu. Kalktım yataktan yanına doğru gittim ve “İyi misin? Seni çok merak ettim.” dedim sadece. Buruk bir gülümsemeyle karşılık verdi bana. “Sen iyi ol…” dedi. Elini tutmak istedim ama dokunamadım ona. Dokunmaya çalışıyordum fakat asla hissedemiyordum. Boş çabalarım karşısında yüzüne yapıştırdığı buruk gülümsemesiyle karşılık veriyordu bana. O an anladım ne olduğunu. “Neredesin?” diye sordum. Asla cevap alamadım ondan ama hafızama kazındı yüzüne kondurduğu buruk gülümsemesi… Biraz daha baktık birbirimize aynı hüzünlü ifadelerle ve açtım yaşlı gözlerimi gerçeğe. 
 
Yataktan kalkıp salona doğru yöneldiğimde ise annemlerin hala televizyon karşısında olduğunu gördüm. Televizyonda, hayatını kaybedenlerin kimlikleri açıklanıyordu ve haber spikerinin rüyamda gördüğüm arkadaşımın adını okuduğunu işittim. Yıkıldım. İçime içime ağlamaya devam edip uyandığım yatağa geri gittim. Bir umut arkadaşımla rüyamda yeniden buluşurum diye. 
 
Buluşamadım. Onunla bir daha hiç buluşamadım… 
 
Bu da benim normalim oldu zamanla. İnsanlarımı, sevdiklerimi ve yakınlarımı bir hiç uğruna kaybetmek yalnızca benim değil, coğrafyamın kaderi oldu. Bu yaşanan şeyin ardından daha birçok hain saldırıya maruz kaldık ve canlarımız yitmeye, kalplerimiz acımaya devam etti. Bizim burada ateş düştüğü yeri değil, koca bir vatanı yakmaya yemin etti. Ve yemininin arkasında durmaya devam ediyor. 
 
 
 
 
 
 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?