Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Midjourney
STORIES

Iron Man ve Batman: Gotham’dan Taşan Nefret

27 Ara 2022

Marvel ve DC fanları hemen buraya koşsun çünkü sizler için son derece sıra dışı bir hikaye yazdık. Yazarken son derece eğlenceli vakit geçirdiğimiz bu hikayeyi, okurlarımızla neden paylaşmayalım dedik ve en az bizim kadar eğleneceğinize emin olduğumuz bir evren karmaşası yarattık! Herkese keyifli okumalar diliyoruz!

(Chapter 1)
 
Mezarlık, sanki ortamı daha dramatikleştirmek istermiş gibi sisli ve soğuktu. Tüm bu boğucu atmosferin içerisinde, etrafta siyahlar giymiş yüzlerce kişi duruyordu. Acıları ne kadar samimiydi bilinmezdi ama aralarında iki küçük oğlan çocuğu vardı ki, yaşadıkları acının gerçekliği şahit bile istemezdi. İki çocuk, apayrı iki aile mezarlığının başında durmuş birbirlerine uzun uzun bakıyordu. Sanki tüm dünya yalanmış da gerçek olan, içlerinde bulundukları anmış gibiydi. Bu biraz doğruydu da. İkisi için de zaman orada durmuş, gerçeklikleri o anda asılı kalmıştı. Çocuklardan birinin adı Bruce Wayne, diğerinin adı ise Anthony Stark’tı.
 
Ailelerinin mezarında karşılaşmış bu iki çocuğun kaderi, onlar ne kadar istemese de bir yerde bağlanmış gibi gözüküyordu ki henüz 14 yaşında olmalarına rağmen, ülke çapında nam salacak “Uluslararası Bilim Fuarı”nda karşılaşmaları tesadüf olmasa gerekti. Fuar alanına adımını atan herkes, aynı ürpertiye ve aynı heyecana sahipti. Bir tarafta Stark Endüstrisi’nin varisi olan ve dehâsını oldukça erken kanıtlamış Tony Stark, diğer tarafta da Wayne Şirketi’nin varisi ve bir o kadar gizemli, olgun yapısıyla kendini her alanda kanıtlamış Bruce Wayne vardı. İki dehanın ortaya koyduğu projeler, çağı ileri taşıyacak düzeye sahip olabilirdi gerçekten! Bu yüzden konuklardan tutun da jüri üyelerine kadar, heyecandan bayılanların olduğu bile söylenebilirdi. Yine de her zaman olduğu gibi, böyle bir ortamda umursamaz tavırlarıyla öne çıkan iki isim de bu varislerdi işte. Tabii bu umursamaz havalı tavırlar birbirlerini görene kadar sürmüştü...
 
Yıllar sonra göz göze gelen iki çocuk, birbirinden ölesiye nefret etmişti. Tony, “Ne asık suratlı ve donuk biri...” diye düşünürken, Bruce ise sadece “Ukala.” diyerek, daha sonra yüzde yüz doğru olduğuna şahit olacağı isabetli tanısını koymuştu bile. Hem ekonomik hem teknolojik, her açıdan birbirinin rakibi olan bu ikilinin, kişisel rekabeti de böylece saliseler içerisinde başlamıştı. Aniden başlayan bu rekabeti, ömür boyu sürdürecek olan sonuç da hemen arkasından gelmişti. Jüri üyeleri ortaya çıkan projelerin kazananını (?) açıklamıştı:
 
Bruce Wayne ve Tony Stark arasında beraberlik! Bu iki dehayı kutluyoruz ve sahip olduğumuz iki değeri de alkışlıyoruz!”
 
Anons yapıldığı anda, kimse kişisel bir yarışın sonsuza kadar körüklendiğini anlamamıştı.
 
“Evet baba, bir yarasa olacağım...”
“Ben Iron Man’im.”
 
Yıllar geçmiş ve iki akılalmaz deha da büyüyüp başarılı birer iş insanı olmuştu. Birbirleriyle denk gelmemek için elinden geleni yapan Wayne ve Stark, kendilerine statü ve prestij sağlayacak işlere adım atmışlardı. Tony Stark, Stark Endüstrisi’nin başına geçmiş, Iron Man kimliğiyle dünyayı sarsan bir otoriteye sahip olmuştu. Bruce Wayne ise Wayne şirketinin en tepesindeki koltuğa oturmuş, Gotham şehrinin gecelerine kendini “Batman” adıyla atmıştı. Bu sırada şirketteki sıradan hayatını korumuş ve uzun süredir sekreterliğini yapan Pepper Potts’a bile gerçek kimliğini belli etmemişti… Fakat bir şeyleri gizleyen tek kişi Bruce Wayne değildi. Sekreteri Pepper Potts’un da sakladığı bir şeyler vardı ki o da patronunun en azılı düşmanıyla flörtleştiği gerçeğiydi. Sonuçta Tony Stark’a hangi kadın karşı koyabilirdi ki? Elbette ki Pepper Potts da Tony’nin gösterdiği bu ilgiye kayıtsız kalamamıştı.
 
(Chapter 2)
 
Söylenen sözlerin ağırlığı büyüktür, Bruce bunu yüreğinde hissediyor ve her dakika Gotham şehrinin gecelerine hükmederken üstlendiği sorumluluğu düşünüyordu. Ekranda kendini “Ben Iron Man’im” diyerek deşifre eden palyaçoya baktığında, baş düşmanı Joker bile daha az gösterişçi geliyordu. Bunu yaparak ne elde etmeye çalışıyordu yani? Neyi güvende tutacaktı? Böyle yaparak sadece hedef noktası hâline geliyordu, ancak bu alkolik ve ukala adam neyi düzgün yapabilirdi ki zaten? Tamamen silahtan oluşan kafası buna basmazdı tabii. “Tanrım...” diye düşündü Bruce. “Yaşadığım en ağır baş ağrısı sensin Tony!” sözlerinin kime işaret ettiği oldukça barizken, ofisini arayan sekreteri Pepper’ın cümleleri de iyiye işaret değildi.
 
“Bay Wayne, Bay Stark ofisinize geliyor.”
 
Kulağındaki telefonu uzun bir süre boş boş tutan Wayne, duyduğu cümleler karşısında ne cevap vereceğini bilememişti. Stark neden onu görmeye geliyordu ve ondan ne isteyecekti? Yaşadığı paniği Pepper’a asla belli etmeyen Bruce Wayne, saniyelik bir duraksamanın ardından sekreterine cevap vermişti.
 
“Teşekkürler Pepper, Bay Stark geldiği zaman direkt içeri gönderebilirsin. Fakat dikkat et biraz fazla gevezeliğe maruz kalabilirsin.”
 
O sırada Wayne’in ofisine girmek için hareketlenen Tony’nin aklında ise bambaşka düşünceler vardı. Buraya baba sorunları olan ve sürekli asık suratlı olmasına rağmen, playboy olmaya çalışıp etrafta dolaşan çirkin herifi görmeye gelmemişti tabii ki de. Gelmesinin asıl sebebi, bugüne kadar karşılaştığı tüm kadınlardan farklı olduğunu düşündüğü Pepper’dı. Pepper, telefonu kapatıp “İçeriye girebilirsiniz Bay Stark.” dediğinde, kalbi yumuşamış ve kızıl saçlı güzel kadına çapkınca göz kırpmıştı.
 
“Boş ver, birazdan en yakın arkadaşını karşılamaya gelecektir. Ee, sen neler bir yapıyorsun, Pepper? Bu hafta sonu boş musun? Eğer boş değilsen de önemli değil. Her an benim sekreterim olarak işe başlayabilirsin. Senin için vakit yaratabilirim.”
 
Demişti Tony Stark. Her zamanki çapkın edalarını Pepper’a da yöneltiyordu ama içten içe çok farklı, çok daha gerçek duygular hissediyordu Pepper’a karşı. Sadece şu anlık hislerinin derinliğinin farkına varamamıştı.
 
Bu esnada Bruce Wayne odasından dışarı çıkmış ve şaşkın bakışlarla Tony ile Pepper’ı süzmüştü. İkilinin kurduğu samimi sohbetten rahatsız olan Bruce, Tony Stark’a yüksek bir hitapla seslenerek, onu odasına davet etmişti. Tony ise Pepper’ın gönlünü çalacak yeni bir çapkın bakış daha atarak, Bruce’a doğru yönelmiş ve birlikte odaya geçmişlerdi.
 
Tony Stark, odanın kapısı kapanır kapanmaz, manidar bir gülümsemeyle lafa girdi.
 
“Merhaba Batman!”
 
Bruce ise Tony’nin bu cümlesi karşısında donakaldı ve yaşadığı şaşkınlığı gizleyemedi.
 
“Ne saçmalıyorsun Stark?”
 
Tony ise ona çok yakışan ukala tavrıyla yeniden cevap vermişti.
 
“Hadi ama Bruce, herkesi kandırabilirsin ama beni kandıramayacağını biliyorsun. Ayrıca, yarasa kostümü giyecek kadar zevksiz olan sadece tek bir tanıdığım var...”
 
Bu cümlenin ardından Bruce çaresizce başını ellerinin arasına almış ve
 
“Sen ve senin ukala tavırların...”
 
Diyerek sitem etmişti Tony’e. Ardından devam etmişti Batman olduğunu inkar etmeye..
 
“Böylesine büyük bir onuru omuzlamayı çok isterdim fakat ne yazık ki aradığın kişi ben değilim Tony, üzgünüm ama yanlış adres…”
 
Tony ise utangaç gençler gibi kendini inkâr eden rakibine çarpık bir gülümsemeyle karşılık vermişti. Cebinden, Batman’in kullandığı füzelerin tasarımını gösteren bir rapor sunmuştu Wayne’e.
 
“Batmobil’den geriye kalan parçaların, Wayne şirketinden çıktığı çok belli. Üstelik, bu kadar derin bir teknolojiyi anlayabilecek bir tek sen varsın. Batman hangi mağarada yaşıyorsa, mağaranın sahibinin de Wayne olduğu açıkça ortada. Başka bir kanıt arıyorsan, Iron Man’de daha çok var! Ancak şu anlık ikinci bir kanıtım olarak, artan kalp atışlarını öne sürebilirim!”
 
 
Bruce Wayne , Tony Stark’ın bu kanıtlarından sonra kim olduğunu inkar etmeyi bırakmıştı. Artık Bruce değil, Batman olarak konuşmaya başlamış olan Wayne;
 
 “Gerçekten ne için burada olduğunu öğrenebilir miyim Tony? Çok vaktim yok, senin aksine korumakla yükümlü olduğum koca bir şehir var...” 
 
Cümlesiyle egosunu Tony’ninkiyle yaraşır bir seviyeye getirmişti. Ciddileşme sırası ise artık Tony’deydi ve en keskin üslubuyla yeniden lafa girmişti. 
 
“Son zamanlarda ülke çapındaki terör saldırılarının kaynağına ulaşmaya çalışıyorum. Eminim kimsenin bilmediği ama senin bildiğin bir şeyler vardır.” 
 
Diyerek, süper kahraman kimliğini öne çıkarmıştı. Bruce ise korkunç kibirli bir tavırla, kilitli çekmecesinde duran dosyayı alıp Tony’nin yüzüne fırlatmıştı. 
 
“Sen aptal zırhınla evcilik oynarken ben ülkedeki tüm terör aktivitelerinin sorumlularının listesini çıkardım.” 
 
Tony ise “Ah, harika! Ayak işi yapmayı sevmediğim için büyük bir şirketin yöneticisiyim zaten...” 
 
Bruce biraz sinirli biraz da boş bakışlarla Tony’e bakmış ve laflamayı bırakıp işe koyulmaları gerektiğini söylemişti. Birbirlerini kafalarıyla onaylamışlar ve gece saatlerinde yeniden buluşmaya karar vermişlerdi. Saatler gece yarısını gösterdiğinde ise Tony, Iron Man zırhını giyinirken, Bruce Batmobiline atlamış ve Gotham şehrinde buluşan ikili gecenin karanlığında kaybolmuştu. Bu buluşmaya dair bilinmeyen tek şey ise Tony ve Bruce arasında geçen tüm sohbete kulak misafiri olan başka bir ismin olmasıydı...
 
(Chapter 3)
 
Yaşananların ertesi günü olmuş ve gazete manşetleri, teröristlerin çoğunun deşifre olduğunu hatta oldukça gizemli bir şekilde güvenlik güçlerine teslim edildiğini yazmıştı. Hatta ve hatta hemen hemen her saldırganın güvenlik güçlerine teslim edilmeden önce bir miktar hırpalanmış olduğu da haberlere dair detaylar arasında yerini almıştı. Manşetler tüm bu haberleri konuşurken, bir psikiyatrın ofisinde doktoru ile görüşen bir kadın oldukça önemli bir sırrı açık etmişti. Pepper Potts, dün gece işittiklerinin yükünü tek başına omuzlayamamış ve patronu olarak bildiği iş insanının aslında Gotham şehrinin hükümdarı Batman olduğunu psikiyatrı ile paylaşmıştı. Bruce Wayne’in sırrının açık edilmesinden daha kötü olan durum ise Pepper’ın psikiyatrının adının Dr. Harleen Frances Quinzel olmasıydı... Normalde Dr. Harleen, yaşadığı bir iş kazası sonucu psikiyatr olmayı sonlandırmış, hatta ve hatta Joker denen o tehlikeli adamın saflarına “Harley Quinn” olarak katılmıştı. Maalesef ki Joker’e çılgın bir şekilde aşık olmuş olan Dr. Harleen, sevmediği işine sırf Joker istediği için geri dönmeye de hazırdı elbette. Son zamanlarda Batman’in kimliğini bulmayı iyice kafasına takmış Joker’in, hedefini Wayne şirketine çevirmesiyle, bu şirkette olan biten her hareketi takip etme görevi de Dr. Harleen’e kalmıştı anlayacağınız. Dr. Harleen ise seve seve görevine geri dönerek, Wayne şirketinin gözde varisi Bruce’un sekreterinden bir şeyler koparmayı planlamıştı. Namı diğer Harley Quinn, psikiyatr kimliğiyle Pepper’ın anlattıklarını dinlemiş ve duydukları karşısından yaşadığı şoku son derece profesyonel bir şekilde gizlemişti Pepper’dan. Bir taşla iki kuş vuran Dr. Harleen, hem Wayne şirketinde olan biten her şeyi öğrenmiş hem de Joker’in ezeli düşmanı Batman’in gerçek kimliğini keşfetmişti. Böylece korkunç bir savaşın ilk tohumlarını atacak hamleyi planlamak için Joker’e doğru harekete geçecekti.
 
Seans bitmişti ve Pepper, Dr. Harleen Frances Quinzel’in aşırı profesyonel tavrıyla onu uğurlayışına şahit olmuştu. Pepper bir kuş misali hafiflemiş ve Gotham sokaklarında yürürken, Dr. Harleen Frances Quinzel heyecanını saklayamayarak elini telefonuna götürmüş ve asla vazgeçemediği Pudin’nini aramıştı.
 
 “Pudin’, sana anlatacaklarıma inanamazsın!” 
 
Sözleriyle başladığı cümlesi Joker’in deli kahkahalarıyla sonlanmıştı. İkili telefon konuşmasının ardından buluşmaya ve bu sefer Gotham şehrinin değil Manhattan’ın karanlığına yeniden karanlık katmaya karar vermişti.
 
Manhattan’ın soğuk mu soğuk gecesine hiç de tanıdık olmayan iki yabancı eşlik ediyordu o akşam. Bir tanesi seksiliğin kitabı yazan dişi bir palyaçoyu andırırken, diğeri ise tam anlamıyla çığırından çıkmış, yeşil kafalı ve bembeyaz suratlı bir psikopat tablosu çiziyordu. Ne kadar korkunç görünseler de yaydıkları aura sayesinde hayranlık uyandırıcı bakışları da üstlerine topluyorlardı. Fakat hayran bakışlar değildi onları tatmin eden, bu yüzden yanlarından geçen herkese ufak tefek korkutucu girişimlerde bulunuyorlardı. Kaosun hüküm sürdüğü şehirde hayalini kurdukları yürüyüşlerini gerçekleştirirken, ayakları onları Iron Man’in büyük düşmanının inine götürmüştü. Joker bu ini nereden biliyor diye sormayın, çünkü bu bir hata olurdu. Biliyorsunuz ki Joker isimli bu çılgın adamın bilmediği en küçük şey dahi yoktu. Tabii tek bir gizemi vardı ki, o da Harley Quinn tarafından çözülmüştü: Bu sır Batman’in Bruce Wayne olması ve Iron Man ile beraber çalışıyor olmasıydı... Joker, bütün bunları öğrendiğinde sanki evliliği bitmiş biri gibi hissetmiş, kalbinin tam ortasına bir hançer saplanmıştı. Azılı düşmanı Bruce Wayne, onun üstüne gül koklamış ve bu da yetmezmiş gibi, onu aynı kendisi gibi bir züppeyle aldatmıştı. Joker, kesinlikle intikam alacaktı ve intikam yöntemiyse “göze göz, dişe diş!” olacaktı.
 
Joker aklından bunları geçirirken, Harley Quinn büyük bir çığlık patlatmıştı. 
 
“Pudin’im! Geldik işte, burası!” 
 
Joker, dişlerini göstererek sırıtmış ve paslı demir kapıyı zorlayarak açıp içeri girmişti. İçerisi pislik ve çöp doluydu. Etrafa saçılmış demir parçaları ve artık işlevsiz olan robot kalıntıları dört bir yanı sarmıştı. Normal bir insan buna asla katlanamazdı ama söz konusu Joker ve Harley Quinn ikilisi olunca, karşı karşıya kaldıkları atmosfer paha biçilemezdi. Joker, kanının kaynadığını hissederken yorgun ve paslı bir ses içeride yankılanmıştı. Ultron; 
 
“Buraya gelme cesaretinde bulunan kişiler de kim?!” 
 
Diye gürlemişti. 
 
Duyduğu gürlemenin ardından daha bir zevk almış olan Joker, büyük ve unutulmaz kötücül kahkahalarından birini daha atmış ve sözlerine devam etmişti.
 
“Sana eski babandan, Iron Man’den şahane haberler getirdim. İlgilenirsen, küçük bir anlaşmayla seni saklandığın bu çukurdan çıkarabilirim!” 
 
Joker’in söylediği söz Ultron’un oldukça dikkatini çekmiş olacak ki, saklandığı izbe odadan yavaş yavaş çıkıp ona bunları söyleyen kişinin gerçekten kim olduğuna şahit olmak istemişti. Karşısında gördüğü korkutucu palyaço ile göz göze geldiğinde, Iron Man’in ne tür bir belaya bulaştığını çok rahat anlayabilmişti. Hiçbir şey söylemeden sağ kalan tek kolunu, sol elini uzatmıştı Joker’e. Ardından lafa girişmişti Ultron;
 
 “Oynadığınız oyun her neyse beni de sayın!”
 
Demiş ve Iron Man ile yarıda bıraktığı mücadelesini haklı bir sonuca kavuşturmak için Joker ve Harley Quinn ile iş birliği içine girmeye karar vermişti. Ultron’u saklandığı ininden çıkaran Joker Manhattan’ın karanlık gecesine karışırken yukarı bakarak, şu sözleri sarf etmişti.
 
“Bekle beni sevgilim. Sana beni aldatmak ne demek işte şimdi göstereceğim!” 
 
Demiş ve korkutucu kahkahası şehirdeki yarasaların kaçışmasına sebep olmuştu.
 
(Chapter 4)
 
Manhattan’da yaşanan ürpertici gecenin ardından gelen günleri, Tony Stark’ın aşk hayatındaki başarısı takip ediyordu. Öyle ki bu ukala ve zengin karakterimiz, içten içe delilercesine âşık olduğu tatlı sekreter Pepper’ı, sonunda onunla yemeğe çıkmaya ikna etmişti. Fakat başına geleceklerden zerre haberi yoktu. Tony Stark’ı çevreleyen talihsiz gelişmelerin ilki, Bruce Wayne’in de Pepper Potts’a karşı duygular besliyor olmasıydı. Ki bu da Tony’nin hiç de hoşuna gitmeyecek yeni bir kapıyı daha aralıyordu. Bruce Wayne çoktan Tony Stark’ın Pepper’ı yemeğe çıkartacağını öğrenmiş ve bu randevuyu sabote etmek için soluğu mekanda almıştı… Stark Endüstrisi’nin biricik varisini çevreleyen ikinci talihsizlik ise, Pepper’ın içinde sakladığı sırrı birazdan öğrenecek olmasıydı.
 
Pepper, Batman’in kimliğini öğrendiğinde omuzladığı yükü her ne kadar doktoruna anlatmış ve rahatlamış olsa da içine düşen huzursuzluktan kurtulamıyordu. Bütün bu rahatsızlığı belki Tony ile paylaşırsa, iyi olacağını düşünmüş olmalıydı ki Pepper için Tony ile yemeğe çıkmasının asıl amacı da bu sırrı açık etmek olmuştu. Tabii ikisi de Bruce Wayne’in orada olacağından habersizdi. 
 
Tony, Pepper’ın gözlerine dalıp giderken, konu bir şekilde o mâlum güne gelmiş ve sonunda Pepper, ağzındaki baklayı çıkarabilmişti. 
 
“Batman’in kim olduğunu doktoruma söyledim.”
 
Demişti birdenbire…
O sırada çatalını ağzına götüren Tony’nin elleri titremiş ve ağzına götüremediği yemek, çatalıyla birlikte yere düşmüştü. Büyük bir “NE?!” sesi etrafta yankılanırken, arkalarındaki masadan da aynı sesin yükseldiğini duymuştu. Ne tesadüf ki bu ses, gündüzlerin playboy’u Bruce Wayne’e aitti. Tony Stark’ın şaşkınlığına eşlik eden Pepper, 
 
“Bay Wayne?!” 
 
Demişti kafası karışık bir şekilde. Wayne’in gözleri ise kızıl saçlı güzel kadına kilitlenmişti. Bruce Wayne dili tutulmuş bir şekilde, iki erkeğin hislerinin arasında kalan kadını görünce hemen sandalyesini yanlarına çekmiş, sert ama bir o kadar sakince bir tavırla sormuştu. 
 
“Kime anlattın?” 
 
Demişti Bruce Wayne. Sert sesinden etkilenen kadın, telaşla açıklamaya başlamıştı. 
 
“Gerçekten, oldukça güvenilir ve profesyonel bir psikiyatrdı. Daha önce Arkham Asylum’da çalışmış ve bir o kadar da yetenekli biriydi. Ben... ben... çok özür dilerim, Bay Wayne.” 
 
Kadının konuşması boyunca dediklerini hazmetmeye çalışan Bruce, Arkham Asylum’u duyunca başından aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissetmişti. İçinden, “Lütfen düşündüğüm şey olmasın...” diye geçirirken, Pepper o lanetli ismi söyleme gafletinde bulundu. 
 
“Psikiyatrımın adı Dr. Quinzel, isterseniz çalıştığı adresi de verebilirim...” 
 
 Bruce ise duyduklarının ardından dona kalırken, Tony Stark’ı bile ezip geçen bir dertle boğuşmaya başlamıştı. Kendini toparlayıp ciddi bir vaziyete bürünmüş ve konuşulanlardan hiçbir şey anlamayan Tony ‘e çevirmişti gözlerini. Bruce Wayne’in “Harley Quinn!” demesiyle Tony, durumun ne kadar vahim olduğunu yalnızca iki kelimeyle anlamıştı. Bruce ve Tony, âşık oldukları güzel ama bir o kadar saf kadını, güvenli bir şekilde evine bırakarak kaçınılmaz sona dair “ne yazık ki” birlikte planlar yapmaya başlamışlardı.
 
Birbirinden hiç hazzetmeyen ikili, Joker’e karşı kışkırtma planları hazırlarken, sık sık kavga ediyor ve hatta bazen özel güçlerini birbirleri üzerinde test ediyorlardı. Birbirinin adeta kopyası olan iki zengin, zeki ve ukala karakterin iyi geçinebilmesi pek de gerçekçi bir senaryo değildi sonuçta. Joker’e karşı gerçekleştirecekleri savaş için oldukça agresif bir planlama içine girmiş olan ikili, Tony Stark’ın sadık yardımcısı Happy’den gelen bir telefonla sarsılmıştı. Happy, Stark Industries’e bağlı tüm networklerde saptanamayan, tehditkâr bir hareketlenmenin olduğunu aktarmış ve aynı zamanda birçok sistemin de çöktüğünü belirtmişti. Bu söylenenler Tony Stark’a hiç de yabancı gelmemişti çünkü kendisi bu kitabı daha önce okumuştu. Eski dostu olan ve eski düşmanı sandığı Ultron, yeni bir başkaldırıyı kucaklamış ve korkunç emelleri ise Tony Stark’ı hedef almıştı. Ne olduğunu gayet net anlayan ama asla sesini çıkarmamış olan Stark, Bruce Wayne’in bilgisayar monitörüne vurmasıyla sarsılmıştı. 
 
“Ne halt yediğini sanıyorsun Bruce!” 
 
Demişti ve ardından Bruce’un;
 
 “Ekrana erişim sağlayamıyorum, birdenbire bozuldu!” cevabıyla karşı karşıya kalmıştı. Tam da o esnada ikisi de bilgisayarın monitöründe arzı endam eden Ultron ile karşılaşmışlardı. Tony Stark ve Bruce Wayne, ekranda gördükleri figür karşısında sessizlik ve şaşkınlık arasında kalakalmıştı. Ultron ise; 
 
“Seni çok özledim babacığım” 
 
Diyerek Tony’i selamlamayı tercih etmişti.. Tony ise 
 
“Nasıl olur, seni Sokovia’da yok etmiştik!” 
 
Şeklinde karşılık verirken Ultron, 
 
“Düşmanına hiçbir zaman arkanı dönmemen gerektiğini ne zaman öğreneceksin Tony?” 
 
Demiş ve bu cevabın ardından Tony, Bruce ile birlikte ekrana boş gözlerle bakmaya devam etmişti. Tam o esnada monitörde, gözlerinden rahatsız edici ve büyük bir sevinç yankılanan o deli adam belirdi. 
 
“Batman, seni üzerinde yarasa kostümü olmadan görmek ne büyük bir şeref! Gözlerimi üzerinden alamıyorum...” 
 
Baştan aşağı Bruce Wayne’i süzen Joker, 
 
 “Bunu nasıl daha önce fark edemedim, Batman’le boylarınız aynıymış zaten!” 
 
Diyerek devam ettirmişti. Bruce Wayne ise bu alaycı tavra karşı dişlerini sıkarak, 
 
“Ne istiyorsunuz bizden, Joker?” diye sordu.
 
Joker ise o etkileyici kahkahalarından birini atarak, monitörü sağa doğru çevirmişti. 
 
“Tatlı arkadaşınızla konuşmak istersiniz diye düşünmüştüm.” 
 
Demiş ve ekrana Pepper’ın korkmuş ve ağlayan gözlerini yansıtmıştı…
 
 
Devam Edecek...
 
 
 
 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?