Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
İntihar Salgınlarının Perde Arkası: Werther Etkisi
world4
SCOPE

İntihar Salgınlarının Perde Arkası: Werther Etkisi

Bundan yaklaşık üç asır kadar önce, 1774 senesinde, Johann Wolfgang von Goethe henüz yirmi beş yaşında bir delikanlıyken yalnızca iki hafta içerisinde yazdığı bir mektup romanla büyük bir üne kavuşmuş ve edebiyat dünyasını sarsan ölümsüz bir eser bırakmıştı geriye. “Genç Werther’in Acıları” edebi anlamda Goethe’ye ölümsüzlük kazandırırken, kitabının etkisi başka insanların üzerinde ölümcül sonuçlara yol açmıştı. Gelin, Werther Etkisi olarak literatüre geçen bu duruma ve insanlar arasında intihar etmenin bir salgın gibi yayılma sürecine yakından bakalım.

Yayın Tarihi :03 Oca 2022
Süre :2 Bardak

wikipedia
Goethe, Genç Werther’in Acıları’nda imkânsız bir aşkın pençesine düşmüş Werther’in çektiği ıstırabı anlatır satırlarında ve o ıstırabı dindirmek için var olan tek çıkar yolun intihar etmek olduğuna kanaat getirir. Melankolik bir zihnin, çaresizlik içinde kendini acıdan korumak için son çırpınışlarıdır bu; kitabı okurken siz de Werther’in azabını içinizde, yüreğinizin en derinlerinde duyumsarsınız. Goethe’nin bu kadar genç bir yaşta insan duygularına bu denli hâkim oluşu inanılmazdır, zaten bu eserle birlikte büyük bir ün kazanır edebi çevrelerde.

Genç Werther Acıları’nın yalnızca hayali bir kurgudan ibaret olmadığı ve Goethe’nin kendi iç dünyasının bir yansıması olduğu söylenir; sözde Goethe, yaşadığı karşılıksız aşk yüzünden içinde bastıramadığı intihar eğilimini satırlarına döküp Genç Werther üzerinden bu arzuyu gerçekleştirmiştir.

O yüzden Werther’in sonu böylesine acıklıdır; Goethe’nin bizzat kendine biçtiği son budur çünkü. En azından söylentiler bu yönde, inanın biz de onların yalancısıyız.

huffington post
Neyse, gelelim çıkış noktasını bu ünlü edebi eserden alan "Werther Etkisi" isimli fenomene…

O dönemlerde insanlar Werther’in yaşadıklarından öyle büyük bir üzüntü duyarlar ve durumunu öylesine içselleştirirler ki tıpkı Werther gibi onlar da birer birer intihar etmeye başlarlar. Bir süre sonra bu tıpkı bir salgın gibi yayılır; aşk acısı çektiği için intihar eden gençlerin sayısı günden güne artar ve durum artık yadsınamayacak hâle gelir.

Sırf bu yüzden Danimarka’da, İtalya’da ve diğer pek çok ülkede Genç Werther’in Acıları kitabı yasaklanır, bu şekilde intihar salgınının önlenebileceği düşünülür. Elbette bu durum ister istemez akıllarda soru işareti yaratır; insanlar gerçekten başkalarının intihar etmesinden etkilenip ölmeye çalışabilirler mi, yani diğer bir deyişle intihar eylemi bulaşıcı özellik gösterir mi?

cultura animi
Tıpkı buna benzer bir durum, 1962 senesinde de yaşanır. Ünlü aktris Marilyn Monroe, banyosunda ölü olarak bulunur ve Monroe’nun intihar ettiği doğrulanır. İlerleyen zamanlarda üç yüzün üzerinde intihar vakasına rastlanır.

Yine 90’lı yıllarda Kurt Cobain’in ölümü ile aynı süreç yaşanır. Ne zaman ünlü bir insanın intihar haberi gelse, o dönemlerde yaşanan intihar vakalarının sayısında dikkat çekici bir artış gözlemlenmeye başlar. Hatta buna yakın zaman önce Güney Koreli idollerden peş peşe gelen intihar haberlerini ve 13 Reasons Why isimli dizinin Genç Werther’in Acıları ile aynı etkiyi yaratabileceğini düşünüp Kanada’da yasaklanmaya çalışılmasını da dahil edebiliriz.

İntihar vakalarının bir salgın gibi yayılmasının altında yatan nedeni merak edip araştıran sosyolog David Philips, 1974 senesinde intiharın taklit edici etkisi olduğunu savunur ve bu savını tanımlamak amacıyla “Werther Etkisi” terimini ortaya atar.

Bazı ünlü isimlerin intiharlarından sonra, New York Times gazetesinde her haber yapıldığında, olayı takip eden aylarda yaşanan intihar vakalarında yaklaşık %12’lik bir artış olduğunu tespit eder Philips. Sırf bu nedenle intihar haberlerinin nasıl verilmesi gerektiğine dair Dünya Sağlık Örgütü tarafından gazetecilere bir kılavuz bile hazırlanır.

Philips’in çalışmasına göre, intihar haberlerinden sonra intiharı taklit eden vakalar için en kritik dönemler sonraki üç ila on günlük süreçtir. Dünya Sağlık Örgütü de on beş ila yirmi dokuz yaş arası gençlerde ikinci büyük ölüm nedeni olarak intiharı işaret ediyor.

Anlayacağınız, intihar haberlerinin ekstra hassasiyet gösterilerek hazırlanması, romantize edilmemesi, fazla detaylardan kaçınılması ve özendirebilecek bir dil ve anlatıma yer verilmemesi gerekiyor. Ayrıca merak ve heyecan unsuru oluşturabilecek hiçbir nokta ön plana çıkarılmamalı. Yoksa bunun neticesinde çok üzücü olaylar yaşanabiliyor ne yazık ki…

Yukarı Kaydır