İnsanlar Neden Kırsala Dönüyor?
ZOOM

İnsanlar Neden Kırsala Dönüyor?

Sanayileşmenin ayak seslerinin duyulmaya başlamasıyla birlikte köyde yaşam süren insanlar alışkanlıklarını bir kenara bırakarak imkanların daha bol olduğu yerlere yani kentlere göç etmişlerdi. O dönemlerde köyden kente göç etmek, üzerinde pek de düşünülecek bir konu sayılmazdı çünkü metropol iş imkanına, türlü etkinliklere erişime ve kolaylığa giden yolda önemli fırsatlar yaratabilecek bir konumdaydı. Ancak günümüzde; o zaman göç edenler de dahil olmak üzere merkezde yaşayan insanlar şehrin kalabalığı, gürültüsü, yapaylığı, koşturması ve bu gibi pek çok unsuru göz önüne alarak yaşam kalitesinin azaldığını düşünüyor ve günlerinin aynı eylemleri yaparak birbiri ardınca sıralandığını hissederek mutsuz oluyor. Bu sebeple de göç tersine dönüyor ve insanlar artık imkanların bol olduğu yerlere değil doğal ve kaliteli yaşam süreceği kırsal alanlara yönelmeye çalışıyorlar. Peki ama niye?

Editör :Selin Borazan
Yayın Tarihi :16 May 2022
Süre :2.5 Bardak

Metropolün sunduğu imkanlar ilk etapta köylerde yaşam süren kişilere öylesine cazip gelmişti ki göç etmek pek çok kişi tarafından konum değiştirmek değil de başka bir gezegene taşınmak gibi algılanmıştı. Ancak köyden kente gelen insanın durumun bu denli renkli olmadığını kavraması uzun sürmedi. Kırsalda benimsediği alışkanlıkları şehir yaşamında uygulayamayan bireyler, kendilerini şehir yaşamına uyum sağlamaya mecbur hissetti. Öte yandan temelde iş imkanı için şehre gelen bu kimselerin işçi olarak çalışması kaçınılmazdı ve dolayısıyla kas gücünü merkeze alan iş kollarında yer aldılar. Dolayısıyla yaşadıkları ev ve çevre işe göre ikinci planda kalıyordu. Ardından "nasılsa kalacak bir yer ve iş bulurum" mantığı ile kentlere göç eden insanlar nüfus bakımından yığılmalara sebep oldu. Ayrıca gelen kişiler her ne kadar çabalasarlar da alışkanlıklarını ve yaşam biçimlerini öyle kolay şekilde terk edemiyorlardı. Bu yüzden gelen insanlar bağ kurmaya ve hemşehri kavramı perspektifinden birbirlerine kolaylık sağlamaya başladılar. Ancak yine de ne şehre uyum sağlayabiliyorlar ne de kırsaldaki düzeni devam ettirebiliyorlardı.

Zaman içerisinde göç daha da arttı ve metropollerdeki insan oranlarında ciddi artış yaşandı. Bu durum çok kültürelliği ön plana çıkarması bakımından olumlu bir unsur olarak söylenebilir. Ancak dengeli bir dağılımın olmaması trafik, kalabalık, çarpık yapılaşma, çevre kirliliği, kontrolsüz tüketim gibi sorunları da beraberinde getirdi. Anlaşılan o ki bu sorunlar belli bir raddeye kadar katlanılabilir haldeydi çünkü insanlar buna rağmen göçe devam ediyor ve metropoldeki yaşamını sürdürüyordu. Ancak son birkaç yıldır bu tablonun aynı şekilde seyir etmediği yadsınamayacak bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Görünen o ki şehir pek çok insana artık eskisi kadar cazip gelmiyor ve kırsal da önceden olduğu gibi yalnızca imkanların yetersiz olduğu bir konum olarak algılanmıyor. Bunun nedeni ne olabilir?

Bu konuya ilişkin pek çok unsur ardı ardına sıralanabilir. Ayrıca net yorumlar yapabilmek için tersine göç yapan insanların neden böyle bir tercihte bulundukları da detaylı araştırılması gereken bir başka konu. Fakat bu konuyu genel bir boyutta inceleyecek ve göçü, tersine göç ile bağlantılı bir biçimde ele alacak olursak konunun en temelde "erişim" ile yakından alakalı olduğu göze çarpar. Bundan yıllar öncesine baktığımızda bir şeyleri elde etmek için oraya gitmek yani o ortamda bulunabilmek gerekiyordu. Ancak teknoloji her geçen gün daha da gelişiyor ve bizlere yeni imkanlar sunuyor. Dolayısıyla bir şeyleri gerçekleştirebilmek için eş zamanlı olarak orada eylemde olmamıza gerek kalmadı. Farklı iş kollarında çalışmak isteyen insanlar eskiden kendi bildikleri işleri bir kenara bırakarak hiç deneyimlerinin olmadığı alanlarda çalışabilmek için metropolün yolunu tutuyordu. Ancak günümüzde mekana bağımlı olarak çalışmak gibi mutlak bir zorunluluğumuz yok. 

Eğitim alabilmek, donanım kazanabilmek ve öğrenmek için de bilgiye pek çok şekilde erişebiliyoruz. Dolayısıyla da insanlar, "tüm bunları zaten dört duvar arasında yapabiliyorum, öyleyse neden daha huzurlu hissedebileceğim doğal bir ortamda olmayayım?" gibi bir düşünce içerisine giriyorlar ve bireysel olarak aktif olacakları aynı zamanda doğa ile de iç içe yaşayabilecekleri ortamlara geri dönmeye çalışıyorlar. Tüm bunların yanında çevresel etmenler ve ekolojik problemler de insanı doğal yaşamaya ve beslenmeye daha fazla iten unsurlar olarak ifade edilebilir. Ayrıca tüm bunlar genel bağlamda değerlendirildiğinde insanların bir gün tersine göç yapmak isteyeceği aslında daha ilk etapta metropole yönelmelerinden belliydi denebilir. 

Yukarı Kaydır