İnsan Doğuştan Kötü Olabilir Mi?
wikipedia
BİLİM

İnsan Doğuştan Kötü Olabilir Mi?

Kötülük sizce nedir? Topluma aykırı olmak kötülük olarak ifade edilebilir mi? Bir insanın herkesçe kötü olarak addedilebilmesi için hangi yazısız kuralları tanımaması gerekir? Gelin biz tüm bunları her bilgiyi kullanarak fakat bilimin ışığında aydınlığa çıkaralım.

Yayın Tarihi :04 Oca 2022
Süre :3 Bardak

pixabay
İnsanlık yüzlerce yıldır “kötülük” problemi ile karşı karşıyadır. Ama Tanrı inancının gelişmesi de kötülük algısıyla mümkün olmuştur. Bu konuda özellikle teoloji ile ilgilenenlerde şu kuram ağır basmaktadır; “Tanrı mutlak iyidir, her şeye gücü yetendir.” (D.Hume) Tanrı’nın “mutlak” bir şekilde iyiliği temsil etmesi klasik bir mantık önermesi ile mutlak bir şekilde kötülüğün de var olduğu anlamına gelmektedir. Fakat bilim bunu bu şekilde kabul etmekten kaçınır ve “mutlak” kelimesi yerine “muğlak” bir bakış açısı getirerek, insanların doğasını araştırmaya koyulur. Bilimin üzerinde düşündüğü ve araştırma yaptığı konu bir insanın doğuştan kötü olup olmaması üzerinedir. Nihayetinde insanın da beyni bir çeşit sistemdir.

gauravyanal
21.yy’ın insanlığına baktığımızda renklerin geçmişte anlatıldığı kadar net olmadığını görebiliriz. Siyah ve beyaz artık kaybolmuştur. Farklı renklerin de sözünün geçtiği bir çağda yaşanmaktadır. Renk alegorisinden şunu da rahatlıkla ifade edebiliriz ki, artık iyi ve kötü kavramları da ortadan kaybolmuştur. İnsanların geldiği noktada “neye göre iyi, kime göre kötü” bağlamında bir çıkmaza girdiği görülmektedir. Fakat biz bunu biyolojik olarak ele almaya yani insan denilen sistemin yazılımına ve hatta ana kartına doğru bir incelemede bulunacağız.

medical news
Biyolojik olarak insan beyni şimdiki boyutlarına 200.000 yıl önce ulaşmıştır. Fakat 160.000 yıl insanlık bizim anladığımız şekilde bir insanlıktan oldukça uzak, birçoğunun kabullenmekte hâlâ zorlandığı maymun sürüsü şeklinde yaşamaya devam etmiştir. Ama tam 40.000 yıl önce insanlık üretmeye, iletişime, topluluk olmaya ve hatta sanata meyletmeye başlamıştır. Sonrasında ise hepimizin malumu insanlık hızını alamamış, dünyanın oluşumundan makinelerin çağına, kablosuz iletişimden uzaya yolculuklara kadar gelişme göstermeye başlamıştır. Peki, tüm bunların görece kısa bir süre içerisinde gerçekleşmesi neye bağlıdır? Bilim bunu maymunlar üzerinde yaptığı deneyler sayesinde çözebilmiştir. Sebebi, ayna nöronlardır.

istock
Ayna nöronlar, beynin ön kısmında yer alan frontal korteksde birbirini taklit eden nöronlara verilen addır. Bir canlının herhangi bir hareketi kendisi yaptığında ve aynı hareketi yapan birini gözlemlediği durumların her ikisinde de hareketlenen nöronlar için kullanılan terimdir. Bu nöronlar, canlı sanki karşısındakinin hareketini kendisi yapıyormuş gibi aktifleşirler (tıpkı bir ayna gibi davranırlar, isim buradan gelmiştir). Şimdiye kadar yapılan araştırmalarda ayna nöronlar, primat canlılarda ve kuşlarda net bir şekilde gözlemlenmiştir.

birtannica
Peki, ayna nöronlar sadece taklidi mi geliştirir? Elbette hayır, bu nöronlar sayesinde insanlık 40.000 yıl önce kendini tehlikelerden koruyabilmek adına yanındaki canlılarla hareket etmeyi öğrenmiştir. Yani empati dediğimiz kavram gerçekleşmiştir. Günümüzde ise toplum kuralları, etik değerler ve tüm iyilik – kötülük düşünceleri “empati” kavramı sayesinde gelişmiştir. İnsanların ayna nöronlar sayesinde modern çağa ulaştıkları su götürmez bir gerçektir. O zaman bilim bize şu soruyu da beraberinde getirmektedir: “Kötülük kavramı, empati eksikliğinden mi kaynaklanır?”

business insider
Kötülük, kötücül düşünceler birçok farklı alt kategoriye ayrılabilmektedir. Fakat günümüzde herkesçe kabul görmüş bir kötülük anlayışı mevcuttur. Bu anlayışa göre ele aldığımızda psikolojide “psikopat” olarak literatüre geçen ciddi bir tanım yer almaktadır. Nörobilim uzmanlarının bu konuda özellikle ele aldıkları şey, bu tanıya sahip kişilerin “ayna nöronlarının” hasarlı olduğu ya da “empati” yeteneklerinin yetiştikleri sağlıksız ortamlardan dolayı gelişme göstermediğidir. Yani “ayna nöronlar” da diğer tüm şeyler gibi insanın gelişme göstermesi gereken ve çalıştırması gereken bir alandır. Aynı motor hareketler de olduğu gibi bu nöronlarında belli bir yaş döneminde gelişmesi için “doğru” örneklerin verilmesi gerekmektedir.

big think
İnsanlarda 4 yaşına kadar belli bir hareketlenme görülmeyen ayna nöronlar, 4 yaştan itibaren gelişme göstermeye başlamaktadır (Theory of Mind kuramı). Çocuklar üzerinde yapılan sosyal deneylerde 4 yaş altı çocukların karşısındaki kişinin acı çekmesine duyarsız kalabileceği gözlemlenirken, ayna nöronları gelişmeye başlamış bir çocuğun güçlü bir empati yanı da varsa merhamet duygusunun da geliştiği gözlemlenmektedir. Amerika’da artan toplu katliam suçlarında yetkililer özellikle okul öncesi eğitim alan çocuklarda beyin gelişimine dikkat etmeye başlamışlardır. Ailelerinin de izniyle belli yaş gruplarında beyin hareketleri gözlemlenen çocukların bazılarında ayna nöronların hiçbir gelişme göstermediği gözlemlenir. Ve bu raporlar yetişkin bir “suçlunun” verileri ile karşılaştırıldığında benzerlikler dikkat çekmektedir.

Tüm bu bilimsel verilerin ışığında, bir insanın doğuştan kötü olabilmesi mümkün görülmektedir. Fakat bu durum erken dönemde empati eksikliğinin fark edilmesi ve sağlıksız bir ortamda büyüme etkenlerinin giderilmesi ile kontrol altına alınabilmektedir. Bir insanın canını alabilmek empati yoksunu bir insan için sabah koşusuna çıkmak kadar normal gelebilirken, sağlıklı ve empati sahibi bir insanın travma yaşamasına sebep olabilmektedir. Toplumlarda giderek artan şiddet olaylarında iki durumu göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Birincisi bu tür kişilerin beyinlerinde doğuştan gelen bir sistem hatası vardır. İkincisi bu tür kişiler ayna nöronlar nedeniyle ailelerinden ya da yetiştikleri ortamlardan gördüklerini ve doğru kabul ettiklerini birebir uygulamaktadırlar. Sizce dünyada artan şiddet ve otoritelerin acımasız yaklaşımları hangi seçeneğe daha yatkındır? Hangi seçenek söz konusu olursa olsun ortada bir tercih olduğunu unutmayalım. Kötülük, bilgisizliğin cehaletin sonucudur. Bilginin ışığı bizimle olsun sevgili okur, empati yeteneğimizi sorgulayabilmek dileğiyle!
Yukarı Kaydır