Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
İnceliyoruz: "Sleepers"
KÜLTÜR/SANAT

İnceliyoruz: "Sleepers"

Şu an yaşamakta olduğumuz hayatın nereye gitmekte olduğunu tahmin etmek kolaydır. Bugün neler yapmakta olduğumuza şöyle bir bakar ve kafamızda buna göre bir gidişat çizeriz. Asıl zor olan, tahminlerimizin gerçekleşme ihtimalinden emin olmaktır, zira günün birinde başımıza nelerin geleceğini, sallanan tahminlerle çizdiğimiz rotanın ne yönde ve nasıl değişeceğini asla bilemiyoruz. Bazen, anlık bir kararla gerçekleşen tek bir hareket ya da atılan tek bir adım, hayatımızı ve tahminlerimizle oluşan gidişatını sonsuza kadar değiştirebiliyor. Hell’s Kitchen’ın laf dinlemeyen dörtlüsü de her zaman yaptıkları çocukça bir davranışın, anlık verilen hatalı bir karar neticesinde hayatlarını sonsuza dek değiştireceğini bilmiyordu; bu değişimin bir hayli ağır olacağını da…

Yayın Tarihi :14 Eki 2021
Süre :2 Bardak

60’lı yıllara, New York’un batısında konumlanan Hell’s Kitchen mahallesine gidiyoruz ve burada bizi dört yakın arkadaş karşılıyor. Hell’s Kitchen, gücü elinde bulunduran insanlar bakımından oldukça karışık bir mahalle, üstelik pek güvenli olduğu da söylenemez. Ancak mahalle sakinleri, uymaları gereken kuralları bilir ve belirlenen sözde düzen içerisinde uyumlu bir şekilde yaşarlar. Bize öyle geliyor ki mahalleye söz geçirme konusunda oldukça başarılı iki ana karakter vardı; Peder Bobby ve King Benny. İşin asıl ilginç yanı ise bu ikilinin birbirinden tamamen farklı bir etkileyiciliğinin oluşuydu, zira biri pederken diğeri bir mafya babasıydı. Peder, çocuklarla olan samimi ilişkisiyle de bir hayli dikkat çekiyordu, öyle ki dörtlüyü, kendi ailelerinden bile daha çok önemsiyor gibiydi.

Hell’s Kitchen’ın ayrılmaz dörtlüsü Lorenzo “Shakes”, Michael, Tommy ve John, filmin başında Lorenzo’nun da söylediği gibi “kan bağından daha kuvvetli bir dostluğa” sahipti. Her adımlarını birlikte atıyor, her yaramazlığı birlikte yapıyorlardı ve bir gün, her zaman yaptıkları bir yaramazlığı korkusuzca tekrarlarken hayatlarının sonsuza kadar değişeceğinden bihaberlerdi. Plan basitti: Shakes, hot dog satıcısına yaklaşacak, siparişini verecekti ve para vermeden oradan kaçacaktı. Bundan sonra iki olasılık vardı; adam ya onu takiben koşmaya başlayacak ya da kaçmasına izin verecekti. Eğer arkasından koşarsa hot dog vagonunu geride bırakmak zorundaydı, böylece Shakes satıcıyı oyalarken arkadaşları kendilerine bir ziyafet çekebilirdi. Satıcı kaçmasına izin verirse, kendisi bedava hot dog kazanmış olacaktı. İlk olasılık gerçekleşti ve satıcı Shakes’in peşine düştü, ancak beklentisinin aksine peşini asla bırakmadı. Mahalleyi turlayıp soluğu arkadaşlarının yanında alan çocuk, vagonla birlikte kaçmayı önerdi ve işler tam da bu kararı takiben karıştı. Ellerinden kaçırdıkları vagon bir adamı hastanelik, kendilerini de küçük yaşta hapishanelik etmişti.

Bilmem kaç ayı aşmamak ve bilmem ne kadar zamandan az olmamak kaydıyla Wilkinson Islahevi'nde kalma cezası alan çocuklar, bu süre zarfı boyunca gardiyanlar tarafından şiddete ve cinsel istismara uğradılar. Yaşadıklarının utancı ve bundan sonra yaşayacaklarının korkusuyla, olanlardan birbirleri de dahil kimseye bahsetmeme kararı aldılar. Bu şekilde belki geçmişi unutacaklarını belki de yaşananların acısını azaltacaklarını düşünüyorlardı; ancak gerçekler daima oradaydı. Hapishanede çıkıp kendi yollarına gitmiş olsalar dahi gardiyanların alaycı sesini, acımasız ellerini unutamıyorlardı.

John ve Tommy, artık birer çete üyesiydi; türlü cinayetler işlemiş, hırsızlıklar yapmışlardı. Lorenzo bir gazete muhabiri, Michael ise savcı yardımcısıydı. Hayatlarını yerle bir eden gardiyanlardan biri olan Sean Nokes ile karşılaşan John ve Tommy’nin, intikam çığlıkları gibi patlayan silahın sesi eşliğinde adamı delik deşik etmesi üzerine dörtlü yeniden bir araya geliyor. İkilinin cinayet davasını, kendilerine yapılanların intikamını almak üzere bir fırsata çeviren dörtlü, yakın çevrelerinde bulunan insanların da yardımıyla, aslında yıllar boyunca hayalini kurdukları intikamın nihayet tadına bakıyor. Peki, aldıkları intikam geçmişi ve geçmişin izlerini silmeye yetiyor mu? İşte o konuda şüpheliyiz…

Hapishanede yaşananlardan sonra John ve Tommy’nin yolunu kaybetmesini travmalarına bağlayabiliyoruz, ancak doğrusunu söylemek gerekirse, ikilinin hapishane duvarlarına bu kadar yakın kalması dikkatimizi çekmiyor değil. Neden hayatlarının en korkunç dönemlerini geçirdikleri bir ortama bu kadar yakın olan bir yaşam tarzını seçmiş olabileceklerini istemsizce sorguluyoruz. Belki de geçmişlerinden kaçamadıkları için tam tersine, onun üzerine gitmeyi tercih ediyorlardı. Belki yaşananların kirli sayfalarının üzerini temiz olanlarla örtemiyor ve bu nedenle daha da kirlisini bulmaya çalışıyorlardı. Ya da belki de bu, maruz kaldıkları sayısız şiddet ve cinsel istismara karşı o zamanlar gösteremedikleri bir güç savaşıydı. Bilemiyoruz; bildiğimiz tek bir şey var, o da John ve Tommy’nin iyileşmediği ve iyileşmeye yeltenemediği…

Dört arkadaş öyle ya da böyle her şeyi unutmaya çalışmış olsa da hapishanenin soğuk odalarında, götürüldükleri deponun karanlık köşelerinde kalmışlardı. İntikamlarını almak üzere duruşmaya tanık olarak çağırdıkları gardiyanlardan birini gördüklerinde bunu kolaylıkla gözlemleyebiliyorduk. Gerçekleri gözyaşlarıyla bir bir itiraf eden gardiyanın karşısında hepsi yeniden ürkek birer çocuk olmuştu. Onların kanunlarına göre suçlu olan herkes cezalandırılmış ve hak yerini bulmuştu. İntikamlarını almışlardı ve yıllar sonra ilk defa mutlu yüzlerle bir masaya oturmuş, gülen gözlerle birbirlerini seyrederken bunun, onların mutlu sonu olacağını biliyorduk. Ancak aniden filmin en başında arkadaşlarını tanıtan Lorenzo tarafından söylenen sözler aklımıza geliyor: “İkisi katildi, 30 yaşına başlamadan öldüler. Diğeri, mesleğini yapmayan bir müşavir.”
Davaları bitmişti; ancak yaşananların ağırlığı hala oradaydı. Bu, onların birlikte geçirdiği son gündü. Hem mutlu hem de mutsuz, daha doğrusu hüzünlü bir sondu bu. En akılda kalıcı filmler daima böyle bitmez mi zaten?
 
“Önümüzde parlak bir gelecek vardı ve sonsuza dek birlikte olacağımızı sanıyorduk.”
Yukarı Kaydır