İlişkilerdeki Renk ve Ahenk Arketipleri
İLİŞKİLER / CİNSELLİK

İlişkilerdeki Renk ve Ahenk Arketipleri

Hepimiz her ne kadar birbirimize benzesek de taban tabana zıt da kalabiliyoruz. Yaşadıkça da görüyoruz ki anlaşmak için ne birinin bize çok benzemesi ne de hiç alakamızın olmaması belirleyici bir faktör. Kiminle anlaşacağımız belli olmuyor bu yüzden. Anlaşmalarımızda mühim olanın, taraflar nasıl renklerde olursa olsun, birlikte ortaya çıkarttıkları yeni esans olduğunu fark ediyoruz. Bu suretle, ilişkilerimiz renklerle tanımlanabilir mi? Gelin birlikte ilişkinin renk kodlarını okuyalım!

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :29 Mar 2021
Süre :2 Bardak

null

Herkesin rengi birbirinden farklı

Renklerimiz, kişisel ilişkilerimizi belirleyen yegane faktör. Ten rengimizden ziyade, coşkumuzun rengi ya da kararsızlığımızın matlığı... Ruh halinin görünmez resmine bakmak gibi de düşünülebilir. Fark etmesek de konuştuğumuz her insanın rengini hissederiz. Gördüğümüz insanlarla, onlarla konuşmasak bile onlar hakkında fikir sahibi olabilmemizi sağlayan şeydir renk. Bu içgörü sayesinde, sohbet dahi etmeyip, sadece etki alanına girdiğimiz biri hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. Birden, birine  ‘kanımız ısınır’, ya da pek sevmeyiz, o kişi, ‘itici gelir’.

Hepimizin bir rengi varsa, demek ki içinde bulunduğumuz herhangi bir ilişkide renklerimiz dans da edebilir, ortaya renk kargaşası da çıkabilir. Bu yüzden herkesle anlaşamayız. En iyi arkadaşımızın iyi anlaştığı biriyle rengimiz hiç tutmayabilir de kimsenin pek sevmediği birini çok sevdiğimiz de olur. Sonuçta, herkes seviyor diye maviyi ya da yeşili sevmek zorunda değiliz ki...

null

Renklerin Matlaşması

Hepimiz birbirimizden farklı olduğumuz gibi, renklerimiz de kendi tonunda parlar. Renklerimizin parlaklığı, yani sağlığı, iç rahatlığı ve hislerin dengesiyle doğrudan bağıntılı olduğu gibi yalan söylemek, kendine verdiğin sözleri tutmamak ve kendine vadettiğini gerçekleştirmemekle de matlaştırır renkleri. Sağlıkla parlayabileceği gibi aynı saçımız, cildimiz gibi, duygularımız dengesizleştikçe, enerjetik rengimiz de mat ve cansız bir görünüm alır ve bu hissi yayar.

Hormonlarımız nasıl vücut sağlığımızı etkiliyorsa; duygu durumumuz, hayattaki huzurumuz, yapma yaratma hevesimiz ve dengemiz de yaydığımız renklerin sağlığını belirliyor. Kasvetli günlerimizde etrafa düzensiz ve rahatsız edici sinyaller yollayabilirken; kendimizi yüksek hissettiğimiz günlerde, rengimiz ışıl ışıl parlar ve manyetik bir etkimiz olur.

null

İlişkide Sıçrayan Renkler, Arketip 1

Bir tarafın diğer tarafı kendi olduğu renge zorladığı ilişkilerle karşılaşabiliriz. Sık sık bir şeyler dikte eden biri, birini olduğu gibi kabul etmektense; üzerinde hükümranlık kurup, kendi fikrini kabul ettirmeye çalışır. Böyle bir davranış tipi, insanları tanımaya engel olur; çünkü bu, karşı tarafı hiç olmadığı bir kişi gibi kodlanır. Bu bakış açısıyla, birini olduğu gibi görmek ve tam olarak tanıyabilmek mümkün değildir; bakan, yalnızca görmek istediğini görür. Gerçek yüzünü değil.

Böyle bir ilişkilenme tipi; kendi rengini başkasına sıçratmaya benzer. Bu tarz bir bağ, ilişki değil, ‘ilinti’ olarak çağrışır aslında. Karşılıklı bir irtibat olmadığından, bu tarz ilişkiler bittiğinde de, karşı tarafın bizi hiç tanımadığını, tanımaya bile çalışmadığını hissetmek mümkün. Vadesi dolmuş, çok yıllık ilişkilerde de gözlenebilir bu durum. İlişkide güç, bir kişide toplanmış, bir taraf ise kimliksizleşmiştir.

null

Renklerin Dansı, Arketip 2

Herkes birbirini olduğu gibi, özgün haliyle kabul ettiğinde ne olur? Renkler dans eder! Her kim olursak, ne renkte olursak olalım; başka bir renge izin verebilirsek, bu dansı yaşayabilmemiz mümkün. Renkler; zıtlıklarıyla da yakınlıklarıyla da karışmadan kıvrılarak oluşturdukları desenle de yakalayabilirler bu ahengi. Yeter ki kişiler dürüst ve renkleri parlak olsun. 

Net olmak ve kararlı adımlar atmak, karşınızdakinin de sizle uyumlu atıyor olması, bir dansa karşılık gelir: Renklerin dansına. Kendisini birbirine bırakan renkler, birbirlerine dolanıp desenler yaratır. Ortaya bir resim çıkmaya başlar böylelikle, bir harita gibi. Kararlılıkla çizilen ve birbiriyle ilerleyen renklerden ve kendine özgü figürlerden oluşan bir harita. Kimse kimseyi değiştirmeye çalışmıyor, herkes sadece kendi oluyor ve ahenk, bu şekilde yakalanıyordur.

null

Yeni Bir Renk, Arketip 3

İlişkilenmenin belki de en güzel hali, birlikte bambaşka bir tat yakalamak. Bazen kendimizi değişmez sanarız, kurallarımız, tabularımız olur. Fakat bunların hepsi bir anda yıkılabilir de! Birbirimiz üzerinde etkimiz çok fazladır. Bu yüzden bir insanın diğer bir insanı etkileyerek değiştirmesi ve onla birlikte değişmesi, bireyler kendi yollarında gelişirken, kurdukları ilişkinin de hem iki insana da benzeyen hem de hiçbirine benzemeyen bir kimya yaratması da olasıdır.

Herkesin farklı bir rengi var. Dolayısıyla belirgin renkler, birbirine karışmaya hevesliyse, ortaya bambaşka bir renk çıkar. Parlak bir mavi, tam aksi rengi kırmızıyla savaşabilir. Fakat uzlaşırlarsa da bu iki renk birleşir ve karışım, moru açığa çıkartır. Mavinin geniş, hür ama mesafeli hissi, havanın serinliği; kırmızının girişkenliği, cesareti ve ateşiyle birleşir. Bu birleşim dengeli olduğu müddetçe, yalnız başına ulaşamayacağımız bir tat, yani renk yakalarız. Ayrılıkların birlikteliğinden doğan gücü.

Kendi rengimizi belirgin kılma yolunda, kararlarımızın arkasında durmak ve hayattan keyif almak aynı zamanda başkalarının renklerini görmeye hevesli olmak ve yargılamaksızın sadece yaşama izin vermek, gerek kreatif projelerimizde, gerekse özel hayatımızda bizi ‘anlamamak ve anlaşılmamak’ bazlı sosyal kısır döngülerden kurtarabilir. Sağlıklı ilişkiler için renklerimizi temiz tutalım.

Yukarı Kaydır