Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
İlişkide Saygı Turnusolu
İLİŞKİLER / CİNSELLİK

İlişkide Saygı Turnusolu

Yakaladığımız atomik saygısız davranışlar, düzeltilebildiği takdirde, gayet iyi bir ilişki yaşayabiliriz belki… Tam tersiyle de, ‘olsun…’ diye sineye çektiklerimiz, birike birike ilişkimizi mahvedecek olabilir. Saygı turnusolumuzu ‘acaba mı?’ dediğimiz davranışlara batırıp çıkarıyoruz… Hangi davranışlar ilişkide saygısızlığın işaretleri?

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :17 Eyl 2022
Süre :3 Bardak
İlişkinin içindeyken bazen anlaşılmıyor, değil mi..? Arkadaşlarımız bizi dürtüp dursa da, ‘Hayır!’ diyoruz. ‘O bana saygı duyuyor’. Arkadaşlarımızın hepsi aynı şeyi söylüyorsa, yüksek ihtimalle haklıdırlar. Şöyle elimizde bir turnusol kağıdı olsa ve davranışa batırdığımızda rengi değişse… Anlasak: Bu saygısızlık mı yoksa sadece yanlış mı bakıyoruz, diye. Fena olmazdı değil mi? Size buradan sihirli bir kâğıt uzatamayız belki ama, elinize neredeyse tutulabilir, o davranışın saygısızlık olduğunu gösteren belirgin kanıtlar sunabiliriz. Meselaaa….

Değerleriniz, İzniniz Olmadan Tartışmaya Mı Açılıyor?

En sık unutulan mefhum, muhtemelen, bir partneri olmadan önce de herkesin bir hayatı olduğu. Keza, bu hayat içinde olmazsa olmazlar kurup değerler edinmişizdir. Her şeyin tartışmaya açık olabileceği, tabii ki geniş bir bakış açısı. Fakat, size has özelliklerin dayanakları olan kritik değerleriniz çok sık bir şekilde tartışmaya açılıyorsa, rahatlıkla, bu işte bir bit yeniği olduğunu düşünebilirsiniz. Anlamak için soru sormak başka bir şey, fakat birinin karşımıza geçip de kapalı bir tavırla olduğumuz kişi yüzünden bizi yargılaması başka bir şey.
Örneğin; her hafta ailenizi ziyaret etmek gibi bir özelliğiniz var. Partneriniz olduktan sonra da bunun değişmesini istemiyorsunuz. Size iyi gelen bir ziyaret ve size kıymetli geliyor… Karşınızda durup, ‘her hafta gitmen saçma değil mi, 2 haftada bir git’ diyen biri olduğunda, önceleri ‘beni daha çok görmek istiyor’ diye düşünebilsek de; diğer taraftan bir ritüelimizin  kırılımıyla çalıştığını fark edebiliriz. Kağıdımızı bu davranışa batırdığımızda; eğer aynı konu sık sık açılıyorsa; evet, turnusol saygısızlık rengini alıyor

Turnusolda, Yalan Rengi Saygısızlık

Evet… Bazen bizim de yalana ihtiyacımız olur. Kendimizi kötü hissettiğimiz bir gün -sahiden de berbat görünüyorsak- gözlerimizin içine bakıp ‘Çok güzelsin hayatım’ denmesi, belki sinirimizi bozar; ama, içimizden, görünüşlerin önemsiz olduğu süptil bir yere de dokunabilir. Fakat, partnerimizden ‘neden bunu yalan söylemesine gerek olsun ki’ gibi; özellikle kendiyle ve hayatıyla ilgili yalanları sık duyuyorsak, burada bir durmamız şart. Yalancı yapıda biriyle karşı karşıya olabiliriz -kaldı ki onun kendine de saygısı yoktur bize nasıl duysun… Ya da direkt olarak enteresan bir oyunun içinde, sevimli bir oyuncak görevi üstlenmiş olabiliriz.
Yalan, illaki fiziksel bir aldatılma durumunda söylenmeli mi? Aslında, ‘bu yalan mı’ diye içimize şüphe sokan her durum, ilişkimizi yavaş yavaş yalanlamaya başlar. Gittiği yerler, düşündüğü şeyler, işinde alamadığı terfi… ve birçok konuda yakaladığımız yalanlar görüyorsak şunu düşünebiliriz: ‘Ben, onun hayatında, gerçeklerini bilecek kadar saydığı ya da yakın bulduğu biri değilim’. Turnusolumuzu batırdık… Bu bir açıdan da kandırılmak, samimiyetsizlik yani, tabii ki saygısızlık

Tartışmadan Kaçmak

Her tartışmamız pozitif sonuçlanmayabilir. Sesler yükselir, kavgaya dönüşür, argümanlar flulaşır. Tabii ki bazı noktalarda susmak gerekir. Bazen de bir şeyleri zamana bırakmak, durumu diğer deneyimlerle çözmek olası. Fakat, tartışmak istediğiniz hemen her konuda, karşınızda birini bulamıyorsanız ya da sorularınız cevapsız kalıyorsa kendi kendinize bir sinir harbine girmeye başlamanız çok doğal. Canlı kanlı bir konuda cesaretle fikrinizi söylediğinizde karşınızda tek gördüğünüz bir ‘ölü taklidi’ ise… düşünmekte fayda var. Bu sık tekrarlanıyorsa, olay münferit bir kavgadan kaçmak değil; durum, sizinle bir sorunu çözmeye meyletmeyen, içinize su serpmekten mustarip bir insana işaret olabilir.
Eğer bir şeyleri tartışarak, konuşarak ya da karşı görünseniz bile orta yol amaçlı bir seyirde çözemeyecekseniz; bu insanla nasıl ciddi bir şey yaşayabilirsiniz ki? Kimse birbirinin aynı değil. Saygı çerçevesinde olmak koşuluyla; hevesli olduğunuz ama giremediğiniz her tartışma, içimizde tortusunu bırakır. Dibe, içe çöker. Turnusolumuzu batırıyoruz buraya ve diyor ki ‘tartışmaya hak görülmek, bir sayılmaktır’. Karşımızda tartışmaktan kaçıp duran biri varsa, sayılmayan bir şeyler vardır

Güven Yoksa İkilik Var

Güven mefhumunu işimizde kazanmak istiyorsak; çalışmamız ve kendimizi göstermemiz gerekebilir. Fakat, romantik bir ilişkide, güven ‘kazanılması gereken’ bir şey değil elbette. Sonuçta sevgi odaklı bir platforma giriyorsak, bunun vizesi güvenden kaynaklanır. Karşımızda güvensiz biri varsa da biz bunu sağlayamayız. Hatta, kendimizi tüketmekten başka bir şeye yol açmayabilir. Partnerimiz travmatik biriyse ve güven problemleri varsa, tabii bir de bunu açık ifade ile ve şeffaflıkla söylüyorsa; bu başka bir tartışmanın konusu olabilir. Israrla bizim yanlış bir şey yaptığımızı adeta fenerle arayan biri; sınırlarımızı çiğneyen ve basıp giden biri; sadece bizi de bi’ tüketir.
Karıştırılan telefonlara, sorgulanan eski mevzularımıza, neden insanlara güler yüzlü olduğumuza batırıyoruz turnusolu… Maalesef koca bir ‘saygı eksilliği rengi’ alıyor kağıt…

Hisleriniz İgnore Ediliyor/Çarpıtıyor

Nasıl hissettiğimiz, bizim kim olduğumuzu belirliyor. Hepimiz aynı resme bakarız; ama, kendimize göre yorumlarız değil mi? Bu vadede de bir konuda hislerimizin yok sayılması ya da bizim ifademiz beklenmeden, çarpıtılarak ‘tahmin edilmesi’ yok sayıldığımız anlamına gelir. İlişkilerimizde bu, sık girdiğimiz bir kısır döngü, değil mi? Önce, ‘bende mi bir hata var’ diye susarız, ardından konuştuğumuzda ‘çok büyütüyor’ oluruz. Hislerimizi anladıktan sonra aks ettirmek kendimize karşı bir sorumluluk. En anlaşılır ve kolay halde… Fakat, ne yaparsak yapalım, bunlar dinlenilmiyor ya da algılanmaktan kaçınılıyorsa; partnerimiz, karşısında kimin olduğuna dikkat etmiyor ya da önemsemiyor olabilir.

Hislerimizi bazen bizim bile adlandırmamız zor olur. Üzüntüyü öfkeyle, şaşkınlığımızı korkuyla karıştırabiliriz. Zaten, yalnızken bile hayatı algılamak güç olabiliyorken, bir de karşımıza geçip bize sormak yerine tahmin etmek, saymak yerine görmezden gelmeye kalkmaya çalışan partnerimiz bizi kendimizden bile eksik hissettirebilir. Turnusolu batırmaya bile gerek yok… Renk, kokuyu alınca bile saygısızlığa değişir…
Bazen sadece kelimelere dökemeyiz. Fakat, sayılmadığımızı hissederiz. Sevgi ve saygı kazanmak için, bir onay ihtiyacıyla partnerimizin peşinden koşarken buluruz kendimizi… Elimizde bir turnusol olmasa da kalbimize bakıp, gerçekten ‘neden’ bu ilişkinin içinde olduğumuzu ona sormak, kurtarıcı olabilir… Hem, ilişkinin içinde koşturup durmanın ne alemi var ki..?
Yukarı Kaydır