Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
İlişkide Dürüstlüğün Önemi
İLİŞKİLER / CİNSELLİK

İlişkide Dürüstlüğün Önemi

Romantik ilişkiler birçok dinamiğin ve iki farklı insanın bir araya geldiği birleşimlerdir. Bu birleşmeler çoğunlukla iki tarafından beklentilerinin yüksek oranda karşılandığını düşündüklerinde başlar. İlişkiden beklentiler sorulduğunda her bireyin cevabı değişebilmekle birlikte en çok verilen cevaplardan bir tanesi ‘dürüstlük’ tür. Dürüstlük kavramı temelde her şeyi olduğu şekliyle en doğru biçimde anlatma ve bir şeyleri saklamama anlamına gelir. İlişkilerin gerçekliği ve tarafların birbirine güveni için oldukça önemli bir fenomen olan dürüstlüğün varlığı ve yokluğu durumunda romantik ilişkide yaratacağı etkileri birlikte konuşacağız.

Yayın Tarihi :23 Eyl 2022
Süre :2.5 Bardak

Açık iletişimin ve dürüstlüğün olduğu bir ilişkide bulunmak çoğu insanın arzularından bir tanesidir. Partneri daha yakından ve doğru bir şekilde tanımak için partnere karşı dürüst olmak oldukça önemlidir. İlişkinin daha ilk başında dürüst davranılmadığında ve taraflar kendilerini oldukları gibi tanıtmadığında bu durum ilerleyen süreçlerde ciddi sorunlar oluşturabilir. Dürüstlüğün olmadığı durumlarda ilişki bir aldatmaca haline geldiğinden gerçek hislerle ve düşüncelerle yaşanması zorlaşır. Bilinçli bir şekilde yanlış bir izlenim yaratma hali karşı tarafta da aldatılma hissi uyandırıyor. Durum böyle olduğunda kişi tamamen sahte bir ilişkinin içinde yaşadığını ve karşı tarafın söylediği hiçbir şeyin doğru olmadığı hissine kapılabiliyor. Bu hisler büyük tartışmalara ve sonucunda ayrılığa neden olabiliyor. 

Öte yandan kişiler gerçekleri saklama yoluyla da dürüstlükten uzaklaşabiliyor. Saklamanın bir yalan olmadığı ve dürüstlüğü bozmayacağı gibi düşünceler kişilerin kendilerini rahatlatıp gerçekleri saklamalarına neden olabiliyor. Gerçekte ise durum bundan oldukça farklı. Çiftler birbirinden yaşamları ve ilişkileriyle ilgili bilgileri saklamaya başladıklarında aralarında güven duygusu giderek azalır. Romantik ilişki çok yakın bir ilişki biçimi olduğundan saklanan durumlar belli bir süre sonra açığa çıkmakta ve ilişkide ciddi boyutlarda sorunlar yaratmaktadır. Gerçekler açığa çıktığında bireyler yalan söylendiğini fark ettikleri durumlardakiyle aynı şekilde aldatılmış hissetmektedirler. Araştırmalara göre kişiler saklama davranışını baskıyla muhatap olmamak, ilişkiyi devam ettirebilmek ve ilişkideki saygınlıklarını kaybetmemek gibi amaçlarla ortaya koymaktadırlar. Gerçeklerin açığa çıktığında yaşanan senaryolar tüm bu korkuların ortaya çıkması şeklinde ilerlemektedir. 

Peki her durumda aldatıldığımızı ya da partnerimizin bize yalan söylediğini fark edebiliyor muyuz? Bu durumun kişisel özelliklerle ve ilişkinin yapısıyla yakından ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. Bazı kişiler aldatmayı fark etmede çok ciddi zorluklar yaşayabiliyorlar. Partnerlerinin her zaman kendilerine doğruyu söyleyeceği inancına sahip oldukları için dürüst olmayan bazı davranışları fark etseler dahi üzerinde durmamaya ve hatta üzerini örtmeye çalışabiliyorlar. Bu durum kişilerin bağlanma şekilleriyle ve kişilikleriyle yakından ilişkili oluyor. Partnerlerinden ayrılmak ciddi bir anksiyete yarattığı için ciddi bir sorun olanı yalanı ve gizli kalan gerçekleri görmezden gelebiliyorlar. Karşı taraf psikolojik şiddete ve manipülasyona yatkın olduğunda ise bu durum uzun süre devam edebiliyor. Bu kişilerin gerçeklerle yüzleşmeleri genellikle karşı tarafın itirafıyla ya da başka kişilerin duruma gösterdikleri tepkiyle gerçekleşebiliyor. Böyle anlarda dahi ayrılığı düşünmeyip ilişkiyi sürdürmek isteyebiliyorlar.

Yukarıda bahsettiğimiz durum aslında kişilerin mental sağlığı için oldukça tehlikeli. Yalnızlık ya da sevgisizlik gibi durumlardan korkmaları nedeniyle bir aldatmacanın içinde yaşamayı tercih etmeleri gerçek hislerini bastırmalarına neden oluyor. Bu bastırmalar onlara işlevsel görünse de gerçekte hem fizyolojik hem de psikolojik sağlıklarını tehdit ediyorlar. Böyle bir ortamda yaşamaya devam etmek ve sahteliği sürdürmek kişide ciddi yaralanmalara neden oluyor. Bu durum kişilerin karşılıklılık halini kaybetmelerine de neden olabiliyor. İlişkideki samimiyet ve iletişim giderek azalıyor. Sonucunda ise birbirlerine daha yabancı hisseden iki kişiye dönüşebiliyorlar. Bu durumla karşılaşmaktan kaçmak ve kabullenememek kişilerin arasındaki mesafeyi giderek açıyor. Aldatmacayı yaratan taraf kendini daha özerk hissedip bu durumdan rahatsız olmasa dahi aldatılan taraf durumun zorlayıcılığıyla baş başa kalabiliyor. Durum böyle olduğunda ilişkide bir taraf yalnız kalmaya ve oldukça zorlu durumlarla tek başına başa çıkmaya başlıyor. Gelinen noktada ilişki iki kişilik bir durum olmaktan da uzaklaşmış oluyor.

Yalana maruz kalan ve baş etmekte zorlanan taraflardan bahsettik. Peki, aldatmayı ve yalanı ilişkiye dahil edenler kimler? Bağlanma şekilleri kaygılı olan kişiler yalana ve bir şeyleri gizlemeye daha yatkın olabiliyor. Bunun nedeni ise çoğunlukla karşı tarafı kendilerinde belli bir mesafe uzakta tutmayı istemeleri oluyor. Bu mesafeyi yaratabilmek adına kendileri ve yaşamları hakkında bazı şeyleri gizleyebiliyorlar. Ya da bu kaygının yarattığı his tam tersi şekilde partnere daha sıkı sarılma hissini doğurduğunda partneri yalanla manipüle ederek kendilerine bağımlı hale getirmeye çalışabiliyorlar. Dürüstlüğün olmaması böyle durumlarda ilişkide ciddi sorunlara ve zedelenmelere yol açıyor.

Yukarı Kaydır